Ali Ferşadoğlu

Ali Ferşadoğlu

Hizmet, şahsın değil, hakkın hatırını yüksek tutmaktır

Hizmet, şahsın değil, hakkın hatırını yüksek tutmaktır

* Hizmette, şeâir-i İslâmiyeye (İslâmî esaslara, hükümlere, farzlara, sembollere) uymak ve ilân etmek esastır. Çünkü, Şer’î meselelerde bir kısım meseleler, şahıslara taallûk eder; bir kısım umuma, umumiyet itibarıyla taallûk eder ki, şahsî farzlardan daha önemlidir.1
Ezandan maksat yalnızca namaza çağırmak değil; başörtüsü teferruât değil; şeâir-i İslâmiyedirler; aynı zamanda tevhidi sema ehli dahil bütün varlıklara ilân ve İslâmı tebliğdirler. Hizmet(!) için farzlar terk edilmez. Farzların terkinde, yüzde doksan dokuz ihtimâl-i zarar var. Acaba dine ve dünyaya zarar olan ihmâl ve terke ne bahane bulunabilir? Hamiyet nasıl müsaade eder? Şeâirde tehâvün (önemsememe), zaaf-ı milliyeti gösterir. Zaaf ise, düşmanı tevkif etmez, teşcî eder (durdurmaz, cesaretlendirir).2 * Hizmet, şahısların değil, hakkın hatırını yüksek tutmak; onu hiçbir hatıra fedâ etmemektir.3 İster imânî, ister ibadetle ilgili, ister dine taalluk eden içtimaî-siyasî mevzular anlatılsın; ‘şahıslar kırılır, darılır, hoş karşılamaz diye’ anlatmazlık etmemek; gerçeği olduğu gibi—ama tabii ki mukteza-i hâle mutabık olarak—anlatmak ve hakkın hatırını kırmamak hizmettir. * Hizmet, Risâle-i Nur mesleği olan aşk, şevk, merhamet, şefkat, ferâgat ve îsâr hasletiyle hizmeti gerektirir. Hizmet, “Dine meylettirmek ve iltizama (taraftar olup yapışmaya) teşvik etmek ve dinî vazifelerini hatırlatmaktan”4 ibarettir. Yoksa, sonuç almak değil! * Hizmet, Risâle-i Nur mesleğine sadakat göstermektir. Yani, “hubb-u cah (makam, mevkî sevgisi), havf (korku) damarı, tamâ (aşırı açgözlülük, geçim noktasında hırs), asabiyet/milliyetçilik damarı, enâniyet, tenperverlik” gibi noktalarda desise-i şeytâniyelerden uzak durmayı gerektirir. Tıpkı Peygamberimizin (asm) kendisine yapılan mal, mülk, mevki makam tekliflerini; tıpkı vârisi Bediüzzaman’ın kendisine teklif edilen milletvekilliği, maaş, köşk vs.’yi reddetmeleri gibi. Nur meslek ve meşrebi, Nebevî tarza uymayı, örnek almayı gerektirir. * Hizmet; hayatın, birlik ve ittihadın neticesi olduğunun farkına varmaktır. Hizmette, Müslümanlarla kaynaşarak ittihat içinde çalışmak gerekir.5 * Hizmet, Risâle-i Nur’un hem günümüz, hem de istikbaldeki içtimâî-siyasî ölçü ve prensipleri ihtiva ettiğini, temel formül ve stratejileri çizdiğini, ana şablonları verdiğini bilerek, sadakat ve metanetle onları müdafaayı gerektirir: “Risâle-i Nur’un kitapları birbirine tercih edilmez. Herbirinin, kendi makâmında riyâseti var ve bu zamanı tenvir eden bir mu’cize-i mâneviye-i Kur’âniyedir.”6 “Lillâhilhamd, Risâle-i Nur, bu asrı belki gelen istikbâli tenvir edebilir bir mu’cize-i Kur’âniye olduğunu çok tecrübeler ve vâkıalar ile körlere de göstermiş.”7 Dipnotlar: 1-Mektubat, s. 385.; 2-Mesnevi-i Nuriye, s. 87.; 3-Sünûhat, s. 67.; 4-Barla Lâhikası, s. 87.; 5-Münâzarât, s. 49.; 6-Hizmet Rehberi, s. 23.; 7-Kastamonu Lâhikası, s. 6.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ali Ferşadoğlu Arşivi