D.Mehmet Doğan

D.Mehmet Doğan

Sarayım var çiftliğe karşı!

Sarayım var çiftliğe karşı!

Meşhur Rumeli türküsünü herkes bilir: Köşküm var deryaya karşı!

İstanbul, saraylar şehri. Fatih Sultan Mehmed Bayezid’de, şimdi Üniversite’nin bulunduğu yere fetihten sonra ilk sarayı yaptırdı. Daha sonra Topkapı Sarayı yapılınca Bayezid’deki saray “Eski saray” olarak anılmaya başlandı. Topkapı Sarayı’nın yeri mimarlık açısından harika bir seçimdi. Topkapı yüzyıllar boyunca eklenen yapılarla kocaman bir külliye oldu. Son eklenen yapı, Mecidiye Köşkü’dür. Sultan Abdülmecid, Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırdıktan sonra, Topkapı Sarayı ile bağlantısını böylece sürdürmek istemiş olmalıdır. 

Abdülmecid’in dönemi yapısı Dolmabahçe Sarayı ile kıyaslanırsa, Topkapı Sarayı’nın insanî ölçülerde, ihtişam iddiası olmayan fonksiyonel bir yapı olduğu görülür. Dolmabahçe ise, âdeta hükümdarlığın ihtişamını göstermek için yapılmıştır. Dış görünüşüyle öyle olduğu gibi, içi de aynı mahiyettedir. 

19. yüzyılın ortasında neden yeni ve ihtişamlı bir saray yapılmasına ihtiyaç hissedilmiştir? Osmanlı temas halinde olduğu büyük devletlerle yapılacak kıyaslamalarda böyle bir sarayla kendini ifade etmek istemiş olabilir. 

Ankara ise Cumhuriyet’ten sonra köşkler şehri olmuştur!

Oysa Ankara’nın tarihinde Selçuklu şehzadelerinin, beylerbeyilerin, vali paşaların sarayları vardı. Evliya Çelebi de sözünü ediyor. Cumhuriyet saraya, padişaha ve Osmanlı’ya karşı olmak ve güya halkçı görünmek için yönetim binalarını “köşk” olarak adlandırmıştır. Cumhurbaşkanlığı köşkü, hariciye köşkü gibi. Gerçekten cumhurbaşkanlığının ilk ikametgâhı bir bağ evi idi. Sonra genişletildi ve 1930’larda yeni ve modern mimariye uygun binalar yapıldı. Adı yine “köşk” kaldı. 

Bir taraftan köşk denilirken, adliye sarayı, kitap sarayı (kütüphane), belediye sarayı... gibi adlandırmalardan da geri durulmuyordu. 

İşe bakın: Cumhurbaşkanının, hariciyenin köşkü var, başbakanın yok! Sonunda o da oldu. Fakat köşk değil “konut” denildi. 

“Başbakanlık konutu” ne sakil bir adlandırma! (Fakat şu sıralar bu kelimenin ingilizcesi çok revaçta: Residance!) Başbakanın ikametgâhı böyle adlandırıldı. Galiba Tayyip Bey, böyle bir yerde oturmayıp şehrin bir semtinde ev tutunca, “Başbakanlık resmî konutu” denilmeye başlandı. 

Ankara başkent olduktan sonra, yeni kurulacak şehir için dışarıdan şehircilik uzmanları çağrıldı, yarışma açıldı. Avusturyalı-Alman mimar Jansen’in planı kabul edildi. O zaman Cumhuriyet başkentinin nüfusunun azami 300 bin civarında olması düşünülüyordu! Böyle bir şehrin havaalanı -o zamanki uçakların cesameti düşünülürse de çok acayip kaçmaz- şimdiki Tandoğan meydanı olabilirdi! Ankara 1950’ye gelindiğinde 300 bin sınırını aşmıştı, şimdi 5 milyonluk bir şehir!

İlk Meclis’ten itibaren gerek Meclis, gerekse devlet yönetimi ile ilgili binaları her defasında daha büyük yapmak durumu ile karşı karşıya kalındı. Fakat bunun bir yerde durması gerekiyor. Her bakanlık en az üç yer değiştirmiş durumda! Yeni yapılan binalar da bürokrasiye kâfi gelmiyor, habire ek binalar yapılıyor veya kiralanıyor!

Tayyip Erdoğan, dünya liderleriyle en çok teması olan Türkiye başbakanı idi. Bir ayağı Türkiye’de, diğer ayağı dünyanın her hangi bir ülkesinde denilse yeri var. Belki de devlet yönetimi için yeni bir mekân ihtiyacı bundan ötürü ortaya çıkmıştır. Bunun için seçilen yer, Atatürk Orman Çiftliği denilen arazinin yüksek bir bölümü. Eskiden Ankara Orman Bölge Müdürlüğü’nün bulunduğu kısım, Tarım Bakanlığı’nın “Havuzlu lokal” olarak bilinen dinlenme tesislerinin arazisi katılarak geniş bir sahaya bir külliye inşa ediliyor. Başbakanlık külliyesi denilebilecek yapılar topluluğu, yeni seçilen Cumhurbaşkanımız tarafından kullanılacağı anlaşılınca, “Cumhurbaşkanlığı külliyesi” veya kısaca “Başkanlık külliyesi” olarak adlandırılabilir. 

Bu yapıların Atatürk’ün Çiftliği’nin arazisine inşası bazı eleştirilere yol açıyor. Atatürk’ün bütün mal varlığı Devlet’e intikal etmiştir, Çiftlik de öyledir. Daha önce de bu araziye Gazi Ordu Evi yapılmıştı. Şimdi yapılan ve saray olarak adlandırılmasında beis olmayan yapı-yapılar, gerçekten bütün Çiftlik arazisine, Ankara manzarasına hâkim konumdadır. Aynı şekilde Ankara’nın birçok yerinden görülebilmektedir. (Yarın: Aksaray da nereden çıktı?) 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
D.Mehmet Doğan Arşivi