20 Nisan 2018 Cuma5 Şaban 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “İçinizden insanları hayra çağıracak, iyiliği emredecek, kötülükten alıkoyacak bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Âl-i İmran / 104)
  • “Münafığın alameti üçtür. Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiği zaman yerine getirmez ve ona güvenildiği zaman hıyanet eder” (Buhari, Müslim, Tirmizi)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:38Güneş 06:11Öğle 13:09İkindi 16:53Akşam 19:55Yatsı 21:22
    • 19°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 12°C Amasya
    • 11°C Ankara
    • 22°C Antalya
    • 11°C Artvin
    • 23°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 110.932 -1.06
  • Altın: 174,726 -0.05
  • Dolar: 4,0581 0.43
  • Euro: 4,9812 -0.14

Kayıp gözyaşlarını ekranda bulan toplum!

Haşmet Babaoğlu

Etrafımda "dizi manyağı" kim varsa, geçen hafta hepsi isyan etti.
Neye mi?
Öyle Bir Geçer Zaman Ki'nin izleyiciyi gözyaşına boğmak için elini sürekli yükseltmesine tabii ki...
Bu kadarı da olmazdı canım!
Eskiden Osman ağlatıyor, öteki karakterler sinirlendiriyordu.
Şimdiyse dizinin her saniyesinde acıdan, kederden, çileden geçilmiyordu.
Bir arkadaşım; "ağlaya ağlaya gözlerim davul gibi oldu, perişan oldum" dedi.
Sonra da kendine kızmış; "gerçek acılara bu kadar yanıp tutuşuyor musun, bakalım" diye kendini sorgulamış.
***

Başarının tek kriteri reytingse, Öyle Bir Geçer Zaman Ki çok başarılı. Buna kuşku yok!
Ama ah, o reyting yok mu!
O yüzden başlangıçta açık sözlü ve sahici bir öykü gibi görünen dizi artık duygu sömürüsünün en açık örneklerinden biri.
Hiçbir dert, hiçbir acı senaristlerin elinden kurtulamıyor! Aile içi tecavüz, kanser, yetimhane, hepsi orada!
Yüksel (Aytuğ) dizinin bir engellinin yatak odası dramını "fütursuzca mıncıklamaya" kalkışacak noktaya kadar uzanmasından şikâyet etmişti. Haklıydı.
***

Hepsi tamam da...
Kimseye "hikâyeni öyle değil böyle anlat" denmemeli!
"Benim duygularımı suiistimal etme kardeşim" demek veya RTÜK'e şikâyete kalkışmak çocukça bir tutumdur!
Onun yerine dönüp kendimize bakmalıyız.
Düşünün...
Gerçek acılara karşı duyarsızlaşmışız...
Çevremizdekilerin çilesine bir dakika olsun, kulak vermekten kaçınır olmuşuz...
Toplum olarak kayıplarımızın doğru düzgün yasını tutmayı bile unutmuşuz...
Sonra da gözyaşı sellerinde boğulmak için salı akşamları sabırsızlıkla ekran başına geçiyoruz.
Şimdi söyleyin, asıl tuhaflık kimde!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.