İbrahim Karagül

İbrahim Karagül

Gelin bu bilmeceyi çözelim

Gelin bu bilmeceyi çözelim

Türkiye, bazı istihbarat örgütlerinin operasyon merkezi mi oldu? Nükleer karaborsadan örtülü operasyonlara, komşularımıza yönelik suikast operasyonlarına bilmeden ev sahipliği mi yapıyoruz?

Bu yönde endişelerimiz hep vardı. Birileri bu ülkeyi, operasyon üssü olarak kullanıyorsa, operasyonların amacı dışında bir şeyi daha hedefliyor demektir: Türkiye ile söz konusu ülkelerin arasını bozmak.. En azından şüpheler, belirsizlikler, güvensizlikler oluşturmak...

Geçtiğimiz günlerde İran'ın Türkiye'den bir talepte bulunduğu, iki ülkenin örneklerini çokça gördüğümüz operasyonlardan biri üzerinde birlikte çalıştıkları ortaya çıktı.

Dört yıl önce, İstanbul'da kaçırılan ya da ortadan kaybolan İran Savunma Bakanı eski Yardımcısı Ali Rıza Asgeri operasyonuydu bu. ABD-İsrail istihbaratı tarafından kaçırıldığı ya da kendisinin bu ülkelerle işbirliği yaptığı tezleri öne çıkmıştı. O günden bu yana hiçbir sonuç alınamadı. Kaçırıldı mı kaçtı mı? İran kaçırıldığını ve bir İsrail hapishanesinde öldüğünü iddia ediyor.

Filmlere konu olacak bir senaryoydu bu. İstanbul, Soğuk Savaş döneminin en hararetli casusluk olaylarını hatırlatan bir istihbarat operasyonuna ev sahipliği yapmıştı. Sekiz yıl boyunca, İran Savunma Bakan Yardımcısı olan, Devrim Muhafızları'nın güçlü generallerinden biri İstanbul'un ortasında kayıplara karışıyordu! 7 Şubat 2007'de İstanbul'a gelen sonra bir daha kendisinde haber alınamayan 63 yaşındaki Asgeri'ye ne olduğu hala bilinmiyor.

İran, o zaman da Asgeri'nin kaçırıldığını söyleyerek Türkiye'den bir şeyler yapmasını istedi. Türkiye, bu kadar önemli bir kişinin İstanbul'un göbeğinden kaçırılmasından duyduğu rahatsızlıkla o günden bu yana olayı çözmeye çalışıyor. Böylesine önemli bir kişinin İstanbul'da kaçırılması, Türk istihbaratı ve güvenlik birimleri için çok ciddi bir zaaf teşkil ediyordu çünkü.

Casusluk romanlarına konu olacak kaçırma, Irak'la bağlantılı gösterildi. Askeri'nin Irak içindeki İranlı komandoların başında bulunduğu, ABD'nin esir aldığı 8 İranlı diplomata misilleme olarak ABD askerlerini kurşuna dizdirdiği gibi iddialar vardı. Irak'tan Şam'a oradan da İstanbul Atatürk Havaalanı'na geldiği, Türkiyeli olmayan bazı kişilerin kendisi adına Ceylan Intercontinental otelinde üç günlük rezervasyon yaptırdığı ancak generalin bu otele gelmediği, bagajının bir ucuz otelin odasında bulunduğu belirtildi.

Dört yıl önce öne çıkan sorular şöyleydi:

Asgeri neden Irak'tan İran'a geçmedi de Türkiye'ye geldi? Sadece Irak'taki çalışmaları yüzünden mi kaçırıldı? Hizbullah'ı eğittiği veya İran nükleer sırlarıyla ilgili bilgilere sahip olduğu iddiaları, Asgeri'yi özellikle İsrail için hedef mi yaptı? Bazı füze parçalarının Türkiye üzerinden İran'a aktarılmasında rol oynadı mı?

Bu ve daha bir çok soru cevapsız kaldı. En azından bugüne kadar.. Bırakın cevapları bulmayı, bir ülkenin savunma bakan yardımcılığını yapan kişinin akıbeti hakkında hiçbir iz bulunamadı.

Olay hem Türkiye'yi zan altında bırakmış hem de İstanbul'u istihbarat operasyonlarının merkezine dönüştürmüştü. Nereye götürüldü, hangi üste tutuluyor, neden İstanbul'a geldi, gerçekte ne tür bilgilere sahipti?..

Bunlar çok çok önemliydi elbette ama Türkiye için başka şeyler de vardı önemli olan. İstanbul'da adam kaçırılıyordu, istihbarat örgütleri operasyonlar yapıyordu, Türk istihbaratı ne yapıyordu? Birileri operasyonlarda işbirliği yapmış olabilir miydi? Ya da hiç mi haberimiz yoktu?.. O zaman bu daha da vahim değil miydi?..

Hemen ardından Türkiye'den bazı kişilerin casusluk operasyonlarına aracı olduğu yönünde iddialar ortaya atıldı. 16 Mart 2007'de İran'dan İstanbul'a beş İranlı'nın daha yola çıkarıldığı, 17 Mart gecesi saat 24'te Türkiye'ye giriş yaptığı, 18 Mart'ta saat 21 civarında CIA ve Mossad elemanlarına teslim edildiği ve ABD'ye götürüldüğü gibi vahim iddialar ortaya atıldı.

Tabi bunlarla ilgili de hiçbir maddi gelişme olmadı.

Dört yıl önce olan bu olayın benzerleri bugün devam mı ediyor? İranlı nükleer bilimcilere yönelik saldırılar dikkat çekici. Mossad, MI ve CIA'nın bu yönde ortak operasyonlar yürüttüğüne dair Avrupa basınında bile haberler, iddialar ortaya atılır oldu. Aynı çevreler, Türkiye'nin bu alanda operasyon merkezi olarak kullanıldığını öne sürüyor. Şimdiye kadar beş ya da altı nükleer bilimci öldürüldü. Bunların söz konusu istihbarat koalisyonundan bağımsız olduğunu düşünmek zor. Ama bizi ilgilendiren bir başka şey daha var:

Türkiye bu işin neresinde? Üzerine gidiyor ama önleyemiyor mu yoksa birileri ortaklık mı yapıyor?

İstanbul'dan Kahire'ye, Şam'dan Beyrut'a kadar istihbarat operasyonları inanılmaz biçimde öne çıktı. Tabi suikastler, sabotajlar da... Bakalım nerelere uzanacak?..

Bir not daha: Bağdat'ta oldukça genç bir nükleer bilimci, çalışmalarıyla ödüller alan Muhammed el Fouz, Mossad timlerince öldürüldü. Uranyun zenginleştirme konusunda yeni bir formül geliştirdiği söyleniyor... Şimdiye kadar 350 nükleer bilimcinin bu şekilde öldürüldüğünü not edelim...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İbrahim Karagül Arşivi