Resul Tosun

Resul Tosun

İstanbul Müftülüğü'nün örnek uygulaması

İstanbul Müftülüğü'nün örnek uygulaması

Yetmişli yıllarda rü'yet-i hilal tartışması zirve yapmıştı. Devletin kurumlarına itibar etmeyen dindarlar diyanete de itibar etmiyor, oruç tutacağı zaman İslam ülkelerinin kararlarını takip ediyordu. Türk diyanetinin takvimini değil İslam ülkelerinin ilanını esas alıyordu.

Ramazan'ın başlangıcında pek sorun çıkmıyordu, eğer bir İslam ülkesi Ramazan'ın bizden önce başladığını ilan etmişse onu duyanlar oruca bir gün önce başlıyorlardı.

Asıl problem bayram günü yaşanıyordu. Mesela Türkiye arife günündeyken bir İslam ülkesi o günün Şevval'in birinci günü olduğunu yani bayramın birinci günü olduğunu ilan ediyordu. Orayı esas alan dindarlar da bayram günü oruç tutmak haram olduğu için oruçlarını bozuyorlardı. Öyle oluyordu ki bir evde birileri bayram ediyor ötekiler oruç tutuyordu. Bazı mekanlarda ve hatta bazı camilerde arife günü bayram namazı kılınıyordu.

Sorun öylesine büyümüştü ki uluslararası bir hilal konferansı bile düzenlenmişti. Ancak konferans da sorunu çözemedi.

Seksenli yıllarda da aynı tartışma devam ediyordu.

Tartışmanın özü Efendimiz Aleyhisselam'ın, "(Ramazan hilalini) görerek oruç tutunuz, (Şevval hilalini) görerek bayram ediniz" mealindeki mübarek hadisine bağlı kalıp kalmamaktan kaynaklanıyordu.

İslam ülkelerinin hepsi bütün ibadetlerini teknolojinin imkanlarından faydalanarak yerine getirirken sadece Ramazan ayı gelince bazıları bu hadisin emrine uyarak hilali gözetliyorlar ve ona göre Ramazan ayını ve Şevval hilalini gözetleyerek de bayramı ilan ediyorlardı. Türkiye gibi bazı ülkeler de rasathanelerin önceden belirlenmiş hesaplarını esas alarak bütün aylarda olduğu gibi Ramazan ayında da hesabı esas alıyorlardı ki halen durum böyledir.

Birkaç kez biz de bazı İslam ülkelerinin erken bayram ilanlarına uyup oruç buzduk bayram namazı kıldık. Bir defasında da hilal yükseldiğinde Türkiye takviminin daha isabetli olduğunu gördük ve takvimi dikkatle takip etmeye başladık.

Seksenli yıllarda Milli Gazete'de fıkhi meselelere cevap veren bir köşe yazısı hazırlıyordum. Hilal tartışması da zirvedeydi. Milli Görüş camiası hilal meselesinde son derece hassas davranıyordu. Milli Gazete trajı düşük te olsa önemli bir camiaya hitap ettiği için çok satan gazetelerden daha etkiliydi.

Hilal meselesinde Türk diyaneti takvimi esas alıyor, hilali gözetlemeye gerek görmüyordu. Oysa vatandaşlar hilali gözetlediğine inandığı ülkelerin ilanına göre oruca başlıyor ve bayram yapıyor bu da dindarlar arasında ister istemez sıkıntıya sebep oluyordu.

Çözüm gayet basitti. Gelişen teknoloji her ayın hilalinin hangi gün hangi dakika nereden görüleceğini tespit ediyordu. Yapılması gereken şey çok basitti, diyanetten ve hatta cemaatlerden birkaç kişi rasathanenin hilalin görüleceğini tespit ettiği saatte hilali gözetler, birlikte görürler ve durumu ilan ederler mesele hallolurdu.

Sorumluluk duygusuyla kalkıp İstanbul Müftülüğü'ne gittim ve dönemin müftüsü ile görüştüm. Rasathanenin tespit ettiği günde müftülükten birkaç kişiye biz de refakat edelim hilali gözetleyelim ve neticeyi ilan edelim, bu hilal tartışması bitsin diye teklifte bulundum.. Müftü efendi beni dinledi, o arada bir telefon geldi bir eline ahizeyi aldı öteki elini de bana uzattı. Beni kibarca kovuyordu. O müftüye acıdım. Müslümanların dini meseleleriyle ilgilenmekle görevli zat bir fitneyi ortadan kaldırmak için yaptığım girişimi konuşmaya bile gerek görmüyordu. Kızamadım acıdım. Zaten Diyanet'e muhalefet edenler de bu vurdumduymazlığa kahrediyorlardı.

Bütün bunları anlatmamın sebebi, İstanbul'un yeni müftüsünün Ramazan başında yaptığı örnek uygulama oldu. Aynı İmam Hatip lisesinde birlikte okuduk ve en son 28 sene evvel aynı bölümde yüksek lisans yaptık. Prof. Dr. Rahmi Yaran yüksek ahlak sahibi, ihlaslı bir Müslüman ve ciddi bir ilim adamı. Kendisine yakışanı yaptığı; teknoloji ile dini bilgiyi cem ederek birkaç müftüyle Aydos tepesine çıkıp iki gün boyunca Ramazan hilalini gözetlediği haberini okudum.

Kıyametler kopmadı.

İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran beyi bu hassasiyetinden ötürü tebrik ediyorum.

Diyanet'in bu uygulamayı kurumsallaştırmasının kendisine duyulan güveni artıracağına inanıyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Resul Tosun Arşivi