D.Mehmet Doğan

D.Mehmet Doğan

Zihin hasarı büyümeden...

Zihin hasarı büyümeden...

Müşterek kültürel arkaplanımızda ciddi hasar belirtileri hissediliyor. Cumhuriyetin meydana getirdiği büyük zihin hasarı karşısında bin yıllık köklerden beslenen geniş bir kesim bugüne kadar müştereklerini şöyle veya böyle korudu. Ortak değerler, ilişkileri belirledi. Uzun süren muhalefet ve baskıcı yönetimler buna büyük ölçüde yardımcı oldu. 

1990’larda dindarların nakıs iktidarı sırasında tepkici tavır takınan bir dini kesim, daha sonra aynı partinin “yenilikçi” kanadının oluşturduğu siyasi yapıya açık destek verdi. Cemaatin muhalefetken esirgediği desteği iktidara vermesi çok fazla dikkat çekmedi. Fakat bugün dikkatten kaçırılmasına imkân olmayan bir durumla karşı karşıyayız. Sükunetle düşünüp durum değerlendirmesi yapmak zarureti ortada. 

Siyasi iktidarlar baskı grupları ile alış veriş ilişkisi içinde bulunması olağan karşılanır. Ne alınıp verildiği bellidir. Sivil toplum, siyasi iktidarları belirli çerçevelerin korunması yönünde zorlar. Fakat, “cemaat”in siyasetle ilişkisi bütün bunları aşan bir çerçevede seyretmişe benziyor. 

Şimdi kendini “hizmet” diye tanımlayan topluluğun, hiyerarşik bir teşkilat olduğu açık; siyasetle ilişkisini de bu çerçevede ele almak mecburiyeti var. 

Eğer seçim sözkonusu ise, siyasi iktidarın bu desteğe çok fazla ihtiyaç duymadığı tahmin edilebilir. Asıl ihtiyaç, bürokratik yapılar ve hukuki-bürokratik yapılarda hissedilmiş olmalıdır. 

Cumhuriyet bürokrasisinin, tek parti devrindeki tek yekpareliği tümüyle koruyamasa bile, iki binli yıllara kadar güçlü şekilde ayakta tuttuğu ortadadır. “Bürokratik seçkinler, ideolojik eğitimin kuşatmasından ne ölçüde kurtulabilmişlerdir” sorusunun cevabını vermek, son yıllara kadar çok kolaydı. İdeolojinin bürokrasinin davranışlarındaki rolü elbette baskındı. Böyle bir bürokratik altyapının üzerinde hükümet olmanın zorluklarını, Adnan Menderes’ten itibaren bütün “sağcı” ve “muhafazakâr” iktidarlar değişen nisbette hisssetmişlerdir. 

Her darbe, bürokratik merkezin ideolojik vurgusunu güçlendirmiştir. Mevcut Başbakan’ın bürokratik yapıdan şikayetleri bu sebeple son zamanlara kadar sürmüştür. Bu durumda, bürokraside hazır kadroları kullanmak, çeşitli cemaat yapılarının unsurlarını bürokratik yapı içinde değerlendirmek bir kolaylık olarak görülmüş olabilir. Eğitim, cemaatlerin sistem içinde güç gösterdikleri bir alan olagelmiştir. Bu alanda en fazla at koşturan ise, bugünlerde çok sözü edilen cemaat/teşkilat olmalıdır. 

“Kadro yetiştirmek”, bugünkü iktidar için daha önce hayati bir sorun olarak görülmemiştir. Sistemin içinden gelen unsurları değerlendirerek yönetmek rehavetinin ağır bastığı anlaşılmaktadır. Bu kolaylaştırıcılığın yan etkileri bugün kendini gösteriyor ki, bazı kurumlarda cemaat yapılarının, (burada münhasıran bir tanesi kastedilmemektedir), işleyişi etkileyecek ölçüye ulaştığı açıkça görülmektedir. 

Bazı bakanlıkların, devlet kurumlarının dini bir grubun neredeyse inhisarına geçtiği son zamanlarda dillendirilir hale gelmiştir. Bu çerçevede en güçlüsü, neredeyse kırk yıl sistematik olarak bürokrasi içinde yapılanan dini görünümlü bir topluluğa aittir. Dini görünümlü topluluk, bu görümünü aşan ilişkiler kurarak meşruiyet alanını genişletmeyi belli ölçüde başarabilmiştir. 

Bu raddede, devlet refleksinin devreye girmesi kaçınılmazdır. Bize öyle geliyor ki, 28 Şubat döneminde cemaat hedef alınırken her ne kadar “irtica” kavramı kullanılmışsa da, bu tutum güçlü bir hiyerarşik yapının diğer güçlü bir hiyerarşik yapı ile çatışması olarak okunabilir. 

“Cemaat”i aşan, devlet çekirdeği şeklinde yapılanan bir topluluk esas olarak neyi hedefleyebilir? Devleti tüm olarak ele geçirerek iktidar olmayı mı? Bu seçimle olmayacağına göre, nasıl olabilir? Cevabını vermek zor değil!

Son günlerde olup bitenler, birçok konuşulmayan, tartışılmayan konu üzerinde ciddi şekilde düşünülmesi gerektiğini ortaya koydu. Eğer değerler zemininde uzlaşılmaza, zihin hasarımızın büyüyeceğinden, geleceğimizi ciddi şekilde etkileyeceğinden şüphe edilmemeli! 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
D.Mehmet Doğan Arşivi