M. Emin Parlaktürk

M. Emin Parlaktürk

%60’ı görünce, hop n’oluyoruz demeyin!

%60’ı görünce, hop n’oluyoruz demeyin!

Yazar Hakan Albayrak’ın teklifi, hiç de yabana atılacak gibi değil!
Ne diyor?
“AK Parti'nin anayasal çoğunluğu elde edebilmesi, yani en az % 50 ve üstü bir oy desteğini sağlayabilmesi için 12 Eylül referandumundaki "Evet Cephesi"nin çatısı olarak seçime gitmesi gerekmektedir.”
Halkla içi içe yaşayan ve halkın nabzını iyi tutanlar için bu teklif, çok gerçekçi ve mantıklı gözüküyor.
Bu sağlandığı taktirde, iktidar partisinin %60’ları bile bulması mümkün.
Nasıl mı?
***
Evet cephesini hatırlayalım.
Destekleyenler; Ak Parti, SP, BBP, DSİP, EDP ve ayrıca “yetmez ama evet” kervanına katılan bağımsız (veya küskün) Ülkücüler, Liderleri gibi düşünmeyen DP’liler ve diğer sağ, milliyetçi ve muhafazakâr partiler.
Hayır cephesinde yer alanlar ise; CHP, MHP, ÖDP, EMEP, İP ve diğer sol, sosyalist ve komünist partiler... Bir de referandumu boykot eden BDP. (Buna rağmen Doğu ve Güneydoğu’dan ne kadar çok evet oyu çıktığını da hatırlayalım.)
İktidar cephesince bu tablonun iyi okunduğunu veya okunması gerektiğini düşünüyorum.
Ak Parti, 12 Haziran seçimlerinde bu tablodan yararlanacaktır/yararlanmalıdır.
Başbakan, bu cephede yer alan partileri bir kazanda toplayıp iyi bir helva yapabilir.
Bu seçimde uygulanacak strateji; Ak Parti ile diğerleri şeklinde değil, özgürlükçü, sivil ve demokrat olanlarla statüko’dan yana olanlar şeklinde gerçekleşirse, bu helva yapılır.
Büyük sonuçlar için, büyük adımlar gerek.
Büyük adım ise, büyük düşünen liderlerin işidir.
***
Başbakan, Ak Parti çatısı altında toplayacağı evet’çi partilere (SP, BBP, HasParti, vd. gibi) vereceği milletvekili kontenjanları ile sağlayacağı sinerji; eminim ki, kendi partisine de bir o kadar sandalye kazandıracaktır.
Bu sinerji’nin etki alanı o kadar genişleyecektir ki, partilerinin politikalarını veya liderlerinin görüşlerini benimsemeyen farklı partilerdeki insanlar bile, statüko karşıtı bu oluşuma destek vereceklerdir.
Hatırı sayılır oranda güçleri bulunan bağımsız Ülkücüler ve Partilerinden memnun olmayan küskün MHP’liler, bu oluşuma ciddi katkılar sağlayacaklardır.
Oy oranındaki bu yükseliş, en çok MHP’ye zarar verecek, belki de bu Partinin baraj altında kalmasına yol açacaktır.
Böylece MHP’nin çıkaracağı tüm Milletvekillikleri, AK Parti hanesine yazılacaktır.
Ancak, “Ben olmazsam başkası hiç olmasın” mantığı terk edilmelidir.
“Küçük olsun, benim olsun” anlayışı, ülkemiz siyasetine hala hakim olan bir unsurdur.
Düşünebiliyor musunuz?
12 Haziran seçimlerine katılacak parti sayısı 27’dir.
Bunların 20’ye yakını; kendini milliyetçi, muhafazakar, demokrat, sivil ve özgürlükçü sayan sağ partilerdir.
Her seçimde aldıkları oy oranları da bellidir.
Ama ısrarla parça parça olmaya, müstakil kalmaya devam ediyorlar.
En fazla onların bu “ittifak” için çaba sarf etmeleri gerekmez mi?
DP’nin lideri Zeybek’in MHP’ye yaptığı “ittifak” çağrısına Oktay Vural’ın verdiği cevaba bakınız:
“Milliyetçi Hareket Partisi’nin hedefi tek başına iktidardır.”
Kendini darı ambarında gören Vural, merkez sağ partilere de çağrı yaparak:
“Gelin hep birlikte MHP’ye oy verin" diyor.
Neden versinler oyu, onu açıklamıyor!
***
Aynı şeyi Ak Parti söylüyorsa, elbette bir gerekçesi olmalıdır.
O gerekçe de şudur:
“Bürokratik oligarşiye, militarist anlayışa ve statükoya karşı, tamamen sivil, demokrat ve özgürlükçü bir Anayasa yapmak için parlamentoda gerekli siyasi gücü ve çoğunluğu sağlamak...”
Bunun için; “Evet”çileri ve “Yetmez ama Evet”çileri Ak Parti çatısı altında ittifak yapmaya davet etmek gerçekten önem taşıyor.
Bu sağlanamazsa, Sevgili Hakan Albayrak’ın dediği gibi, “Statükocu CHP ve MHP'nin engellemeleri ile Anayasa değişikliği imkânsız hale gelecektir.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
M. Emin Parlaktürk Arşivi