Cemal Nar

Cemal Nar

Birand Anlamamış Anlatalım mı?

Birand Anlamamış Anlatalım mı?

Mehmet Ali Birand başlık atmış:

- “Anlamadım: Müslümanlara baskı mı yapılıyor?”

- Yoo! Ne münasebet üstadım. Olur mu öyle şey!

- “Olmaz” diyorsunuz ama Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Avrupa Parlamentosunda yaptığı konuşmada, bir soruya yanıt verirken, bakın neler söylemiş?”

- Neler söylemiş?

- “Bakın neler söylemiş: “Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Avrupa Parlamentosunda yaptığı konuşmada, bir soruya yanıt verirken, Türkiye’de “çoğunluğun dini özgürlüğü olmadığına” dikkat çekti. Sadece yabancıların, azınlıkların değil, müslümanların da kısıtlamalarla karşı karşıya kaldığını belirtti.”

- Yaa?

- öyle ya! Ben de diyorum ki: “Yoo... O kadar da değil...

Sayın Ali Babacan, eğer her isteyenin her istediği yerde, istediği gibi dini motiflerle dolu simgeler taşıyan giysilerle dolaşamadığını kastediyorsa, doğrudur. Kısıtlama var...

Eğer her önüne gelen tarikat kuramıyor, tarikat veya dinci dernek bu ülkede istediği gibi at koşturamıyorsa, doğrudur. Kısıtlama var...

Ancak, lütfen gerçeklere bakalım.

Bugün Türkiye’de, özellikle dincisi, dindarı, kim derseniz deyin, hepsi istedikleri gibi hareket edebiliyor, istedikleri faaliyeti sürdürebiliyorlar.

İnsaf. Bütün bunlara rağmen hala “müslümanların özgürlükleri olmadığını” söylemek, gerçekleri çarpıtmaktan başka birşey değildir.

Böyle bir yaklaşım da, Sayın Ali Babacan’a hiç yakışmıyor.”(1)

Peki ama her cümlenizin ardından “Kısıtlama var...” diyerek haksızlığı, hukuksuzluğu kabul ediyorsunuz. Size bu haksızlığı hukuksuzluğu onaylamak yakışıyor mu?

Yakışıyor, yakışıyor. Hani “bizim soyhalara da yakışıyor” demiş ya birisi, size de yakışıyor yani… mi?

Şimdi “Kısıtlama var...” dediğiniz şeylere bir daha bakalım isterseniz:

1- “Sayın Ali Babacan, eğer her isteyenin her istediği yerde, istediği gibi dini motiflerle dolu simgeler taşıyan giysilerle dolaşamadığını kastediyorsa, doğrudur. Kısıtlama var...” diyorsunuz.

Peki niye var sayın Birant? Herhalde başörtüsünü kasdediyorsunuz. Ben de onu soruyorum, niye kısıtlama olsun?

Başörtüsü veya bazılarının türban dediği aynı şey, dinin bir emri mi?

Diyanet devletin kendisine sorduğu bu soruya “evet” dedi. Bazıları “hayır” deseler bile, “evet” diyenleri değil, olsa olsa kendilerini bağlar.

Peki bir kişi dinin en tabii, en yaygın bir emrini yaşayamıyorsa, nerde kaldı din özgürlüğü?

Ve siz buna, basit ve küçük bir şeymiş gibi, “doğrudur. Kısıtlama var...” diyorsunuz. Hangi akıl, hangi hukuk, hangi vicdanla?

Sonra da bir yetkili bunu dile getirince, ““Yoo...O kadar da değil...” diyorsunuz. İnsaf, ondan önce bunu senin dile getirmen gerekmez mi bir aydın olarak? Bu mudur aydın sorumluluğu?

2- “Eğer her önüne gelen tarikat kuramıyor, tarikat veya dinci dernek bu ülkede istediği gibi at koşturamıyorsa, doğrudur. Kısıtlama var...” diyorsunuz.

Bir kere öyle bir üslup kullanıyorsunuz ki, sanki “tarikat kurmak serbest de, öyle her önüne gelen için serbest değil. Ne de olsa tarikat enflasyonu iyi değil” der gibisiniz. Yine sanki bu ülkede tarikat atı koşturmak serbest de, öyle “istediği gibi” at koşturamaz. Helal olsun sana, cin gibi adamsın doğrusu…


Neyse, şimdi üslup altından söylediklerinizi bırakalım da açıkça dediklerinize bakalım. Söyler misiniz, girmek istediğimiz AB ülkelerinde tarikat yasak mı?

Şimdi değilse, biz girince olacak mı?

Olursa doğru mu? Sivil toplum kuruluşlarının değeri gözünüzde bu mu?

Devlet Mevlana ayinlerine, Hacı Baktaş semahına katılıyor. Ahmet Yesevî’ye sahip çıkıyor, Mahmut Sami Efendiyi niye dışlıyor? Peki ama, Nakşilerin, Kadirilerin günahı ne?

Dahası, hala tarikatların yasak olması, özgürlük anlayışınıza sığıyor mu?

Madem “kısıtlama var” diyorsunuz, bunu AB salonlarında söyleyene niye itiraz ediyorsunuz?

3- “Bugün Türkiye’de, özellikle dincisi, dindarı, kim derseniz deyin, hepsi istedikleri gibi hareket edebiliyor, istedikleri faaliyeti sürdürebiliyorlar.” Diyorsunuz.

Siz söylediklerinize inanıyor musunuz? “Bizi okuyanlar anlayış gösterirler” mi diyorsunuz yoksa?

İnanıyorsanız birkaç soru soralım: Dindar bir insanın en tabii hakkı, başta dinini öğrenmektir. Dinini yaşaması için bu gereklidir. Peki nerde ve nasıl öğrenecek? Hangi okulda? Serbest mi böyle okullar açmak? Bir İmam Hatip Lisesinin bile başına gelenleri biliyorsunuz.

Bir dini daha öğrenmeye başlayınca dağlar gibi sorunla karşılaşıyorsanız, peki nasıl olur da “Bugün Türkiye’de, özellikle dincisi, dindarı, kim derseniz deyin, hepsi istedikleri gibi hareket edebiliyor, istedikleri faaliyeti sürdürebiliyorlar.” Diyebilirsiniz?

Yahu adama “derdim var” bile dedirtmiyorsunuz, bu nasıl özgürlük böyle?

İnsan yalan konuştuğunda yüzü kızarırmış. Herhalde “yüzüme bakıyorlar” diyedir. Acaba insan gerçeklerin hilafına yazarken, “nasıl olsa kimse yüzümü görmüyor” diye kızarmıyor mudur?

Merak işte…

(www.cemalnar.com)

(1)http://www.milliyet.com.tr/Default.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=760711&AuthorID=86&Date=30.05.2008


Önceki ve Sonraki Yazılar
Cemal Nar Arşivi