Y. Bülent Bakiler

Y. Bülent Bakiler

Kurutulan 17.000 bataklık!..

Kurutulan 17.000 bataklık!..

Derler ki Sevgili peygamberimiz, bir gün sahabeyle birlikte yürürken bir köpek leşiyle karşılaşmış. Etrafta çok pis bir koku varmış. Sokak ortasında da çok çirkin bir manzara. Sahabe bu durumdan şikayetçi olmuş:
-Aman ya Resulallah demiş ne kadar çirkin bir manzara! Ne pis bir koku!
Sevgili peygamberimiz gülümseyerek cevap vermiş:
-Bakın demiş hayvanın dişleri ne kadar güzel!
Bazı kimseler de bu hadiseyi ve bu cevabı Hz. İsa’ya dayanarak anlatıyorlar. Doğrusu ben bu işin gerçeğini bilmiyorum. Yani bu olay ve cevap, sevgili peygamberimizle mi, yoksa Hz. İsa ile mi ilgilidir bilmiyorum.
Bildiğim, peygamber ahlâkının çok mükemmel oluşudur. Bir köpek leşinde bile, varsa eğer bir güzelliği görüp göstermektir.
Bu hadiseyi neden yazdım biliyor musunuz? Türkiye, çok zor günlerden geçiyor. Darbe teşebbüsleri, adaletin siyasîleşmesi, yargının yürütmeye, yürütmenin yargıya müdahaleleri, Doğu ve Güneydoğu Anadolumuzda, ilkokul çağındaki çocukların bile, anlatılmaz bir kinle ve dehşetli bir düşmanlıkla polisimize, polis arabalarına saldırmaları, parti liderleri arasındaki bitmez-tükenmez gerginlik...kat’iyyen hayra alamet değil. Etrafımda, “Allah Türkiye’yi korusun!” niyazında bulunan pek çok kimse var. Onları dinlerken de kahırlanıyorum: Yapmayın! diyorum. Her işimizi Allaha bırakmak kolaycılığından vazgeçmemiz lâzım. Allah bize akıl vermiş. Aklımızı kullanmadan, gereken tedbirleri almadan, yani atımızı sağlam kazığa bağlamadan tevekkül yanlış kere yanlıştır. Ordularımızın başına -hâşâ- Allah mı geçsin? Hakimlerimizin kararlarını cebrail vasıtasıyla Allah mı yazdırsın? Taşlı-sopalı bombalı çocukların ellerini Allah mı tutsun? Siyasî partilerimizin önünde Allah mı dursun? Evet diyorsanız, Onun bize verdiği aklı, ne zaman, nerede kullanacağız?
Bütün bu çekişmeler, dövüşmeler...arasında, zaman zaman bazı güzelliklerle de gülümsüyoruz. O mükemmel gelişmelerden birini geçen günkü gazetelerde okudum. Bir yetkili kişinin açıklamasına göre, Türkiyemizde içki satan yüz bin iş yerimiz varmış. Ama son 4 yıl içinde on yedi bin iş yerimizde içki satışları kalkmış. Şimdi seksen üç bin iş yerimizde içki satılıyormuş. Ne kadar sevindiğimi tahmin edemezsiniz. Bazı medenî yapılı belediyelerimiz, kendilerine ait iş yerlerinde, özellikle lokantalarımızda içki içilmesini, satışını yasaklıyorlar. Onların bu davranışlarını, her defasında yürekten alkışlıyorum. Çünkü: “İçki bütün kötülüklerin anasıdır.” Bugün Türkiye’de, kapalı mekânlarda sigara içilmesi nasıl yasaklandıysa, içki içilmesi, içki satılması da bütün Türkiye’de yasaklanmalıdır. İçki içilmeyen, içki satılmayan Türkiye’nin ilimde, irfanda, huzurda, refahta, medenî nizamda...hiçbir kaybı olmaz. Alkoliklerin itirazlarını ciddiye alamayız. Çünkü onlar, resmen hastadırlar. İçkiyi bırakmadan doğru düşünemezler.
Türk Cumhuriyetlerine on defa gidip-geldiğim için biliyorum. Moskova, bütün Türk Cumhuriyetlerinde içki fiyatlarını, Moskova’ya göre daha ucuz tutmuştu. Mesela Moskova’da bir şişe votka 15 ruble iken, Azerbaycan’da, Türkmenistan’da 5 ruble idi. Neden acaba? Araştırın göreceksiniz: İçkiye müptela devlet adamlarımız, edebiyatçılarımız, babalarımız, analarımız, gençlerimiz...içki yüzünden helâk olup gitmişlerdir.


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Y. Bülent Bakiler Arşivi