M. Emin Parlaktürk

M. Emin Parlaktürk

Muhafazakârların "Muhteşem" Sınavı!

Muhafazakârların "Muhteşem" Sınavı!

Biliyorsunuz, "Muhteşem Yüzyıl" adlı dizide Kanuni Sultan Süleyman'ın, içkici ve kadın düşkünü olarak gösterilmesi tepki toplamaya devam ediyor.

Ben filmi izlemedim. Filmin değerlendirilmesini de uzman tarihçilere bırakıyorum.

***

Beni hayrete düşüren şey, yapılan münakaşaların yükselen harareti ve görüntülerin her iki kesimce de olumlu/olumsuz tek yönlü tepkileridir.

Filmde anlatılanlara bakınca diyorum ki, acaba günümüzde durum pek mi iç açıcı?

Hadi geçmişimizi savunduk, akladık diyelim, günümüzü nasıl savunacak ve aklayacağız?!...

İçkinin su gibi akıtıldığı, fuhuş ticaretinin alenen yapıldığı, toplu alemlerin ve sapık ilişkilerin pervasızca işlendiği günümüzde yapılanlar, yüzümüzü hiç kızartmıyor, başımızı öne eğdirtmiyor mu?!

Biz, neden bunları devamlı konuşmuyoruz, gündemde tutmuyoruz, sorgulamıyoruz, hesap sormuyoruz da, tarihte kalan bir şahsiyetin belki de kasıtlı olarak çirkince sergilenen bir film görüntüsüne bu kadar tepki verip ortalığı ayağa kaldırıyoruz?!

Günümüzde, dünün görüntülerini kat kat geride bırakacak rezillikler açıkça işlenmiyor mu?

Yanlış anlaşılmasın lütfen, dizi filmde yapılan küstahlığı, saygısızlığı ve ahlaksızlığı asla onaylıyor veya hafife alıyor değilim.

Elbette, tarihi şahsiyetlerimize, milli ve dini değerlerimize yönelik haksızca yapılan saldırılara karşı çıkacak, ahlaksızlığa karşı mücadele vereceğiz.

Ama bunu yaparken, içinde yaşadığımız toplumu asla unutmayalım.

Çünkü herkes, geçmiş zamandan değil içinde yaşadığı çağdan sorumlu olacaktır.

Ve yine herkes, geçmişinden değil içinde bulunduğu toplumdan sorgulanacaktır.

***

Sabah'tan Haşmet Babaoğlu'nun konuyla ilgili yazısı dikkatimi çekti.

Her ne kadar dünya görüşüne ve yaşam biçimine katılmasam da, yazılarını ilgiyle takip ettiğim ve bazı tespitlerini takdir ettiğim bir yazardır kendisi.

"Muhafazakârların kritik sınavı" başlıklı yazısında şöyle diyor:

"Muhafazakâr, kutsalı olan kişidir. Ve tam da bu yüzden, yani esas kutsal olana saygısızlık yapmamak için önüne gelen her şeyi kutsallaştırmaktan kaçınmalıdır. Muhafazakâr, neyi muhafaza eder? Değerleri! Yani o değer bilir. Fakat değer bilmek ve değerini vermek, dokunulmazlar yaratmak değildir."

Babaoğlu'nun "Muhafazakâr" dan kastının "Müslüman" olduğu yazısından anlaşılıyor.

Ancak, Müslüman'ı "Muhafazakâr" diye nitelemesine itirazım olacak.

Çünkü "Muhafazakârlık"; bugün farklı anlamlarda kullanılan siyasal bir kavram haline gelmiştir.

Zaten, lügat anlamı itibariyle de "müslüman" kimliğiyle örtüşmeyen bir tarifi var.

Eski ve yeni sözlüklere bakarsanız, muhafazakârlık: "bir şeyi değiştirmeden olduğu gibi tutmak, tutuculuk (conservatisme), milli an'anelere, örf ve adetlere bağlılık" olarak tarif edilir.

Oysa Müslümanların lideri olan Hz.Muhammed (a.s), tarihin en büyük değişimcisi, yenilikçisi ve inkılapçısı idi.

O, yaşadığı çağın anlayış, an'ane, örf ve adetlerini olduğu gibi alıp kabul etmek yerine vahyin süzgecinden geçirmiş, İlahi ölçüye uymayanları reddedip uyanları da İslamîleştirmiştir.

Dolayısıyla, Peygamber'i "muhafazakâr" olmayanın, sosyolojik anlamda "muhafazakâr" olması düşünülemez.

Çünkü, Müslüman'ın muhafazakârlığı; sosyal, siyasal veya geleneksel değil, sadece "vahiy" eksenlidir.

Müslüman, ancak vahyi yani Kur'an'ı ve Kur'an'ın işaret ettiği değişmeyen gerçekleri "muhafaza" eder.

***

Müslümanların elbette "dokunulmaz"ları, yani "kutsalları" vardır.

Ancak, bunlar Müslümanların kendi kafalarından, toplumsal taleplerden veya geleneksel değerlerinden oluşmaz.

Kutsallık İlahi kaynaklıdır ve ancak Allah'ın belirlemesiyle bilinir.

Yoksa, kul'a ait olan hiçbir şey "kutsal" değildir.

Kul olan insanın kendisi de "kutsal" olamaz.

Dolayısıyla, ne Kanuni Sultan Süleyman kutsal ve dokunulmazdır.

Ne Mustafa Kemal Atatürk!..

Ne de diğerleri...

Hatta, Peygamberleri kutsamak, insanüstü ve normal ötesi varlıklarmış gibi görerek onları dokunulmaz kılmak, tevhid anlayışıyla asla bağdaşmaz.

Haşmet Babaoğlu, hiç endişe etmesin!

Aklı başında olan her Müslüman, bu "kritik sınav"ın farkındadır.

Müslümanlık, tarih boyunca hep başkalarınca ortaya atılan dokunulmaz kişiliklerle mücadele etmiş, kutsallaştırılan kullarla savaşmış, devleştirilen cücelerin foyalarıını orataya çıkarmakla uğraşmıştır.

***

Müslümanların bugün de en büyük problem ve mücadele alanı; kutsallaştırılan kullar, tabulaştırılan yasalar ve dogmalaştırılan idare şekilleridir.

Bu anlamda "muhafazakârlar" Müslümanlar değildir.

Tam aksine, yeniliğe, değişime, ilerlemeye bağnazca karşı çıkan statükocu, sekülarist, jokaben zihniyettir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
M. Emin Parlaktürk Arşivi