LütfüOflaz'la Sohbet

LütfüOflaz'la Sohbet

Genelkurmay Başkanı ya konuşmasın, ya da yalan konuşmasın!

Genelkurmay Başkanı ya konuşmasın, ya da yalan konuşmasın!

- Lütfü Bey; Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un geçen salı günü düzenlediği toplantıda yaptığı konuşmanın yankıları sürüyor. Üstadım, nasıl değerlendiriyorsunuz Genelkurmay Başkanı’nın bu konuşmasını?

- Ne çok konuşuyor bizde Genelkurmay başkanları. Daha dört gün önce konuşan Genelkurmay Başkanı, önümüzdeki günlerde yine konuşacağını açıkladı. Genelkurmay Başkanı her konuşmasında Batılılaşmanın bayraktarlığını yapıyor ama, var mı Batı'da bizdeki gibi habire konuşan Genelkurmay başkanları? Üstelik de üzerine vazife olmayan siyasi konularda konuşan Genelkurmay başkanları? Batı'da Genelkurmay başkanlarının bırakın her hafta, her ay konuşmasını, yılda bir kez bile konuştuğunu duyan var mı? Hele de Batı'da bir Genelkurmay başkanının siyasi konularda konuşmasına imkan var mı? Hadi onu da bırakın, Batı'da Genelkurmay başkanlarının adını bile bilen var mı? Kaldı ki bizde bir Genelkurmay başkanı ille de konuşacaksa, önce sözlerine “Türkiye halkına bugüne kadar verdiğimiz rahatsızlıklar, çektirdiğimiz acılar için özür dileriz” diye başlamalı. Bugüne kadar yaptıkları askeri darbelerle halkın iradesini katlettikleri için, demokrasiyi, hukuku, insan haklarını katlettikleri için, suçsuz insanları katlettikleri, hapislerde çürüttükleri için Türkiye halkından özür dileyerek başlamalı. Genelkurmay Başkanımız ya sözlerine böyle başlamalı ya da hiç konuşmamalı. Hele de hiç yalan konuşmamalı. Oysa Genelkurmay Başkanımız, geçen salı günkü konuşmasında “Biz demokrasiyi engelleyici bir kurum değiliz” dedi. Evet, Türkiye halkının gözlerinin içine baka baka bu yalanı söyledi. Halbuki İlker Başbuğ’un şimdi başında olduğu kurum bugüne kadar yaptığı darbeler, verdiği muhtıralar ile pek çok kez demokrasiyi engellemedi mi; halkın iradesini çiğnemedi mi; siyasi partileri, sendikaları, dernekleri ve de Meclis’i kapatmadı mı; seçimle gelen bakanları, başbakanı asmadı mı? Hadi bunu geçelim. Peki ama İlker Başbuğ’un o konuşmasında “Ordumuzun onuruyla oynatmayız” şeklindeki sözlerine ne diyelim? ABD askerleri Türk subaylarının başına çuval geçirip, dünyanın gözü önünde ordumuzun onuruyla oynamadılar mı? Genelkurmay Başkanlığımız da ordumuzun onuruyla böylesine oynanmasına seyirci kalmadı mı? Hadi bunu da geçelim. Peki İlker Başbuğ’un “Biz dine karşı değiliz” demesine ne diyelim? Genelkurmay Başkanı “Biz dine karşı değiliz” diyor ama, pek çok subay da “Namaz kıldığım, yani dini vecibemi yerine getirdiğim için ordudan atıldım” diyerek onu yalanlıyor. Dedim ya, Genelkurmay Başkanımız ya hiç konuşmamalı ya da yalan konuşmamalı!

BALANS AYARINI MİLLET YAPMALI!

- Ergenekon’un son dalgasında tutuklanan profesörlerin çoğunlukla “Ordu göreve” zihniyetindekiler olduğu, sivil iktidara karşı askerin darbe yapmasını arzulayanlar olduğu biliniyor. Holding medyası ise onların tutuklanmalarını “Saygın kişiler tutuklanıyor” diyerek haberleştiriyor. Neler söylemek istersiniz bu konuda?

- İnsanlar saygın olsa da suçlu olabilir. Ancak bu insanların suçlu olup olmadıklarına biz değil mahkeme karar verecektir. Mahkeme karar verene kadar da hukukun “Aksi ispat edilene kadar herkes masumdur” kuralı geçerlidir. Aslında Ergenekon Davası kapsamında gözaltına alınanların, tutuklananların kişiliklerinden ziyade “Ergenekoncu” zihniyet ele alınmalı. Mesela “Ordu göreve” diyen, sivil hükümete karşı askerin darbe yapmasını ya da balans ayarı yapmasını isteyen zihniyet ele alınmalı. Malumunuz 27 Mayıs’tan 28 Şubat’a kadar, 12 Mart’tan 12 Eylül’e kadar askeri darbelere, balans ayarlarına medyamız da, üniversite hocalarımız da, yüksek yargı mensuplarımız da destek çıkmıştı. Çok daha kötüsü, örneğin darbe dönemlerinde işkenceyle öldürülenlere “Ölümü doğal nedenlerledir” diye sahte raporlar veren ve işkencecileri koruyan tıp profesörleri vardı. Darbeci generallerin “Mahkum et” dediklerini hukuku çiğneyerek mahkum eden yargı mensupları vardı. Torunu yaşındaki darbeci generalin elini öpen Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı vardı. İşte asıl askeri darbelere, balans ayarlarına var gücüyle destek çıkan bu zihniyet yargılanıp, mahkum olmalı. “Ordu göreve” diyen, askerin darbe yapmasını ya da balans ayarı yapmasını isteyen bu zihniyet artık ülkemizde yok olmalı. Ve artık ülkemizde işbaşındaki hükümetten memnun olmayanlar “Ordu göreve” diye değil, “Millet göreve” diye çağrılar yapmalı! Eğer bu ülkede sivil hükümete karşı ille de balans ayarı yapılacaksa, bu balans ayarını ordu değil, seçimlerde millet yapmalı!

BAKANLARA DA MAKAM UÇAĞI ALINSIN!

- Başbakan Erdoğan'a yaklaşık 61 milyon dolara yeni bir uçak alındı. Ne düşünüyorsunuz bu konuda?

- Alınan yeni uçakla birlikte Başbakan'ın makam uçağı sayısı dört oldu. Şu kriz ortamında, resmi rakamlara göre her gün onbin kişinin işinden, ekmeğinden olduğu şu ortamda, insanların yiyecek ekmek, giyecek ayakkabı buImakta zorlandığı şu ortamda, insanların çocuklarına süt, ilaç bile almakta zorlandığı şu ortamda, Başbakan'a 61 milyon dolara yeni bir uçak alınması doğru bir davranış olabilir mi? Başbakan'ın makam uçağı sayısını dörtlemesi onaylanacak bir davranış olabilir mi? Oldu olacak sadece Başbakan'a uçaklar alınmakla kalınmasın. Mesela bakanlara da birer makam uçağı alınsın! Hatta bununla da kalınmasın. Üst düzey bürokratlara da birer makam uçağı alınsın! Yahu biz devletteki makam arabası saltanatından yakınırken, şimdi de başımıza makam uçakları saltanatı çıktı. Biz millet olarak devletteki her biri trilyonluk makam arabalarının masraflarını karşılamakta zorlanırken, şimdi de başımıza makam uçaklarının masrafları çıktı. Nedir bizim yöneticilerimizdeki bu saltanat merakı? Nedir bizim yöneticilerimizdeki bu makam arabaları, makam uçakları sevdası? Daha önceki sohbetlerimizde rakamlarını da vererek bahsetmiştim; ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Japonya gibi dünyanın en zengin devletlerindeki makam arabalarının sayısı, bizdeki makam arabalarının sayısının yanında çok küçük kalıyor. Bu duruma bakanlar ister istemez “Herhalde dünyanın en zengin devleti Türkiye” diye düşünüyor. Oysa bizde devlet yöneticileri ne kadar zengin bir hayat sürüyorsa, milletin çoğunluğu da o kadar fakir bir hayat sürüyor. Devlet yöneticileri Amerikalı zenginler gibi yaşarken, milletin çoğunluğu Hint fakirleri gibi yaşıyor. Nedir devlet yönetimindeki bunca israf? Yok mudur devletimizi yönetenlerde biraz insaf?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
LütfüOflaz'la Sohbet Arşivi