Asım Yenihaber

Asım Yenihaber

Okyanusa düşen muhalefet neye sarılır?

Okyanusa düşen muhalefet neye sarılır?

Elbette, “denize düşen” diye düzelteceksiniz. Hayır, “okyanus”ta ısrarlıyım! Derya-deniz az gelir!

Nasreddin Hoca, sırtındaki yükü çalı çırpı yanmakta olan eşeğine göle koşmasını tavsiye ediyor.

Eşekte akıl olsa, elbette göle koşar ve yangını söner!

Bu muhalefet gölün bütün suyunu dökünse yangını sönmez!

Denize düşme aşamasını da çoktan geçti.

Çukura düştü, hem de okyanus çukuruna!

Biliyoruz, denize düşen yılana sarılır. Yahut da usturaya! Yılan ehven! Sarıl sarılabildiğin kadar; zehirli değilse, bir zararı olmaz. Ya ustura?

Bu ustura biri tarafından uzatılmış olmalı!

Muhalefetin usturaya sarılmaktan başka çaresi olmadığına, her iki muhalefet partisinin önde gelenlerinin beyanlarına bakarak çıkarmak zor değil.

Türkiye’de on yıldır muhalefet açığı var! İktidar her seçimde gürbüzleşiyor, muhalefet zayıflıyor. Söyleyin, bu nerede görülmüş?

Bu hepimiz adına kötü bir durum. Hükümet için de iyi olduğu söylenemez. Keşke adamakıllı bir muhalefet olsa da, iktidar kendini ona göre toparlasa idi.

Seçim kampanaları yavaş yavaş çalıyor. Önümüzdeki yıl mahalli seçimler kapıya dayanabilir.

İktidar pervasız: Kendine güveniyor. Türkiye’ye çok şey kattığına inanıyor. Şehirlerde daha öncesi ile kıyaslanamayacak sıçramalara yol açtığını düşünüyor.

Türkiye’nin maddî göstergeleri iyi.

Ekonomi büyümeye devam ediyor, işsizlik düşüyor, cari açık azalıyor. Avrupa krizle boğuşurken, Türkiye IMF’ye nanik yapabiliyor.

Talebe milletinin elinde kalmış tek sermaye olan öğrenim harçlarınının kaldırılacağını, Başbakan açıklıyor!

Haydi bakalım!

Böyle bir hükümete karşı muhalefet nasıl bir strateji geliştirebilir? Adamların tahayyül edemeyecekleri gerçek oluyor.

Daha iyi bir yönetim, daha güçlü bir ekonomi, daha müreffeh bir ülke vaad eden bir proje görebiliyor musunuz, muhalefetten?

Yok! Yok! Yok!

Kemal-i sâni, yani CHP’nin 2. Kemal’i (yani Atatürk’ü) Kılıçdaroğlu konuşuyor. Cumhurbaşkanı ile başbakan arasında bir ihtilaf ihtimaline dört elle sarılmışken, Abdullah Bey’in açıklamasından sonra başına güneş geçmiş gibi, “daha iki sene sonranın hesabını yapıyorlar, Türkiye’nin acil sorunları var” diyor...

Türkiye’de iki dış muhalefet var ki, her iki muhalif partimizin de yönünü belirliyor.

Birincisi, Beşşar Esed!

Türkiye’nin Suriye siyaseti üzerinden yürütülen muhalefette, Beşşar’ın ağzının içine bakılıyor. Eğer o üflerse, bizimkilerde fırtına etkisi meydana geliyor. Bu sam yeli bazılarında tecennüne yol açıyor, bir muhafelet sözcüsü cinnet hali ile, “Dışişleri Bakanı Davutoğlu bakanlıktan alınacak” diyor!

Muhalefetin bu kaynağı kurumak üzere!

Esed gerçekten zor durumda! Muhtemelen bayramı göremeyecek!

Son alarak başbakanı da onu terk etmiş!

Geriye bir tek muhalefet odağı kalıyor.

Esed yılansa o ustura!

Şu anda muhalefet usturaya sarılıyor.

Muhalefete uzanan ustura PKK!

PKK’nın intihar eylemleri olmasa, muhalefetin iktidara çatabileceği hiçbir somut şey yok gibi.

Her kanlı baskından sonra muhalefet partileri PKK borazanı öttürüyor.

Hadi Devlet Bahçeli’nin istisnai bazı açıklamalarını unutmayalım. Fakat onun taifesinin de tek sermayesi terör örgütünün kanlı eylemleri.

Beyler! Bu kanlı usturayı PKK’nın elinden alıp hükümete karşı kullanmaya çabalarken elinizin fena halde kesildiğini hissedemiyor musunuz gerçekten?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum
Asım Yenihaber Arşivi