D.Mehmet Doğan

D.Mehmet Doğan

Yalı Camii’nde cenaze

Yalı Camii’nde cenaze

Birkaç senedir İzmir’in Çeşme ilçesinin Germiyan köyüne yakın bir mevkiinde yazın bir iki ay geçiriyoruz. Güya tatil yerindeyiz ama, bizim için Ankara’dan daha fazla çalışmaya vakit oluyor. Kaldığımız yer bölgenin lüks mahallerine göre mütevazı, kooperatif şeklinde kurulmuş memurlara mahsus bir “site”. Ildırı ile Ilıca arasında tek camii olan mevki “Germiyan yalısı”.
Yalı Camii’nin bu tatil bölgesinde cumaları dolduğu hatta taştığı tahmin edilebilir. Geçen sene teravihler de dolu idi. Bu sene cemaat artışı dikkate alınarak camiinin bahçesi düzenlenmiş, kaldırım döşenmiş. Cumaları bu kaldırımlar üzerine halılar serilerek cemaatin ihtiyacı karşılanmaya çalışılıyor.
Cuma sabahı, daha cuma salasına vakit varken duyulan ses, farklı bir duruma işaret ediyordu. Bir vefat vardı ve hoca yanık salanın sonunda vefat edenin ismini de ilân ederek, cumadan sonra cenaze namazı kılınacağını duyurdu.
Yalı Camii’nde ilk defa bir cenazeye şahit olacaktık. Ölüm buraya yazın gelenlerin asla karşılaşmak istemedikleri bir hâl. Nitekim, bu sefer cuma günleri alışık olmadığımız simalarla karşılaştık. Bahçe duvarının bir tarafında kümelenmiş, namaz kılmayan bir grupla, musalla taşına yakın kümelenmiş, muhtemelen merhumun ailesi, yakınları…
Dışarıdaki grup ekseriya yaşlı erkeklerden oluşurken, musalla yakınında bulunanlar genciyle yaşlısıyla ekseriya hanımlardan müteşekkil bir topluluk.
İnsanoğlu ölüm karşısında çaresizdir; insanın gerçekten nutkunun tutulmasına sebep olan belki de tek vak’a ölümdür. Dinler, ölüm karşısında bizim nasıl konuşacağımızı, nasıl davranacağımızı tarif eder. İslâm hayatın sürekliliğini, bu dünyada yaşadıklarımızın geçiciliğini telkin ederek geride kalanlara güçlü bir hatırlatmada bulunur.
Yalı Camii’nin bir tarafına seyyar lokmacı tezgâhı kurulmuş, merhum için lokma dağıtılıyor… Buralarda ölümle ilgili en çok iştirak edilen tören bu! Diğer tarafta ölünün yakınları, neredeyse deniz kıyafetleriyle cami avlusunda arz-ı endam ediyor…
Askılı elbiseler, kısa şortlar, vücudun büyük kısmını açıkta bırakan kıyafetler… Ölüm karşısında çaresiz bu kişilerin dini pratik bir tarafa en basit bilgilerden ve cenazede ne yapılacağından da habersiz olduklarını anlamak zor değildir…
İzmir son yıllarda siyasî bakımdan en “tutucu” il olarak dikkati çekiyor. 1930’daki çok parti denemesinde, 1946’daki çok partili hayata geçişte ve darbelerden sonra siyaset yolu açıldığında daima demokrasiden yana tavır koyan İzmir gitmiş yerine tutucu, tek parti değerlerine sımsıkı bağlı, hayat tarzı konusuna kilitlenmiş bir batı şehri gelmiş.
İzmirlilere sorsanız, tutuculuğu, muhafazakârlığı şiddetle reddederler. Fakat içinde bulundukları durum bundan başka bir şey değildir.
Halkoylamasında İzmir’in ekseriyetle hayır demeye hazırlandığı söyleniyor. Şehirde bazı partilerin dağıttığı “hayır” ilânlarında, AK Parti’nin bu değişiklikten sonra şeriatı getireceği yönünde iddialar yer alıyormuş! Böylece hayır oyu “şeriata hayır” oluyormuş!
Başka bir şehirde olsa böyle ciddiye alınmaz iddialarla insanların karşısına çıkmaya pek cesaret edilemez. İzmir’in taassubu gerçekten çok yüksek seviyede ki böyle iddialar ortaya sürülebiliyor!
Aslında niyetim, yazları kaldığımız İzmir’i, Osmanlı denizcilik tarihinde mühim mevkii olan Çeşme’yi anlatan birkaç yazı yazmaktı. Elbette güzel şeylerden bahsederek başlamak isterdim. Fakat, bu mümkün olmadı. Hele de tam cenaze günlerinde basına yansıyan bir haber taassubun boyutunu daha da belirginleştirdi.
“Tesettürlü mayoyu görünce çıldırdı” başlıklı haber, Türkiye’nin diğer şehirlerindeki baskılarda yer aldı mı, bilemiyorum. Habere göre, Çeşme’de tesettürlü mayo ile denize giren bir hanım ve çocukları bir subay eşinin saldırısına uğramıştı.
Yanında beş bayanla birlikte gelen subay eşi, tesettür mayosu giyen hanıma saldırmış, 8 yaşındaki oğlunu da dövmüş. “İran’a Arabistan’a, sizin gibi olan insanların ülkesine gidin” diye bağırmış. “Örümcekler, utanmıyor musun denizi kirletmeye, Atatürk Cumhuriyetini kirletiyorsunuz” diyerek hakaretler etmiş.
İddiaya göre, jandarma saldırganın ifadesini bile alamamış…
Türkiye son yıllarda ciddi bir değişim geçiriyor. Bu sadece siyasi bir değişim değil, sosyal ve iktisadî yönleri de olan bir değişim. Türkiye’nin yerleşik seçkinleri bu değişimin aleyhlerine olacağı hissine kapılıyorlar. Bu her yerde İzmir kadar şiddetli hissedilmiyor ve o yüzden de, şiddet kokan tepkiler ortaya çıkmıyor olabilir. Ama burası İzmir! Deniz gibi, plaj gibi tamamen dünyaya dönük bir alanda, tesettür mayosunun bu hanıma değişimle birlikte ölümü hatırlattığını düşünüyorum. Değişim ve ölüm karşısındaki çaresizlik, bu hatırlatmayı farkında olmadan yapana hayli pahalıya mal olmuş!
Yaz sıcaklarının tavan yaptığı bu günlerde Ramazan imdadımıza yetişti. Kutlu ayın feyiz ve bereketinin, huzur ve sükunetinin bütün İslâm âlemini, yer yüzünü kuşatması niyazıyla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
D.Mehmet Doğan Arşivi