LütfüOflaz'la Sohbet

LütfüOflaz'la Sohbet

Allah’ın askeri değil, Amerika’nın askeri!

Allah’ın askeri değil, Amerika’nın askeri!

- Lütfü Bey; son zamanlarda Başbakan Erdoğan’ın İsrail’i hedef alan açıklamaları, Türkiye’nin İran, Suriye ile iyi ilişkiler kurması İsrail’i ve onun hamisi ABD’yi rahatsız etti. Bu arada kendilerine “Allah’ın askerleri” diyen bir örgüt, İran’daki Devrim Muhafızları’na karşı bir intihar saldırısı gerçekleştirdi. Üstadım; bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Kendilerine “Allah’ın askerleri” diyen bu örgütü ABD’nin kurdurup yönettiği bilinmektedir. Bu örgütçe İran’da gerçekleştirilen saldırının amacı da Sünnilerle-Şiileri birbirine düşürmektir. Sünnilerle Şiileri birbirine düşürmek için gerçekleştirilen bu saldırı gibi, yarın öbür gün de Türkiye ile İran’ın arasını açmak için benzer bir saldırı gerçekleştirilebilir. Nasıl ki Sünnilerle Şiileri birbirine düşürmeyi amaçlayan saldırıyı gerçekleştirenler kendilerine “Allah’ın askerleri” diyorlarsa, Türkiye ile İran’ın arasını açmak için bir saldırı gerçekleştirecek olanlar da mesela kendilerine “Peygamber’in askerleri” diyebilir. Ancak bunlar kendilerine “Allah’ın askerleri” de dese, “Peygamber’in askerleri” de dese, aslında onlar Amerika’nın askerleridir! İsrail’in askerleridir! Unutmayalım ki, Amerika’nın askerleri, İsrail’in askerleri Müslüman ülkelerde derin faaliyetler içindedir. Bunlar bizden görünüp Amerika’ya, İsrail’e hizmet edenlerdir. Amerika’nın askerlerinin, İsrail’in askerlerinin ille de eylemci olması şart değildir. Bunlar bizden sandığımız politikacılar, bizden sandığımız diplomatlar, bizden sandığımız komutanlar, bizden sandığımız medyacılar da olabilir. Bunların nüfus kağıtlarında “Müslüman, Türk” de yazabilir. Ancak onların nüfus kağıtlarında ne yazarsa yazsın, onlar kendilerini ne şekilde tanıtırsa tanıtsın, aslında bizim için onlar emperyalizmin, Amerika’nın, İsrail’in askerleridir! Unutmayalım ki, Osmanlı İmparatorluğu’nu yöneten sadrazamlar içinde bile bize değil, yabancılara hizmet edenler çıkabilmiştir. O nedenle başbakanlarımız, cumhurbaşkanlarımız başta olmak üzere bizi yönetenler emperyalistlere, ABD’ye, siyonistlere ne kadar uzak olurlarsa bize o kadar yakın olurlar! İşte o zaman onların değil, bizim askerimiz olurlar!
GENERAL, PKK’LILARA “HOŞ GELDİNİZ” DEMİŞ!
- “Barış elçileri” olarak Türkiye’ye gelen PKK’lıların üniformalarıyla, bayraklarıyla zafer turu atmaları CHP’yi, MHP’yi kızdırdı; AK Parti Hükümeti PKK’ya taviz vermekle suçlandı. Bu konuyu nasıl yorumluyorsunuz?
- Bu konuda Hükümet’i suçlayanlar acaba niye hiç Genelkurmay’ı suçlamıyor? Mesela Genelkurmay’a “Geçmişte ‘Bir avuç eşkıya; onları bir kaşık suda boğarız’ dediğiniz PKK’lılar bugün topraklarımızda zafer turları atıyor” diyerek hesap sormuyor? Kaldı ki bugün zafer turları atan PKK’lılar “Kürt açılımı” çerçevesinde ülkemize geliyor. Bu açılımı desteklediğini Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ da söylüyor. Gerçek buyken, CHP lideri Deniz Baykal, “PKK’lılar ülkemize teslim olmaya değil, teslim almaya geliyorlar” diyerek Hükümet’i suçluyor da, niye Genelkurmay’a da bir çift laf etmiyor? Bakın 21 Ekim tarihli Akşam gazetesinde Burhan Ayeri, Türkiye’ye gelen PKK’lıların bir general tarafından “Hoş geldiniz” denilerek son derece sevecen bir şekilde karşılandığını yazıyor. İşi en başından alırsak bu konuda asıl Genelkurmay’ın suçlanması gerekiyor. 