Y. Bülent Bakiler

Y. Bülent Bakiler

Alevî çalıştaylarına itiraz!

Alevî çalıştaylarına itiraz!

Hürriyet gazetesi iki günden beri yazıp duruyor: “Bu hükûmetin Cumhuriyet tarihimizde ilk defa başlattığı Alevî çalıştaylarından ve o çalıştaylar dolayısıyla hazırlanan rapordan, Alevî derneklerimiz, memnun değillermiş.”
Neticenin böyle olacağını, ben, başından beri biliyordum. Çünkü Alevîlik, bizim bin yıldan beri kanayan yaramız. Bin yıldan beri üst üste yığılan bilgisizliklerle, Müslümanlıktan önceki inanışlarla, zaman zaman Ateist-Marksist görüşlerle karmakarışık hâle gelen bir konuyu, bir-iki senelik çalışmalarla halletmek kolay değildir! İnanıyorum ki bu hükûmet, en iyi niyetlerle, Alevîlik meselemizi çözmek için nasıl bir karar alırsa alsın, bu karara karşı büyük tepkiler, önce Alevî camiamızdan gelecektir. Mesela Milliyet gazetesinde Belma Akçura, 2005 yılı Temmuz ayında: KENTLEŞEN ALEVÎLİK başlığıyla bir araştırma yapmıştı. 5 Temmuz günkü yazısında demişti ki: “Kentleşen Alevîlerin yüzde 15’i ateist!” Bizde, zaman zaman büyük Alevî topluluklarını çekip çevirerek meydanlara dolduran işte bu ateist, yani dinsiz-Allahsız kişilerdir. Bir Alevî, ateist veya Marksist olamaz mı? Elbette olur. Ama ateizme veya Marksizme kayan kimselerin Alevîlikle kıl kadar beraberlikleri olamaz. Şimdi bir hükûmet, Ehl-i beyte, Hz. Ali’ye bağlı Alevîleri sevindirecek bir karar alsa ateizme, Marksizme kayan Alevîler, âdeta kıyamet koparacaklardır. Hükûmet ateistlerin, Marksistlerin görüşlerine dayanarak davransa, bu defa hakiki Alevîler dövünüp duracaklardır. Alevî topluluğunu, sadece ateistler ve Marksistler parçalamıyor. Bölünme sebepleri, birkaç sütunla değil, birkaç kitapla ancak anlatılabilinir.
Beş-altı yıl kadar önce bir yazımda demiştim ki: Bizim Alevîlerimiz soy bakımından Türk, din bakımından Müslümandırlar. İstanbul’da, sözde Alevîler adına çıkan bir dergi çığlıklar koparmıştı: “Bütün aydınlarımızı, Alevî düşmanı Yavuz Bülent’e cevap vermeye çağırıyoruz!” demişlerdi. Benim bir milyon başım olsa, birisiyle Alevî düşmanı olmam. Niçin olayım? Ben aklımı peynir ekmekle yemedim ki! Birtakım kişiler, kuruluşlar, devletler... Alevî-Sünnî düşmanlığını tutuşturmaya çalışıyorlar.
Dünya Ehl-i Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun, Alevî Çalıştayında dehşet verici bir açıklamada bulundu. Dedi ki: “Son 20 yıl içinde, mezhep çatışmaları yüzünden ölen insanların sayısı 10 milyona yaklaşmıştır!” Dehşet! Dehşet! Dehşet!
Siz de radyolarınızdan ve televizyonlarınızdan dinlemişsinizdir: Başta Irak olmak üzere, bazı İslâm ülkelerinde, Şiiler Sünnîlerin, Sünnîler de Şiilerin camilerini bombalıyorlar. Halbuki Şiiler de Müslüman, Sünnîler de! Camiler, Şiilerin de, Sünnîlerin de ibadet yerleri. Şiiler de, Sünnîler de o camilerde, kıbleye dönüp, günde beş vakit namaz kılıyorlar. Ama cehalet ve taassup, bu iki Müslüman topluluğu birbirine düşman hâline getiriyor. Şimdi bir de Türkiye’yi düşünün! Yeni Maraş, yeni Sivas, yeni Çorum, Malatya, İstanbul hadiseleri yaşamak istemiyoruz.
Bu aziz vatanda, adam gibi yaşamak varken, neden kavga? Neden düşmanlıklar? “Dinde zorlama yoktur” Yunus Suresinin 99. ve 100. ayetleri ortadayken birbirimize neden yumruklarımızı sıkıyoruz? M.Âkif’in söylediği gibi: “Önce cehaleti ortadan kaldırmalıyız. Çünkü düşmanlarımızı bize üstün çıkaran el, bizim cehaletimizdir!”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Y. Bülent Bakiler Arşivi