Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Terör, akl-ı selim ve Yavuz Selim

Terör, akl-ı selim ve Yavuz Selim

Silah konuşunca, akl-ı selim susar Yavuz Selim konuşur... Terörist de bunu biliyor; o yüzen saldırıyor.
Sıkılan her kurşun, atılan her bomba, bütün Türkiye’de infial uyandıracak... Kitleler kontrolden çıkacak... Terör ve –Allah göstermesin- sokak çarpışmaları ve mukâtele ülke sathına yayılacak... Her yeri barut dumanı kaplayacak... Alın size kurdun sevdiği puslu hava!... Bu puslu havada, pusuda bekleyen kurt avını kapacak... Kurdun kapmak istediği Türkiye’nin bir kısmıdır. Pusudaki kurdun Türk veya Kürt olması fark etmez. Her iki halka da düşmanlık yapanların ortak noktası “puslu hava”dır.


Bir yandan “derin devletçi zihniyet”, öbür yandan PKK ve KCK... Bir de bunların nefes almasını sağlayan “sûret-i haktan görünücü” liberaller, “İslamcılar”... Bunlar çözümcü değil, düğümcüdürler. Çünkü attıkları her düğümle, kendilerini “vazgeçilmezleştirme oyunu”na biraz daha yaklaştırmaktadırlar. Güya bütün kamuoyu aptal, sadece bunlar akıllı(!)...


Cumhuriyet tarihi boyunca, her alanda “meşruiyet alanı”nı oluşturup dolduran ve kendileri gibi düşünmeyenleri dışlayan partizan cumhuriyetçilerin tahtı yavaş yavaş sarsılırken, boşalan meydanı liberaller ve “İslamcı”lar doldurmaya çalışıyor. En fazla konuştukları konu ve güya en güçlü argümanları da Kürtlere yapılan zulüm.


PKK 1984 yılında, silaha davranıp ilçe basıncaya kadar hiçbir Türk’ün bir “Kürt sorunu” yoktu ve hiçbir Türk, Kürtlerle ilgili olarak olumsuz bir düşünceye sahip değildi. Daha doğrusu, bazı Kürtçülerin kaşıdığı konular vardı ama Türkler bu konuyu önemsemiyorlar ve etnik bir mesele olarak algılamıyorlardı. PKK silah dayayıncaya kadar ne Türkler ve ne de Kürtler, bir “farklılık duygusu” hissetmiyorlardı.


İki halkın kardeşliğini bozan ve tarihî birliğini zedeleyen PKK olmuştur ve 30 yıldır dökülen kan, “çözümsüzlük” sınırına gelip kilitlenmiştir. Çözüm dilini kilitleyen de PKK’dır. Artık PKK saldırıları, masum Kürtlerin bile yüzünü kızartmakta; onları birer “boynu bükük” insan yapmaktadır.


Dağlıca’da gece yatağında uyumakta olan ve terhisinden sonra belki bir daha Kürtlük, PKK, terör ve hatta “vatan müdafaası” meselesi olmayacak olan Mehmetçiklere vahşice saldırıp öldüren PKK’lının savunduğu “Kürtlük dâvâ”sını, hangi Kürt meşru görür?...


“Çözümsüzlük”ün çözümü, masum Kürt halkının elindedir. Terörle, teröristle ve bunların destekçileriyle en yakın temasta olan ve her terör olayında, sosyal, ekonomik ve insanî hakları kısıtlanan, masum Kürt halkıdır. Bu yüzden, “çözüm dili”ni de geliştirecek olan bu halktır.


Düğümlenmiş dönemlerde ortaya çıkan “suret-i haktancılar”, meselenin çözümünü istemezler ve her söyledikleriyle, barışa değil, düğüme yol açarlar. Çünkü beslendikleri puslu havanın devam etmesini isterler.


Bir de terör üzerinden efelik yapanlar var... Her şehit haberinden sonra bağırıp çağıran, ortalığı velveleye vermeye çalışan sahte efelerdir bunlar. Bunların da varlık sebebi terördür.


İnşallah terörün bittiği gün geldiğinde, bunların pabuçlarının dama atıldığını da göreceğiz. Bakalım o zaman ne yapacak bu tatlı su efeleri?...


*


Çuvaldızı da kendimize batıralım.


30 yıldır “Döktükleri kanda boğulacaklar” dendi ama boğulmadılar. Bundan sonra laf değil çözüm üretmek şarttır. Akl-ı selimse, akl-ı selimle, yoksa “Yavuz Selim”le çözüm!...


Bir de “vatan sağ olsun”muş... Evet, “vatan sağ olsun” ama benim oğlum da sağ olsun!...


*


Dağlıca’da şehit olan kardeşlerime Allah’tan rahmet diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof. Dr. Namık Açıkgöz Arşivi