12 Eylül askeri darbesi olduğunda küçük bir örgüt olan PKK, ne oldu da zaman içinde böylesine büyük bir güç haline geldi? Ne oldu da Kürt halkı var gücüyle PKK’yı destekler hale geldi? Bunun asıl sebebi çok eskilerden beri Genelkurmay’ın oluşturduğu ve gelmiş geçmiş hükümetlere de dayattığı politikalar değil mi? Bu politikaların özü de baskı, zulüm ve kan değil mi? Siz tek suçu “Kürdüm” demek olanları cezaevlerine tıkarsanız; siz 12 Eylül döneminin Diyarbakır Cezaevi’ndeki gibi Kürtlere akıl almaz işkenceler yaparsanız; siz, Kürtlerin önde gelenlerini faili meçhul cinayetlerle ortadan kaldırırsanız; siz, Kürt köylülerine dışkı yedirirseniz; siz, Kürtlerin köylerini bombalayıp yakarsanız; işte sonuçta bu duruma yol açarsınız. Kürtlerin gözünde PKK lideri Abdullah Öcalan’ı, “Büyük Kurtarıcı” yaparsınız. Nitekim Genelkurmay’ın baskı, zulüm, kan politikaları uğruna yüz milyarlarca dolar harcandı, 40 bin insan öldü, ama bütün bunlar Abdullah Öcalan’ı “Büyük Kurtarıcı” yapmaktan başka bir işe yaramadı. Keşke bu politikanın bu sonuca yol açacağı şimdi değil geçmişte anlaşılsaydı.
12 EYLÜL DİZİLERİ PEŞ PEŞE DİZİLMELİ!
- 12 Eylül askeri darbesi dönemini anlatan “Hatırla Sevgili” adlı televizyon dizisinden sonra “Bu kalp seni unutur mu” adlı televizyon dizisi de ilgi çekiyor. Lütfü Bey; askeri darbeye karşı ilk isyan bayrağını açan kişi olarak ne düşünüyorsunuz bu diziler hakkında?
- 12 Eylül askeri darbesinin acımasızlığını, zalimliğini, hukuksuzluğunu anlatmaya yetmez birkaç dizi. 12 Eylül dizileri peş peşe dizilmeli! 12 Eylül dönemini anlatan daha çok diziler, filmler çekilmeli. O dönemin acımasızlığı, zalimliği, hukuksuzluğu bütün yönleriyle gözler önüne serilmeli. Özellikle de genç nesillere darbe döneminin ne demek olduğu öğretilmeli. Mesela bir insan, avukat savunması olmadan, temyiz hakkı elinden alınarak, darbe döneminde çıkarılan yasa geçmişe uygulanarak, “Bir yazıda geçen bir cümle nedeniyle mahkûmiyet kararı verilemez” diyen Yargıtay içtihadına rağmen mahkûm edilebilir mi? Bu soruya bütün dünyada “Edilemez” cevabı verilir; ama işte ben, 12 Eylül döneminde böyle mahkûm edildim. “Bir Mahkûm” adlı kitabımda da bu hukuk cinayetinin öyküsünü dile getirdim. Peki 17 yaşındaki bir genç, bir gecede yaşı büyütülerek idam edilebilir mi? 12 Eylül döneminde Erdal Eren adlı genç bu şekilde idam edilmedi mi? ABD yetiştirmesi işkencecilerin yaptıkları ağır işkenceler sonucu insanlara işlemedikleri suçlar kabul ettirilmedi mi? O ağır işkencelere dayanamayanlara, “Roma’yı yaktığını, Hiroşima’ya atom bombası attığını kabul et” denilse, kabul etmez miydi? Dedim ya, 12 Eylül döneminin işkencelerini, zalimliklerini, hukuksuzluklarını anlatan daha çok diziye, filme ihtiyaç var. “Hatırla Sevgili” gibi bize o dönemi hatırlatan, “Bu kalp seni unutur mu” gibi bize o dönemi unutturmayan daha çok diziye, daha çok filme ihtiyaç var.


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
LütfüOflaz'la Sohbet Arşivi