Dünya ahiret saadeti için İLİM

Dünya ahiret saadeti için İLİM

İlk insan Adem (as) e ve sonraki peygamberler (aleyhimus selam) değişik suhuf/sayfalar veya bütün kitaplar halinde vahiy gönderilmiş ve insanlığın bu dünyada insanca yaşması ve ahirette cenneti kazanıp, cehennemden azadı böylece mümkün olmuştur. Tabii ki bu gönderilen ilahı kitaplar ilmin kaynağı ve ta kendisidirler.
Tarih boyu insanlar vahyin/ilmin gereğine göre yaşamaları oranında dünya ve ahiret saadetini kazamışlar, vahiy/ilimden sapmaları durumunda ise her iki alemlerini de berbat etmişlerdir.
Son peygamber hz. Muhammed (sav) in hayatı ise adeta bir ilim manifestosudur;
• Kur'an’ın ilk vahyedilen ayetleri ilme davet eder. (alak suresi ilk 5 ayet)
• Mekke’de Darul Erkam islamın ve Mekke döneminin ilk üniversitesidir.
• Medine’de mescidi nebevî ve suffa islamın ikinci üniversitesidir.
• Her bir sahabî’nin birer aile mektebidir ki; her bir sahabî bir müctehid derecesine ulaşmıştır.
• Her islama giren yeni bir beldeye Suffe üniversitesinin talebelerinden öğretmenler gönderilmiş ve onlara dünya ve ahiret hayatının formülleri öğretilmiştir.
• Resûlullah (sav) ın vefatından sonra yüz yirmi bin olarak tahmin edilen Ashabı Kiram (Rıdvanullahi aleyhim) ın sadece on iki bini Haremeyn de medfundur. Diğer % 90 ı dünyanın dört bir yanına dağılarak İslamî ilimlerin ümmete öğretilmesinde hocalık yapmışlardır.
• Sonraki dönemlerde Medine, Kufe, Basra, Mısır, Şam gibi yerler birer ilim merkezi haline geldi. Daha sonra Kurtuba medeniyeti diye nam salan ispanya vb yerlerdeki ilmi çalışmalar dünyayı ilim ve bilim ışıyla aydınlatmıştır.
• Batının günkü bilim ve teknolojisi İslam medeniyetinin ilim sofralarının artıkları üzerine inşa edilmiştir.
Günümüze gelindiğinde ise;
Saygıyı sevgiyi unutmuş, “ver yiyeyim ser yatayım” kabilinden ölü ruhlu, erdem ve fazilet tanımayan, hayatı mîde ve uçkurdan ibaret gören, emeksiz kısa yoldan köşe dönmeci bir gençlik. Topçuyu, popçuyu, Türkiye’nin kaynanasını, dansçısını vs zıkkımını tanıyan, ama Resûlullah (sav) ı, ashabı (ra) nı, müctehid imamları ve kahraman ecdadını tanımayan bir gençlik.
Selahaddin-i eyyubî Kudüs’ü fethetti, Fatih sultan Muhammed (rh.a) yirmi bir yaşında istanbulu fethetti, bir çağ kapatıp yeni bir çağ açtı. Ama onların torunları olan bu günün yirmi beş yaşındaki gençleri, babaları harçlık vermese karınlarını doyurmaktan acizler… ne günlere kaldık Allahım!..
Batının maneviyattan soyutlayarak geliştirdiği bilim, insanın sadece dünyasını mamur etmek için uğraşırken ahiretini ise adeta unutturup yok saymaya hatta yıkmaya çalışmaktadır. Halbuki biz asıl hayatın ahiret hayatı olduğuna inanıyoruz. Er veya geç bu alemden göçüp gideceğiz.
İnsanın doktor, mühendis, öğretmen, esnaf, işçi, işveren, çiftçi ve değişik dallarda ki sanat ve sanatkarlara elbette ihtiyacı var. Ancak tüm bu sınıflarında alimlere ihtiyacı var. Çünkü tüm bu sınıfların sanat ve mesleklerini dünya huzuru ve ahiret saadetine tebdil edecek şekilde icra etmeleri, islamî ilimlerle mümkün.
Bir milletin;
- Hiç doktoru olmasa, tedavi olamayıp bir kısmı ölür bir kısmı hastalıklı yaşar. Zarar dünyalık.
- Sanatçısı, sanatkarı olmasa hayat devam eder. Sadece estetiği eksik kalır. Zarar dünyalık.
- Mühendisi olmasa işlerinde teknik aksamalar olur. Zarar dünyalık.
- İşçisi, çiftçisi olmasa işler aksar, tarlalar bor kalır, belki sonunda açlıktan ölür. Zara dünyalık.
- Ancak insana imanını öğretecek alimler olmasa insanlar şirke ve küfre girerek ebedi cehenneme müstahak olur, cenneti de ebediyen kaybederler ki bu çok farklı bir kayıptır. Fani olanla ebedi olan kıyaslanamaz. Fani olan zaten kaybolacaktı.
- Salih amellerin nasıl yaşayacaklarını öğretecek alimler olmasa fasık olup yine uzun süreli bir uhrevî kayba uğrarlar.
Dünyayı boşverelim demiyorum. Aksine hem dünyamızın hem de ahiretimizin imarında ilmin önemini anlatmaya çalışıyorum.
Şu anda yetmiş iki milyonluk Türkiye’mizde ilk öğretim seviyesinde on beş bilyonun üstünde öğrenci var. Yüksek öğrenimle beraber bu sayı yirmi milyonu geçmektedir. Ama İslamî ilimleri tahsil eden tüm medrese talebelerini toplasanız 3-5 bini bulmaz.
İlahiyat, imam hatip ve Kur'an kurslarında yetişen öğrenciler elbette önemli ancak ümmete rehberlik yapacak derecede alimler farklıdır. Ve bu gün onlara ekmekten sudan daha çok ihtiyaç var.
Türkiye’de bahsettiğimiz vasıflarda iki bin alimin var olduğunu farzetsek 36000 kişiye bir alim düşmektedir. Bu alimlerin belli konularda ağızlarının bantlandığını ve kitle ilitişim araçlarının bu alimler kapalı, her türlü cehalet, şirk ve hayasızlığa açık oluşunu da eklediğinizde yandı gülüm keten helva…
Hani derler ya; “ aman Allah (cc) ım bu nasıl memleket, köpekleri salmışlar taşları bağlamışlar.”
Şu halde; evlatlarımızın zeki olanlarından bir kısmını da ilim yoluna vakfetmek zorundayız. her kes benim oğlum, doktor, mühendis, öğretmen, esnaf vs. meslek erbabı olsun deyip ilmi tamamen boş verirlerse, ümmet olarak hep beraber günahkar oluruz. Bu kötü gidişatın en büyük sebebi cehalettir ki; bu katlanarak devam eder.
BAZI AYET VE HADİSLER
"De ki: Ey Rabbim! İlmimi artır." (Tâhâ 20/114)
"De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?"(Zümer 39/9)
"Allah içinizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltir. (Mücâdele 58/11)
"Allah'tan kulları içinde ancak ilim sahibi olanlar korkar." (Fâtır 35/28)
"Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır." (Buhari, Müslim, ebu Davud, Tirmizi, Riyazus salihin H no= 1384)
"İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat." (Müslim, ebu Davud, Tirmizi, Riyazus salihin H no= 1386)
"İlim tahsil etmek için yolculuğa çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır." (Tirmizî, Riyazus salihin H no= 1488)
"Âlimin âbide üstünlüğü, benim sizin en aşağı derecede olanınıza üstünlüğüm gibidir. Şüphesiz ki Allah, melekleri, gök ve yer ehli, hatta yuvasındaki karınca ve balıklar bile insanlara hayrı öğretenlere dua ederler." (Tirmizî, Riyazus salihin H no=1390)
"Allah Teâlâ ilmi, insanların hafızalarından silip unutturmak suretiyle değil, fakat âlimlerin vefatıyla yeryüzünden alır. Derken âlim kalmayınca, insanlar bir kısım cahilleri kendilerine lider edinirler. Onlara sorulur; onlar da bilmedikleri halde fetva verirler. böylece hem kendileri sapar düşer, hem de insanları saptırırlar." (Buhari, Müslim, ebu Davud, Tirmizi, Riyazus salihin H no= 1395)

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi