D.Mehmet Doğan

D.Mehmet Doğan

Tehcirlerden tehcir beğen!

Tehcirlerden tehcir beğen!

Bu sene bu kelimeyi çok sık duyacağız: Tehcir:  “Zorla göçürme” demek... 

Türkiye’de bu kelime kullanılınca, 1915 yazında ekseriyetle doğu ve güney doğuda uygulanan göçürme hatırlanıyor. Bu tehcir, Rusya ile savaş halinde olan Osmanlı hükümeti tarafından düşmanla işbirliği yapan Ermeni komitacılarının tesirini kırmak üzere uygulandı. Muvakkat (geçici) Kanun’da herhangi bir etnik topluluğun adı geçmez. 

Bütün tehcirler yüzyıllar boyunca oluşmuş tabiî nüfus dokusuna müdahaledir ve büyük insanlık trajedilerine zemin hazırlar. 1915 tehcirinin geçici bir uygulama olduğunu, normal avdet ettiğinde göçürülenlerin yerlerine döndürüleceğini düşünebiliriz. Fakat uygulamada tehciri aşan bazı sonuçlar ortaya çıkmış ve ihmal edilemeyecek bir nüfus telefatı yaşanmıştır.

Osmanlı Devleti’nde nüfus hareketleriyle ilgili çalışmalarıyla tanınan Amerikalı nüfus bilimci Justin McCarty, savaşan bir devlet olarak Osmanlı’nın böyle bir yola başvurmasının olağanüstü bir durum olmadığı görüşündedir. Ayrıca bu ilim adamı, Osmanlı nüfusunun 19. Yüzyılda ve 20. Yüzyılın başında uğradığı tehcir ve katliamlarla ilgili dehşet verici sonuçları bize aktarır. 

Yüz yıldır Türklerin ve müslümanların yaşadıkları tehcirlerin listesi bile sayfalar tutar. Biz kestirmeden anlatalım: Balkanlarda Sırpların, Rusların, Bulgarların, Yunanlıların uyguladıkları tehcirler büyük katliamlarla beraber yürümüştür. Aynı şekilde Kafkaslarda ve Kırım’da da büyük tehcirler yaşanmıştır. Buraların ahalisi için Anadolu toprakları sığınak olmuştur. Bugün Türkiye nüfusu bu açıdan incelense ülkemizin adını “Tehciristan”a çeviresimiz gelir. 

Buna rağmen hiç Türklerle ilgili, müslümanlarla ilgili tehcirden bahsedildiğini duydunuz mu? 
Geçen sene Stalin’in Kırım tehcirinin 70 yıldönümü idi. İki yüz bin civarında Kırım Tatarı öz yurtlarından havvanlara mahsus vagonlara yüklenerek Sovyetler Birliği’nin uzak ülkelerine sürüldüler. Yol şartlarından, açlıktan, salgın hastalıklardan yarıya yakını hayatını kaybetti. Bu tehcir kılıklı bir soykırımdı...

Aynı yıl bir Türk tehciri daha vardı: Ahıskalıların sürgünü...Şimdi Gürcistan sınırları içinde bulunan Osmanlı’nın Ahıska eyaletinde yaşayan müslümanlar Türkiye sınırına yakın oldukları için tehlikeli bulundu ve bire kadar yüzyıllardır yaşadıkları yurtlarından sürüldüler. Bu tehcir onların dörtte birinin zayi olmasına yol açtı...

Siz geçen sene boyunca bu tehcirlerle ilgili akılda kalan bir faaliyet hatırlıyor musunuz? Dünyaya nizamat vermek iddiasında olan devletlerin bu konuyu gündemlerine alıp açıklamalar filan yayınladığını duydunuz mu? Son yıllarda Kırım Tatarları nice zahmetlerle özyurtlarına dönüp, kötü şartlara razı olmuş iyi kötü bir hayat kurmuşlardı. O da Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ile tersyüz oldu. Kırım’ın Rusya tarafından işgaline ABD’nin ve Avrupa’nın tepkisi ne oldu? Bir kaç cılız protesto!

Rusya’nın yaptığını Türkiye yapsa idi...Mesela Suriye’nin Türkmen bölgesini işgale kalkışsa idi neler olurdu? 

Ahıska’da da durum aynı. Ahıska Türkleri dünyanın dört bir yanına dağılmış durumda. Öz yurtlarına dönmek için sarfettikleri gayret henüz bir sonuca ulaşmadı. Dünya bize yönelik soykırımlara, tehcirlere gözünün ucuyla bile bakmıyor. Peki önümüzdeki günlerde böyle mi olacak? 1915 olayları için Ermenistan bir taraftan, ABD ve Avrupa’da yerleşmiş Ermeniler öte taraftan dünya kamuoyunu ifsad için hazırlık içindeler. Bu arada ABD’de ve Avrupa’da ne gibi kirli pazarlıkların döndüğünü de yıl dönümü yaklaşınca göreceğiz.

Hasan Celal Güzel Bey’in yönetiminde Yeni Türkiye dergisi beş ciltlik “Ermeni meselesi özel sayısı” yayınladı. İlim adamlarının belgelere dayanarak hazırladığı 249 makale yaklaşık 4 bin sayfalık bu külliyatta bir araya getirilmiş. Mesele enine boyuna ele alınıyor, birçok makalede gerçekte ciddi dayanaktan yoksun olan Ermeni tezleri çürütülüyor. Düşünen, uygulayan ve emeği geçenlere teşekkür borçluyuz. İnşaallah bu metinler ingilizce, fransızca ve arapça gibi dillere çevriler, bütün dünyaya mal edilir.

Bu arada 2014’te yayınlanan Ahıska ile ilgili iki kitaptan da söz etmiş olalım: Ahıska Türkleri (Ayşegül ve İsmail Aydıngün) ve Diasporada Dini Yaşamak-Azerbaycan Ahıska Türkleri Örneği (Hayri Erten). Ahıska tehciri 1944’te yapılıyor ama bundan dünyanın 1956’ya kadar haberi dahi olmuyor. Stalin öldükten üç yıl sonra ancak Ahıska sürgününden söz edilebiliyor!

Buyurun üç tehcirden bahsettik. Biri dünyanın gündemini işgal ediyor, ikisini ise dünya yokmuş farzediyor!

Ya Suriye’den ülkemize sığınmak zorunda kalanlar sürmekte olan bir tehcirin mağdurları değil mi? 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
D.Mehmet Doğan Arşivi