Şu bizim komünistlere niçin acıdım?

Şu bizim komünistlere niçin acıdım?

1920 yılının güzünde Ankara'da Mustafa Kemal Paşa ve hükümetinin teşebbüsüyle Türkiye Komünist Fırkası kuruldu.


Fırkanın idarecileri, komünistlikle alâkaları olmayan bazı tanınmış milletvekilleri, bürokratlar ve Milli Mücadele kumandanlarıydı. Resmi Türkiye Komünist Fırkası (TKF), ilk iş olarak, gizli-kapaklı kurulan TKP'nin ve o günlerde Çerkez Ethem'in inisiyatif kazanmaya başladığı Yeşil Ordu'nun siyasi etkisini kırmak üzere kurulmuştu.

İnkılâp tarihi derslerinde o kadar ayrıntıya girildiğini zannetmiyorum; fırka resmen 18 Ekim 1920 günü kurulmasına rağmen zamanın Dâhiliye Vekili Dr. Adnan (Adıvar), kuruluştan iki gün önce bir tamim yayınlayarak kurulacak partiye üyelik kartı almayan kimselerin komünistlik propagandası ile faaliyetlerde bulunmasını yasaklamış, bir anlamda komünistliği devlet tekeline almıştı.

Resmî TKF'nin kurucularından bazılarını sıralayalım ki tablo tamamlansın: Yunus Nadi (Abalıoğlu), Eyüp Sabri (Akgöl), İbrahim Süreyya (Yiğit), Muhittin Baha (Pars), Tevfik Rüştü (Aras), Mahmut Esat (Bozkurt), Kılıç Ali, İhsan (Eryavuz), Refik (Koraltan), Çerkez Ethem, Fevzi Paşa (Çakmak), Ali Fuat Paşa (Cebesoy), Kâzım Paşa (Karabekir), Refet Paşa (Bele) ve İsmet Paşa (İnönü).

Kuruculardan Kılıç Ali, fırka hakkında şöyle yazmış hatıralarında: "Mustafa Kemal Paşa, biz hariçten gelecek herhangi bir telkine uyarak değil, fakat kendi bünyemizi göz önüne alarak icab ediyorsa fırkayı kendimiz kurabiliriz dedi ve çok geçmeden bir muvazaa tertibi olarak ben dâhil olduğum halde bir heyet-i merkeziye teşkil ettirdi... [O günlerin samimi komünistlerini kastederek] candan ve hararetle kurmak istedikleri ciddi Komünist Fırkasının teşekkülü akamete uğradı, haricin telkinatı ile memleketin şurasında burasında hissedilen Bolşevik ayaklanmalarının da bu suretle önü alındı."

Mustafa Kemal Paşa, o günlerde Milli Mücadele cephesinde büyük itibara sahip Çerkez Ethem'e yazdığı davet mektubuna "Muhterem Ethem beyefendi" diye başlamış, "Sıhhat ve afiyet muhterem yoldaş" cümlesiyle noktalamıştı.

M.Kemal Paşa, Garp Cephesi Kumandanı ve yakın dostu Ali Fuat Paşa'ya yazdığı yazıda komünistliğin bırakınız Türkiye'yi Rusya'da bile tatbikinin mümkün görünmediğini, bu yüzden en doğru ve tabii tedbir olarak "Aklı başında arkadaşlar"dan "Hükümetin bilgisi dâhilinde" bir fırka kurulması lüzumunu izah etmişti.

Fırka ideolojik açıdan Rus Bolşevizmini reddediyor, Müslümanlık umdelerinin komünizme muvafık olduğundan dem vurarak "Milli bir kolektivizm", hatta Kızıl Elma'ya doğru yürüyen bir yolda Türklerin içtimai ve medeni birliğini kurmayı amaçlıyordu!

Fırka, Ethem Kuvvetleri'nin TBMM ordusu tarafından tasfiye edilmesinin hemen ardından kapatıldı. Yeşil Ordu ile ilişkilendirilen bazı sanıklar Ankara İstiklâl Mahkemesi'nde yargılandılar; işin ilginç tarafı, mahkeme heyetinden iki kişinin yani Kılıç Ali ve Cebelibereket mebusu İhsan Eryavuz'un Türkiye Komünist Fırkası kurucu üyeleri arasında bulunmasıdır.

Fırkanın resmi adındaki "Komünist" kelimesi kimseyi şaşırtmamalıdır; bu bir "Devlet partisi" idi. Bir mânâda sonraki yılların Ankara Valisi Nevzat Tandoğan'ın meşhur cümlesine ilhâm teşkil eden bir resmî inisiyatiften, yüksek bir devlet aklından söz ediyoruz; nitekim meşhur 1944 tevkifatı esnasında tutuklanan DTCF öğrencisi rahmetli Osman Yüksel Serdengeçti'ye sorgusu esnasında şöyle bağırdığı rivayet olunur Tandoğan'ın,

-Ulan ö... Anadolulu! Sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lâzımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz. Sizin iki vazifeniz var: Birincisi, çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek. İkincisi askere çağırdığımızda askere gelmek!

Kitabı (*) okuyunca şu bizim komünistler için içimde bir yer sızlamadı desem yalan olur...

* Bu yazıda Hamit Erdem'in, "1920 Yılı ve Sol Muhalefet" (Sel Yayınları, İst, 2010), 350 s.) isimli eserinden istifade ettim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi