Resul Tosun

Resul Tosun

Suriye Kıbrıs'a benziyor

Suriye Kıbrıs'a benziyor

TÜRKİYE Suriye muhaliflerine sahip çıkıyor ve ev sahipliği yapıyor.

Suriye Milli Meclisi'nin İstanbul'da kurulması resmen muhalefetin yanında olduğunun en bariz göstergesi.

Özgür Suriye Ordusu'nun başkomutanını Türkiye'de koruyarak silahlı direnişin de fiilen yanında duruyor.

Yani Türkiye resmen ve fiilen muhalefeti destekliyor.

Bu politikayı doğru ya da yanlış bulabilirsiniz. Ama "Aman Türkiye bu işe bulaşmasın" demenin hiçbir faydası yok, çünkü Türkiye boğazına kadar fiilen işin içindedir.

Türkiye mazlum Suriye halkının yanında yer alarak elbette ki doğru yapmaktadır. Hem Suriye halkının hem de mazlumların yanında duran bütün halkların sempatisini kazanmaktadır.

Özgür Suriye Ordusu'nun kumandasını evinde barındırarak da Suriye yönetimiyle dolaylı da olsa fiilen harp halindedir.

Dolayısıyla tampon bölge açılsın mı açılmasın mı Türkiye tek başına Suriye topraklarına girsin mi girmesin mi tartışması anlamsız bir tartışmadır.

Suriye yönetimi eğer doğrudan Türkiye'ye saldıramıyorsa bu durum yönetimin zafiyetindendir. Suriye yönetimi topraklarına bomba yağdıran tesislerini imha eden İsrail'e karşı tek kurşun atamadığı gibi Türkiye'ye karşı da silah çevirecek güce ve cesarete sahip değildir.

Evet Türkiye Suriye yönetimiyle dolaylı bir savaş hali yaşamaktadır ancak bu durum Suriye yönetiminin halkına dönük katliamlarına engel olamamaktadır. Katliam bir yana sivil halka insani yardım ulaştırma imkânı bile yoktur.

Annan'ın götürdüğü tekliflerin de pratikte hiçbir anlamı yoktur. Esed yönetimi zaten Annan'ın ateşkes ve insani yardım ulaştırma tekliflerini reddetmiştir.

Acilen yapılacak ilk iş sivil halka insani yardım ulaştırmaktır. Esed ile diyalog yolları kapalı olduğu için bunun da tek yolu insani yardımların koruma altında yerine ulaştırılmasıdır.

Yardım götüren konvoyları saldırılardan koruyacak bir askeri gücün görev alması kaçınılmazdır.

Ben bu himaye görevinde Türk askerinin görev alması gerektiğini düşünüyorum ama tek başına değil. Mutlaka Suriye'nin dostu olduğunu söyleyen Arap ülkeleri de insani yardım götüren konvoyları koruyacak göçte görev almalıdırlar.

Tabii bunun anlamı müdahaledir. Ama kimsenin itiraz edemeyeceği bir müdahaledir.

Suriye yönetimi onbinin üzerinde insanı katletmiş, onbinlercesini tutuklamış, onbinlercesini evinden yurdundan etmiş ve halen her gün onlarca vatandaşını katletmektedir. İnsanların en tabii ihtiyacı olan gıda ve tedavi yolları tıkalıdır. Yönetim uluslar arası yardım kuruluşlarına bile izin vermemektedir. Yani milyonlar dünyanın gözü önünde ölüme terkedilmiştir. Suriye yönetimin yanında yer alan Rusya bile Esed'den Kızılhaç'a izin vermesini isteyecek noktaya gelmiştir.

Bu manzara karşısında Türkiye'nin mazlum ve mağdur halkın yanında yer alması elbette ki son derece isabetli bir politikadır.

Suriye Milli Meclisi de artık resmen tanındığına göre hükümetlerin resmi bir muhatabı vardır.

Halkına karşı ara vermeden her gün katliam uygulayan bir yönetimle diyalog çağrısı daha fazla insanı katledilmesine izin vermekten öte bir anlam taşımıyor.

Herkes Amerika'nın gözünün içine bakıyor ama Amerika Irak ve körfezde takip ettiği politika ile başta Suudi Arabistan olmak üzere körfez ülkelerini düş kırıklığına uğratmıştır. Suriye konusunda da el Kaide'yi bahane ederek muhalefeti destekleme konusunda pasif davranmaktadır.

İstanbul'da toplanacak Suriye'nin Dostları Konferansı ve akabinde başbakan Erdoğan'ın ABD temaslarının Suriye sorununda bir dönüm noktası olacağını düşünüyorum.

Başbakan Suriye'nin bizim iç meselemiz olduğunu söylemişti. Bu açıklamayla ümitlenen Suriye halkı herkesten önce Erdoğan'dan çok şey bekliyordu/bekliyor.

Bana göre Suriye sorunu Türkiye nezdinde Kıbrıs sorununa benzer bir hal almıştır. Suriye'deki katliam Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmektedir.

Ama Türkiye neşteri bu kez tek başına değil en azından komşu ülkelerle birlikte vurmalıdır.

Efendim Rusya karşı çıkıyormuş, veto hakkını kullanıyormuş.

Rusya Gürcistan'ı vururken BM'den onay mı almıştı da Suriye konusunda onay bekliyor!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Resul Tosun Arşivi