Resul Tosun

Resul Tosun

İki dil olur mu?

İki dil olur mu?

Bir zamanlar kimi harflerin kullanılıp kullanılmayacağı tartışıldı.

Q, X ve W harfleri problem oldu.

Kimi çevreler sırf Kürtler kullanıyor veya kullanacak diye bu harflere savaş açtılar.

İngilizce yazarken ya da Azeri kardeşlerimizle yazışırken bu harfleri kullanıyoruz. Ama Kürtler söz konusu olunca alfabemizde böylesi harfler yok iddiasıyla hemen gardımızı alıyoruz.

Tam bir saçmalık.

Tamam alfabemize alınmamış ama kullanılmasının önünde bir yasak var mı?

İki dil meselesini tartışmak da bana aynı şekilde mantıksız geliyor.

Kürtler kendi bölgelerinde zaten iki dil konuşmuyorlar mı?

Biri kendi anadilleri olan Kürtçe ötekisi resmi dil olan Türkçe.

Araplar da öyle. Gidin Mardin'e veya Antakya'ya kendinizi Suriye'de zannedersiniz.

Bir zamanlar Kürtçe konuşmak yasaktı. Çok büyük bir hak ihlaliydi. O dönem aşıldı.

Şimdi tabelalarda, mönülerde, markalarda ve alış verişte Kürtçe'nin de kullanılacağı tartışması başladı. Tıpkı harfler üzerindeki tartışma gibi saçma bir tartışma. Kürtçe bilenler zaten Kürtçe alış veriş yapmıyor mu, bunun önünde bir engel mi var ki bu şekilde gündeme geliyor?

Kürtçe marka ve tabelanın önünde de bir yasal engel yok. Yasaklayıcı zihniyet de artık iktidarda değil.

Geriye sadece resmi yazışmalarda ve resmi makamlarda Kürtçe konuşmak ve yazışmak kalıyor ki bence bunun önünde de yasaklayıcı bir düzenleme yok. Tercüman aracılığıyla mesele hallolur.

Asıl mesele Kürtçe'nin de Türkçe gibi resmi dil olması meselesidir.

Bu meselenin çözüm yeri de TBMM'dir, anayasa değişikliğidir.

Milletvekilleri bunu tartışabilir, değiştirme istikametinde çalışma da yapabilir. BDP'li vekillerin bu istikamette yapacağı çalışmalar da yasal ve meşru çalışmalardır.

Parlamenter kişi, anayasa ve yasaları değiştirme hakkına sahip olduğu için anayasaya ve yasalar aykırı konuşabilir. Anayasanın değiştirilemez maddeleri hakkında da aleyhte konuşabilir. Demokrasinin parlamentere verdiği hak tam da budur.

Ama BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, "Artık devletin yasal ve anayasal düzenleme yapmasını beklemeyeceğiz." ifadesi siyasetçi ağzı ve üslubu değildir. Bu ağız sokak ağzıdır.

TBMM devletin en yüksek ve en üst organıdır. Bir milletvekili olarak Demirtaş aynı zamanda devletin bir parçasıdır. Anayasayı ve yasaları eleştirme hakları da vardır; anayasayı ve yasaları değiştirme istikametinde faaliyet gösterme hak ve görevleri de vardır.

Ama "Anayasayı ve yasal düzenlemeleri beklemeyeceğiz" deme hakları yoktur.

Bu dili kullananların siyasi mücadeleyi bırakıp sokağa çıkmaları daha mantıklıdır.

İlginç, meclisteki siyasetçilerin atması gereken adımları İmralı'daki atıyor, İmralı'dakinden beklenebilecek tavrı da meclisteki siyasetçi sergiliyor.

Bu tavırlardan anlaşılan odur ki, BDP ya siyasi misyonunun bilincinde ve ayırdında değil ya da siyasi çözümden yana değil.

Demirtaş'ın Kürtçenin önündeki engelleri kaldırmaya yönelik anayasa ve yasaları değiştirme talebinin desteksiz kalmayacağı kanaatindeyim. Ama "düzenlemeyi beklemeyeceğiz" ifadesi bir meydan okuma olarak algılanabilir, nitekim algılanmıştır da.

Bir insan haklı olduğu bir konuda kendisini haksız konuma ancak bu şekilde düşürebilir.

Bunu başarmak ta bir maharet herhalde.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Resul Tosun Arşivi