Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Batı parmağı var mı?

Batı parmağı var mı?

İran'da seçimlerden sonra yaşanan gerginlik ve sokak gösterilerinde gerçekten de zannedildiği gibi Batı'nın parmağı var mı? Örgütlü bir kışkırtma veya tertipten söz etmek için elde maddi ve somut deliller yok. Zaten krizin tarafları İran rejiminin kanatlarını temsil ediyor. Herhalde Musavi, Hatemi ve Rafsancani'yi Batılılar kışkırtıyor olamaz! Dolayısıyla kriz dahili ama elbette harici yansımaları da var. Birileri veya harici bazı unsurlar elbette ki olayların akışından kendi çıkarları için istifade etmeye ve yönlendirmeye kalkışacaklardır. Bu işin tabiatına uygundur. Bununla birlikte, Elaph sitesinde bir Arap yazar 30 yıl öncesinden itibaren Wolfowitz'in İslam dünyasını bölmek ve parçalamak istediğini, bu hususta planlar yaptığını ve Vietnam işgalinden sonra aynı rolde olan McNamara gibi onun da bir sonraki aşamada Dünya Bankası başkanlığına getirildiğini hatırlatıyor. 30 yıl öncesinden İslam dünyasının taksimat planlarını yaptığını ileri sürüyor. Elbette ki, İsrail'in yararına olmak üzere zaman zaman Bernard Lewis gibi adamların İslam dünyasının parçalanmasını istedikleri ve buna dair planlar geliştirdikleri bir sır değil. Ve bilinen gerçekler arasında bulunuyor. Bununla ilgili bol veri ve malzeme bulunuyor. En son olmak üzere Ralph Peters isimle Pentagon subayı da bir harita neşretmişti. Geçenlerde Paul Wolfowitz, Washington Post gazetesinde 'suskunluk' bir seçenek midir?' anlamına gelebilecek bir yazı yazdı. Onun ötesinde CNN International'a konuştu. Bu konuşma ve yazısı kimilerince Wolfowitz'in daha önce parçalama planlarını İran üzerinden fırsattan bilistifade hayata geçirilmeye çalışma denemesi olarak algılandı ve yansıtıldı. Ezcümle olarak Wolfowitz, Mir Hüseyin Musavi ile temas kurulması gerektiğini savunuyor. Mayıs ayında Obama Rehber Hamaney'e bir mektup göndermiş ve mektupta ikili ilişkileri yeniden kurmanın gereğinden söz etmiş. Sonra ardından Musavi de Michael Leeden'in ortaya çıkardığı bir mektubu Obama'ya göndermiş. Bu teatiler devam ederken Wolfowitz gibi şahinler Obama'dan İran politikasını değiştirmesini ve liderler yerine sokağa el uzatmasını istiyorlar. Robert Kagan ve McCain gibi kimi şahin isimler de Obama'ya bu yolu tavsiye ediyorlar.

El Kuds el Arabi gazetesinde yazan Muhammed Kerişan 'Tahran'la Amerikan krizi' başlıklı yazsısında ( http://www.elaph.com/Web/NewsPapers/2009/6/454127.htm) Wolfowitz'in konuşma ve yazılarından bazı nakiller yapıyor. Buna göre, Wolfowitz şunları söylüyor: "İran muhalefetinin bizim tarafımızdan yönlendirildiği kanaatini uyandırmadan mutlaka İran'a ulaşmalıyız. İran muhalefeti dünyadan destek bekliyor. Amerikan yönetimi de bu desteği esirgememeli..." Wolfowitz'in bu konuşmasını değerlendiren eski CIA üyelerinden ve Bin Ladin ile mücadele timi üyelerinden Mchael Scheuer, Wolfowitz'in CNN'deki konuşmasına itiraz ederek ABD'nin İran'ın içişlerine karışmaktan özenle geri durması gerektiğini savunuyor. Bunun ikili ilişkiler üzerinde yıkıcı sonuçları doğuracağını ve özellikle de İran'a zarar vereceğini ifade ediyor. Wolfowitz'in İran'ın içişlerine karışarak ona diz çöktürme politikasına karşı çıkıyor. New York Times gazetesinin eski muhabirlerinden ve Şah'ın Bütün Adamları kitabının yazarı Stephen Kinzer da Batı ile İran ilişkilerinin normalleşememesini Musaddık'ın devrilmesine bağlıyor. Onun anlayışına göre belki de Musaddık'a müsaade edilseydi İran'da teokratik bir nizam kurulmayacaktı. İran'ın kendi içinde barışık olamamasını veya normalleşememesini ve buna ilaveten Batı ile ilişkilerinin gergin olmasını geçmişte yapılan bir dizi yanlışa ve müdahalelere bağlıyor. 'İran'ı biz azdırdık ve yoldan çıkardık' demeye getiriyor.

Kinzer'in bu değerlendirmeleri daha ziyade geçmişle alakalı. Günümüzde de Amerikan müdahalelerinin örtülü olarak devam ettiğine inanan isimlerden birisi Pakistan eski Genelkurmay Başkanı General Mirza Alsam Bey ve New Yorker yazarlarından Seymour Hirsh. Her ikisi de halen ABD'nin örtülü müdahalelerinin devam ettiğine inanıyor. Bu bağlamda Deniz Ülkü Arıboğan da bir makalesinde İran rejimini değiştirmek için örtülü operasyonlar için ayrılan tahsisat-ı mestureyi yani örtülü ödeneği gündeme getirdi. Elbette bunların en azından bir kısmı doğru olmakla birlikte son olaylarda Batı müdahalesini ispat eden kesin ve somut bir delil ortada bulunmamaktadır. Veya en azından müdahale arzusu var ama bu kuvveden fiile çıkmış durumda değil. Sadece potansiyel boyutta. Dolayısıyla bu hususta söylenenler şimdilik kaydıyla spekülatif alana giriyor. Elbette Batı olaylardan istifade etmek ve kendi çıkarları için yönlendirmek isteyecektir. Lakin İran'daki iç çekişmenin taraflarından birisi de seçim sonuçlarını meşru göstermek için bütün umudunu yabancı parmağına bağlamış gözüküyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Özcan Arşivi