“Kur’an’ın Mûcizevî Korunması” sempozyumun dan

“Kur’an’ın Mûcizevî Korunması” sempozyumun dan

İki gün, 9-10 Mayıs Cumartesi Pazar günleri güzel başlayıp güzel devam eden ve “Hitâmühû misk” olan güzel bir sempozyumdan bahsedeceğim.
Sempozyum, Akademik Araştırmalar ve İnternet Vakfı ile Yeni Ümit Dergisi tarafından tertip edilmişti. Yeni Ümit dergisi Risâle-i Nur câmiasına mensup kardeşlerimiz tarafından çıkarılıyor. Konuşmacı listesindeki isimlerin çoğu tanıdıktı. Gerçi içlerinde Dinlerarası Diyalogla ilgili olanlar hatta o hususta kitap yazanlar da vardı. Ama “Kur’an’ın Mûcizevî Korunması başlıklı bir toplantıda da o konulara girecek değiller herhalde; gideyim istifade ederim” diye düşünerek gittim. Kendilerine teşekkür ediyorum, bu hüsn-i zannımı yanlış çıkarmadılar...
Başlangıç güzel oldu. Bayezid Cami’ı imamı Suat Hoca’nın Kur’an tilavetiyle başlandı. Sonra 9 Eylül, Ankara, Marmara İlâhiyat Fakültesi dekanları birer kısa konuşma yaptılar. Diğer iki değerli dekanımızı yakından tanımıyordum, ama Marmara İlâhiyat’ın dekanı Prof. Raşit Küçük Hoca’yı seneler öncesinden tanırım. Hürmete lâyık bir hadis profesörüdür.
İSAM başkanı Prof. Akif Aydın konuşmasında, “Kur’an âyetleri, hemen Hazreti Ebûbekir (r.a.) zamanında bir araya getirildiği halde, Tevrat asırlarca sonra yazıya geçirilebildi, İncil ise 4. asrın ürünüdür” dedi ve “İncil’in aslının Ârâmîce olduğu ama bu aslın elde olmadığı” bilgisini verdi.
Evet, İncil ve Tevrat o kadar zamandan sonra yazıya geçirilmiş fakat tahriften kurtulamamıştır.
Değerli okuyucular! Bendeniz, yazı ve konuşmalarda kullanılan kelimelere ve bir meselenin doğru bir mantık silsilesi içinde anlatılıp anlatılmadığına dikkat ederim. Bir kelimenin doğrusu varken uydurukçasının kullanılmasına -tasvip etmemek bir tarafa- sinir olurum. Doğru bir üslupla yapılmayan konuşmalara da değer vermem. Usül ve kâdelere uygun yazı ve konuşmalardan ise büyük haz alırım. Değerlendirmelerine bu ölçüler içersinde devam etmek istiyorum.
Bu iki günün flaş konuşması, bana göre Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Ali Bardakoğlu’nunki idi. Bendenizin yazılarımı okuyanlar bilirler. Gördüğüm yanlışları dile getirerek zaman zaman Diyanet’i tenkit de etmişimdir. Ama Sayın Başkanımız’ın bu konuşması gerçekten güzeldi. Nefis değil enfes bir konuşmaydı.
İmkanım olsa, o konuşmayı levha yapar, altına da Sayın Başkanımız’ın imzasını koyup her tarafa asarım. Aynı konuşmayı başka biri de yapabilirdi. Başka biri yapsaydı bu kadar övücü ifade kullanmazdım. Ama TC’nin Diyanet İşleri Başkanı’nın yapmış olması başka...
Sayın Başkan metinden okumadı, irticâlen konuştu. Onun için bende konuşma metni yok. Ama sempozyumu düzenleyenler bu konuşmaları kitap halinde yayınlayacaklar. O zaman Sayın Başkanımızın bu konuşmasını müstakil bir yazıda ele almak isterim.
Başkanın konuşması başkalarının da dikkatini çekmiş. Bir vilâyetimizden gelen iki ilâhiyat doçenti ile çay molasında bir masadaydık. Onlar da Başkan’ın konuşması için aynen benim gibi düşünüyorlardı...
Suriyeli meşhur âlim Ramazan El-Bûtî de güzel bir konuşma yaptı.
DİB Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Prof. Hamza Aktan’dan, oturum başkanı sıfatıyla yaptığı konuşmada, ilmî vakarın, ilim adamı ağırlığının misalini gördük. Kendisinden, Türkiye’de 90.000 hafız olduğunu, her sene 3.000 hafız yetiştiğini öğrendik, sevindik...
Harran Ü. İ. Fakültesi’nden Prof. Ahmet Bedir’in, Sakarya Ü. İ. Fakültesi’nden Doç. Muhittin Akgül’ün, Irak Dahuk Üniversitesi’nden A. Mumammed Ömer’in konuşmalarını dinledik.
Yüzüncü Yıl Ü. İ. Fakültesi Dekanı Prof. Abdülbâki Güneş’in oturum başkanlığında, Sakarya Ü. İ. Fakültesi’nden Prof. Davut Aydüz, 19 Mayıs Ü. İ. Fakültesi’nden Doç. Mustafa Ünver, Hitit Ü. İ. Fakültesi’nden Doç. Mesut Okumuş’un konuşmalarını dinledik.
Üçüncü oturum başkanı, seneler öncesinden tanıdığım Iğdır Ü. İ. Fakültesi Dekanı Prof. Abdülhakim Yüce’nin konuşması gayet yerinde ve güzeldi.
Yerimiz az kaldı, kısa geçiyorum. Süleyman Demirel Ü. İ. Fakültesi’nden Doç. Bilal Gökkır, Yeni Ümit Dergisi Genel Koordinatörü Dr. Ergun Çapan da güzel bilgiler verdiler. Ramazan El-Bûtî’nin oğlu Muhammed Tevfik Ramazan da enteresan bilgiler aktardı.
“Ben davetsiz müsafirim” diye başlayan Prof. İsmail Karaçam, esprili ve oturaklı konuşmasıyla dinleyicileri neşelendirdi. Arkasından Prof. İshak Yazıcı, Doç. Yaşar Kurt ve Prof. Mesut Erdal’ın konuşmalarını dinledik.
Başta söylediğimiz gibi, “Hitâmühû misk” oldu. Marmara Ü. İ. Fakültesi’nden Yrd. Doç. Fatih Çollak Hoca bir Kur’an ziyafeti verdi. Gönlümüz açıldı.
Kapanış konuşmasını Prof. Suat Yıldırım yaptı. Suat Hoca, 2006 tarihli bir kitapta, “Batılı bazı oryantalistlerin/müsteşriklerin, Kur’an hakkında şüphe düşürücü hareketleri olduğunu” zikrettikten sonra şöyle diyordu: “İşin esef edilecek tarafı şudur ki, bazı Müslüman ilâhiyatçılar, onların iddialarından haberdar olunca, önemli bir keşifte bulunmuş gibi, bunları aktarmaya başlamış, orijinal görünmek için de, nereden aldıklarını söylememişlerdir.”
Demek ki, “Bazı ilâhiyatçılar”dan Suat Yıldırım Hoca da benim gibi rahatsız. Ama buna mukabil, bu sempozyumda yapılan güzel konuşmaları yapanlar da ilâhiyatçılardı. Suat Hoca, İlâhiyat fakültelerinde böyle ilâhiyatçıların da yetiştiğine bilhassa dikkat çekti.
Bir sempozyum böyle geçti. Şimdi bu konuşmaların yer alacağı kitabın basılmasını bekliyorum. Bilhassa D.İ.Başkanı’nın konuşmasını yazıya aktarmak için... Selam ve duâ ile...

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi