D.Mehmet Doğan

D.Mehmet Doğan

Her Kurşun, Her Şehit...

Her Kurşun, Her Şehit...

Seçime neredeyse bir ay var ve partiler seçim kampanyasını henüz başlatmadılar, ama terör örgütünün kampanyası bütün hızıyla devam ediyor! Her gün saldırı haberleri alıyoruz, neredeyse her gün şehit cenazeleri ile karşı karşıya kalıyoruz.  

Bunun halkın zihninde meydana getirdiği tesirin belirleyici olduğu şüphe götürmez. Kanlı eylemlerin doğuda farklı, batıda farklı sonuçlar doğurması ihtimal dışı değil. Siyaset, mevcut durumun halkın eğilimlerini etkileme halini hesaplamak mecburiyetinde. Şimdi “şehit cenazeleri üzerinden siyaset” diyerek konuyu saptırmamak lâzım. Bugün terör apaçık bir gerçek ve gerçekliğini her gün bize hatırlatıyor. Siyasetin böylesine dehşet uyandırıcı bir gerçeği ıskalaması düşünülemez elbette. 

Bütün partiler, bu seçim kampanyasında vatandaşın ekonomik sıkıntılarından, idari meselelerden, yolsuzluktan bahsetseler de konu eninde sonunda teröre gelip dayanacak. Partiler şöyle veya böyle terör konusunu siyasetlerinin merkezine yerleştirmiş durumdalar. 

“Terörden beslenen parti” desem, hangi partiyi kastettiğimi herkes bilecektir tahmin ediyorum. Yani “terörden beslenen parti” bir bilmece konusu değil. Malum partiyi var eden, hatta Meclis’e sokan terör. Zaten aday listelerini eski teröristbaşına ve mevcut terör mihrakının liderlerine tasdik ettirmişlerdi. Şimdi galiba ikinci şık söz konusu. Bayan eş başkanın zor şartlarda çıktığı Kuzey Irak seferinin başka bir anlamı olabilir mi? 

Terörden beslenmek nereye kadar varabilir? 

Bundan önceki seçimde güneydoğuda seçmen davranışlarını neyin etkilediği önemli. Seçmen etnik dürtülerle “her ne olursa olsun, katil de olsa, cani de olsa, bana zarar da verse… bu partiyi destekleyeceğim” mi dedi? 

Terörden beslenen partinin oy oranının düşmeyeceğini iddia edenler böyle bir düşüncenin sonuçta müessir olduğunu söylüyorlar aslında. 

Daha mutedil yaklaşanların görüşü ise, halkın çatışmasızlığın sürmesi ve barışın güçlenmesi için mezkûr partiyi desteklediği yönünde...

Yani bu parti halk nezdinde terörü devre dışı bırakacak bir konumda görülmek istenmiştir. Seçimden sonraki tutum ve tavırları bu partinin terörle arasına bir mesafe koyamadığını gösterdi. Yani, şu anda bu parti terörle beslenmenin sınırında duruyor!

Bu partinin seçim kampanyası bu yüzden terör yokmuş gibi, teröristler her gün sağa sola saldırmıyormuş, kan dökmüyormuş gibi yapmaktan ibaret olacak. Buna karşı devlet (Cumhurbaşkanı) ve hükümet (Başbakan) en şiddetli saldırılara maruz bırakılacak. Terör gerçeğini perdelemek için sistematik yalanlar uydurulacak. 

Bunun pratiğini Cizre olaylarında gördük. Bu partinin önde gelenleri, müstafi bakanları, Cizre güllük gülistanlıkken, sokaklar kazılmamış, çukurlar açılmamış, bombalar tuzaklanmamış, sağa sola roketatarlarla saldırılmamışken… her ne hikmetse güvenlik güçleri şehri kuşatmış, bir haftadan fazla süren bir sokağa çıkma yasağı uygulanmış…gibi konuşmuşlardı.

Önemli olan bu yalanın bölgede revaç bulup bulmaması. Etnik saptırmaların böyle yalanlara revaç vermesi halinde, mezkûr partinin oyları düşmeyebilir. Biz her şeye rağmen geniş halk kitlelerinin bu yalanlara itibar etmeyeceğini, kendisini aptal yerine koyanlara kanmayacağını düşünenlerdeniz. 

Hükümet esasen şunu gösterdi: Uzun süredir olağanüstü halle idare edilen bölgeyi normalleştirdi. Bu birinci adımdan sonra barış süreci ile bu normalleşmeyi kendi açısından daha güçlü bir irade ile destekledi. Barış sürecinde halk normal hayatın akışını gördü. Şimdi bölge normal hayattan eski zor günlere döndü. Eğer terörden beslenen parti bölgeden aynı oyu alırsa, normal hayata dönüşün şartlarını oluşturmak daha imkânsız hâle gelecek. 

Halkın ferasetine, sağduyusuna güvenmek en doğrusu…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
D.Mehmet Doğan Arşivi