Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Aşura ile Kerbela arasında

Aşura ile Kerbela arasında

İslam dünyası olarak ağlanacak halimiz var. Her konuda bir zıtlık içindeyiz. Her konudan bir zıtlık üretiyoruz. Kimileri, Aşura gününde aşura tatlısı dağıtıyor ve sevinç yaşıyor. Kimi sırtını dövüyor. Aşura tatlısının nedeni Hazreti Hüseyin'in şehit edilmesine elbette ki sevinmek değil. Belki Nuh'un (A.S.) tufandan ve Musa'nın (A.S.) Firavundan kurtulmasının sevincini paylaşmaktır. Lakin bazıları tersinden algılıyor. Ve Kerbela gününe denk gelen Aşura günü bu anlamda bir matem mi yoksa sevinç günümü tartışması da İslami camiada bölünmelere neden oluyor. Bu bağlamda, Kuveyt'te cumartesi gününe denk gelen Aşura ihtifalleri nedeniyle büyük bir tartışma yaşanıyor. Suçlamalar ve dışlamalar gırla gidiyor. Selefi kesimler Allah bugünde Hazreti Musa'yı Firavun'un mezaliminden ve pençesinden kurtardığı için bir halas ve kurtuluş günü olduğunu ve dolayısıyla bunu dikkate alarak kısmen sevinç ve coşku izhar etmenin yanlış olmadığını ve bir mahzuru bulunmadığını savunuyorlar. Kuveyt'te epey bir orana sahip olan Şii kesimler ise Aşura'nın matem günü olduğunu ve dolayısıyla bugünde sevince yer bulunmadığını söylüyorlar. İşte bu iki algı arasında bir gerilim alanı teşekkül ediyor. Hatta bazı Şii kesimler selefi meşrep Velid Tabatabai'nin Vezekkir adlı kurumunun kapatılmasını talep ediyor. Matem mi, sevinç günü mü? Büyük bir bölünme yaşanıyor. Kamplaşmaya hazırız. Yemen'de rejimle Husiler mi çatışıyor biz hemen tarafımızı seçiyoruz. Tarafların neyi temsil ettiği pek umurumuzda da değil! İşin hakikatine değil zarfına bakıyoruz. Taraf olmak için orayla ilgili bilgi sahibi olmamıza gerek yok. Artık insan haklarıyla örgüt haklarını da (!) birbiriyle karıştırır olduk. Bu gerilim İslam dünyasını boydan boya bölüyor.

İran'da da Aşura ve Kerbela gerilimi var. Islahçılar yeni Kerbela mağdurunun ve mazlumunun Mir Hüseyin Musevi olduğunu söylüyorlar. 'Ya Hüseyin' diye sokakları inletiyorlar. Ama kastettikleri Hüseyin, Kerbela Şehidi Hazreti Hüseyin değil kendilerine göre sandık mağduru Mir Hüseyin Musevi. Hazreti Hüseyin'i değil, yaşayan Hüseyin'i kastediyorlar. Tam da sokaklar adeta çatışma ve yeni bir Kerbela alanına dönüşmüş durumda. Birbirlerine herhalde bir türkü sözlerinde olduğu gibi 'Ali dedik, başkası çıktı' diye hitap ediyor olsalar gerek. Tam da olayları kızıştıracak bir biçimde bir başka Hüseyin olan Hüseyin Ali Muntazari de Aşura ve Kerbela günü öncesinde vefat etti. Bu da Reformcu-Muhafazakar gerilimini ve çatışmasını daha da tetikledi. Elektrikli ortamı alev dalgasına çevirdi.

Irak daha da beter ve Aşura günü için Kerbela yollarına düşmüş ziyaretçilerin önüne pusu kurarak birer ikişer ortadan kaldırıyorlar. Bağdat hükümeti korunmaları için 50 bin civarında asker tahsis etse bile yetersiz kalıyor. New York Times'a göre, Chrismas öncesi Hıristiyanlar ve Kerbela öncesi de Şiiler Irak'ta bir takım kesimlerin boy hedefi haline gelmiş bulunuyor. Sadece insanlar birbirine girmiş durumda değil. Aksine Fekke denilen bölge de İran ile Irak da birbirine girmiş ve seyyidi'ş şüheda Hazreti Hüseyin'in mirasına layık olmada iddialı olan iki taraf da petrol kuyuları kimin olacak diye oldu bitti peşinde. Gerçi İran'ın Bağdat Büyükelçisi Hasan Kummi sınır ihtilafının 1975 Cezayir anlaşmasıyla çözüldüğünü ama karanlık ve gizli ellerin Fekke kuyuları üzerinden ilişkileri baltalamak istediğini söylese de Tarık Haşimi, El Cezire ekranlarından bu söylemleri yalanlıyor ve İran'ın Irak'ın içine el attığını savunuyor. Bu durumda, Iraklılara mı inanacağız yoksa İranlılara mı? Bazıları bu eylemle, İran güdümünde olmayan Nuri Maliki'nin yıpratılmasının amaçlandığını söylüyorlar. Bu mesele de Kanlı Çarşamba sonrasında Irak hükümetinin Şam'ı suçlamasına benziyor. Şam reddediyor lakin Bağdat elinde kanıtlar olduğunu savunuyordu. Gel de pirincin taşını ayıkla!

Artık, Allah'dan, daha önce bizi ayıran Aşura ve Kerbela'nın bizi birleştiren bir kutlu münasebete dönüşmesini niyaz ediyoruz. Zaten de Kerbela herkesin ortak değeridir. Hazreti Hüseyin, hicri 61 tarihinde melik-i adutluk dönemine karşı çıkarak davasına baş koydu ve şehit edildi. Hazreti Hüseyin, Hazreti Adem'in diğer oğlu Habil gibidir. Aşura hem sevinç hem de matem günüdür. Bu anlamıyla Kur'an'da hem temizlik hem de kirlilik anlamına gelen kur'u kelimesi gibi zıt anlam yüklü ve bu yönüyle janus tipli bir kelimedir. Zafer ile keder ile üzüntü bir aradadır. Lakin genel anlamda geçmiş ümmetlerde Aşura kurtuluş günü olarak temayüz etmiştir. İnşaallah bizim açımızdan da yeniden kurtuluş günü anlamı kazanır.

İnşallah İslam ümmeti, matem günü olan Aşura ve Kerbela gününü necat, kurtuluş ve selamet gününe çevirir. Belki de bunu yaparak ve başararak Hazreti Hüseyin'in hedefini ve davasını tamamlamış ve gerçekleştirmiş oluruz. Onun davası birlik ve dirlikti. En büyük zafer de bunu sağlamak olsa gerektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Özcan Arşivi