25 Nisan 2018 Çarşamba10 Şaban 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “İman edenlerin Allah'ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.” (Hadîd, 16)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh'ı zikretmek ve O'na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk'a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:28Güneş 06:04Öğle 13:08İkindi 16:55Akşam 20:01Yatsı 21:30
    • 29°C Adana
    • 24°C Adıyaman
    • 24°C Afyon
    • 17°C Ağrı
    • 26°C Amasya
    • 25°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 21°C Artvin
    • 29°C Aydın
    • 27°C Balıkesir
  • BIST: 107.401 -2.42
  • Altın: 174,218 -0.34
  • Dolar: 4,0989 0.30
  • Euro: 4,9911 -0.23

Şairi anmak...

Haşmet Babaoğlu

Sabahın erken vaktiydi.
Perdeleri açsam, cılız da olsa güneş ışığıyla selamlaşacaktım.
Ama lambayı açtım!
Edip Cansever'in dizelerindeki gibiydi her şey.
"Sabahları yanan lambalar
Örter gündüzü bir yandan
Uysal, dikkatli bir göz gibi."
Sonra aynı o şiirdekine benzer duygular geçti içimden...
"Konuşsam uzun uzun
Nar ağaçlarından, kıştan"
Haydi içimde hükmünü sürdüren kış mevsimini bir yana bırakayım...
Peki şu dışarıdaki sonbahar güneşi neyin nesiydi? İlkbahar gelmekten vazgeçmiş, yaz yüzünü şöyle bir gösterip çekilmişti.
***

Günlerden hangi gündü? Cep telefonumdan bir daha kontrol ettim.
28 Mayıs'tı.
Bilgisayarımı açtım.
Baktım! Sosyal medya (hani twitter, facebook ve benzeri âlemler) 26 Mayıs 1986'da aramızdan ayrılan Edip Cansever'i anıyordu.
Şaşırdım tabii.
Çünkü benim gibi hafızasında iki dize bile tutamayan bir adam tam da o gün uyanıp lambanın düğmesine dokunurken Edip Cansever'in bir şiirini hatırlayıvermişti...
Eskilerin "tevafuk" diyeceği, modernlerin telepatiden falan dem vuracakları bir durumdu bu!
Sevindim de...
Çünkü gün boyunca hiç ummadığım insanlar Cansever'in en güzel dizelerini internette dolaşıma soktular.
Demek ki, popüler kültürün has şairleri unutturduğu; şiir sevgisinin artık kaybolduğu iddiası doğru değildi.
***

Kalktım. Raftan Edip Cansever kitaplarını indirdim.
Ve tabii önce çok sevdiğim "Adını Funda Oteli Koy" şiirini okudum.
O son dizesini özellikle...
"Çünkü sevdikçe beni sen kendini tanıdın."
Sonra "Bezik Oynayan Kadınlar" kitabına göz attım. "Seniha'nın Günlüğü"nü okudum.
Hani Seniha'nın sözünü ettiği "sevgisizliği kalıcı bir gülümseme" haline getirenler aklıma düştü.
Sayıları nasıl da çoğalmıştı bugünlerde!
Sonra Seniha'nın o incecik çığlığı yine içimde yankılandı...
"Sadece bir özlemim ben."
***

Düşündüm de...
1980'lerim dur durak bilmeden Sezai Karakoç ve Edip Cansever okuyarak geçmişti.
Birbirlerine hem çok yakın hem çok uzaktılar.
Bu iki usta şairin arasında kalmak, baş döndürücüydü!
Ah o dönemler...
Cansever'in yağmur sonrası saatlerine, akşam sefalarına "söyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum" deyişinin içimi yaktığı yıllar...
Bebek Kahve henüz sosyete mekânı olmamıştı.
Bebek-Taksim arasında troleybüs çalışıyordu ve onların kupkuru tahta koltuklarında yolculuk ederken çok mutluyduk!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.