Faruk Çakır

Faruk Çakır

Anayasa için süre azalırken

Anayasa için süre azalırken

Yeni ve sivil bir anayasa için yola çıkan TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarına devam ediyor, ama başlangıçta verilen süre de azalıyor. “Geç olsun, güç olmasın” diyor ve gerçek anlamda yeni, sivil ve eskisini aratmayacak bir anayasayı milletin de beklediğini herkese hatırlatmak istiyoruz.
AKP’nin Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Şentop, komisyonun yeni anayasanın yarısını yazdığını söylemiş. Hemen akla şu soru gelebilir: Kolay olan yarısını mı yoksa zor olan yarısını mı? Tartışmalara bakılırsa ‘zor’ kısmı sona kalmış gibi görünüyor.
Yeni anayasa tartışılırken, beraberinde ‘başkanlık’ sistemi de tartışılıyor. Elbette bu tartışma da yeni değil. Siyasetin koalisyonlara mahkûm olduğu günlerde de başkanlık sistemi bir çare olarak gündeme gelmişti. Ne var ki bu güne kadar bu konuda da ciddî bir çalışma yapılıp adım atılamadı.
Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Şentop, devam eden çalışmaların ‘zor’ kısmını şöyle tarif etmiş: “Anayasa Uzlaşma Komisyonu, parlamentoda temsil edilen dört partiden oluşmuş bir yapı. Farklı görüş ve yaklaşımların öne sürülmesi kaçınılmaz. Şu ana kadarki çalışmalar göz önüne alındığında, anayasanın başlangıç kısmı, vatandaşlık tanımı, din ve vicdan hürriyeti ve anadilde eğitim, partilerin üzerinde tartıştıkları, uzlaşmanın zor olacağı başlıklar.” (Konuşan: Murat Aksoy, Yeni Şafak, 3 Aralık 2012)
Sadece komisyonda değil, kamuoyunda da ciddî tartışmaların olması normal. Çünkü yapılan çalışma bir anayasa hazırlama çalışması. Dolayısıyla bin konuşup bir adım atılması lâzım. Yönetmelik ya da kanun değil ki bir iki gün sonra değiştirilsin. Şu bir gerçek ki yeni ve sivil bir anayasanın hazırlanmasına engel olan, çalışmaları tıkayan parti mutlaka ilk seçimlerde bunun bedelini öder. 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden bunca yıl geçtikten sonra hâlâ darbe anayasasını muhafaza etmeye çalışan parti ya da partiler varsa Türkiye’yi ve dünyayı okuyamamış, anlayamamış demektir.
Yeni ve sivil bir anayasanın muhtemel darbe girişimlerine engel olacağı da konuşuluyor. Bugün itibarıyla darbecilerin kendilerine dayanak yaptığı anayasa ve kanun maddeleri yürürlükte. İktidarın kaynağını, milletin reyine, tercihine değil de ‘bazı kurum ve kuruluşlar’a dağıtan bir anlayışla Türkiye’nin darbecilerden korunması mümkün değil.
Ülkemizin halletmesi gereken bir konu da ‘çift başlı yargı’ meselesidir. Mevcut darbe anayasasına göre askerlerin ‘yüksek mahkemeleri’ var. Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Şentop bu çelişkiye dikkat çekerken, “Askerî Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesi kalkmalı. Bunların baktığı dâvâlara Yargıtay’da ve Danıştay’da bakılmalı. Askerin genel yargı sisteminden bağımsız, yalıtılmış bir yargı düzeni olamaz. Devlet içinde devlet olmaz” demiş.
Hatırlanacağı üzere, yeni ve sivil bir anayasa için kamuoyuna çağrı yapılmış ve arzu eden herkesten teklifler, tavsiyeler, metinler istenmişti. Yüzlerce, belki de binlerce görüş ve teklif ilgililere ulaştırıldı. Acaba bu teklif ve tavsiyelerden istifade ediliyor mu? Yoksa bu çağrı, “Dostlar alış verişte görsün” anlamı mı taşıyacak?
İnşaallah aradan yıllar geçtikten sonra gerçek anlamda sivil bir anayasa hazırlanır ve Türkiye hızla “Büyük Türkiye” olma yolunda koşar. Kaybettiğimiz zamanı kazanmak için daha fazla gayret sarf etmeye mecburuz. Bizi şimendiferle, trenlerle geçenlere; balon ve tayyarelerle yetişmek durumundayız vesselâm...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Faruk Çakır Arşivi