Mehmet Ocaktan

Mehmet Ocaktan

Müziğin efendisi Cohen’le uzaklara çok uzaklara...

Müziğin efendisi Cohen’le uzaklara çok uzaklara...

Her şeyden ve herkesten uzaklara gitmek istiyorum bu gece... Hani çok uzaklarda olmak istediğiniz geceleriniz vardır, sadece bazı şiirlerin dansıyla uzaklarda bir anınıza eşlik etmek isteyeceğini düşündüğünüz eski bir dostunuzu ararsınız ya; işte o dost kelimeleri kalbinize adeta yıldızlar gibi serpen ve aklınızı başınızdan alan bir şairdir.

İşte bu gece müziğin efendisi Leonard Cohen’le uzaklara, çok uzaklara gidiyorum. ’Hallelujah’la ruhani bir yolculuk bir bakıma... Bilindiği gibi Cohen’in‘Hallelujah’ şarkısı dünyanın her yerinde halen ilahi bir ağırlıkla dinlenen, mistik, ruhani bir şarkıdır. “Aşk bir çeşit zafer yürüyüşü değildir” der Hallelujahşarkısında Cohen. “Şiir sadece hayatın bir delilidir. Hayatınız iyi yanıyorsa, şiir sadece küldür.”

O sesinin büyüsüyle, çıktığınız yolculukta kalbinizin kapılarının açılmasına izin verir. Bu yolculukta gençliğiniz, aşklarınız, tutkularınız, özlemleriniz, inançlarınız hatta politik düşüncelerinizle yüzleşir, yılların özlemiyle yeni bir sayfa açarsınız hayatınızda.

***

O bir ozan, tüm zamanların adamı. 1967 yılından bu yana süren sanat hayatı boyunca şiirleri ve şarkılarıyla tüm kuşaklara bir şekilde dokunuvermiştir. Bir şair, romancı ve müzisyen olan Leonard Cohen’i tanıdığımda 80’li yılların ortalarıydı, o buğulu, kalın ve tok sesiyle söylediği ‘Dance me to the end of love’ şarkısını ilk dinlediğimde kalbim tam ortasından ikiye ayrılmıştı sanki...

Sesinin derinliğinde çınlayan şarkılar, adeta güçlü bir elektrik akımı gibi işler ruhunuzun derinliklerine ve kalbinizi alıp bir duvara çarpar, geçmişi ve geleceği aynı anda yaşarsınız...

O fötr şapkası ve şairane duruşuyla aşka, ayrılıklara, kederlere ve isyanlara karşı hep söyleyecek bir sözü vardır. Aynı zamanda ötekileştirmeye, diktalara, zulme, açlığa ve yeryüzünün tüm arafta kalanlarına anlatacak öyküleri vardır.

Bazen şarkılarıyla canınızı yakar, kederlere gömer, bazen de sizi özgür bırakır. Bazıları Cohen’in şarkılarının insanı karamsarlığa sürüklediğini düşünür. Cohenbuna itiraz eder: “Kendimi kötümser olarak görmüyorum. Bence kötümser insan yağmur yağsın diye bekler, oysa ben kendimi iliğime kadar ıslanmış hissediyorum.” Çünkü o hüznü ve asaletiyle incelikli başkaldırının müstesna bir temsilcisidir aynı zamanda.

***

İnsan ruhunun labirentlerinde kendini bulmak için çıktığı yolculukta şarkılar, şiirler, romanlar bıraktı arkasında. Bu yüzden şarkıları kitlelerin duygularına, düşüncelerine, aşklarına, umutlarına, umutsuzluklarına, hayallerine sızan kutsanmış ruhlar gibidir sanki...

Şarkılarında öyle anlar olur ki, “ahiretten gelen 27 melek tarafından bağlandığı masanın” bulunduğu şarkı kulesinden  dipsiz bir kuyunun karanlığına atıverir insanları.

Ama aynı zamanda bazı albümlerinde, klasik sol duruşun örneklerini verir. Mesela Democracy isimli şarkısında “Kargaşaya karşı savaşlar/... gece ve gündüz sirenler/...evsizlerin ateşleri/ diyerek huzursuzluğunu dile getirir ve şarkıyı Amerika’da demokrasi olmadığını söyleyerek bitirir. Bu klasik sol duruşun bir benzeri Tower of Song’daki “Zenginlerin kanalları var fakirlerin yatak odasında/Kudretli bir yargılama yaklaşıyor onlara” sözlerinde de görüldü. The Future’da “Yükselen ve düşen milletler görüyorum/.../Fakat sevgi hayatta kalmak için tek motor” diyerek kehanetini barışçı dizelerle noktaladı. Anthem’deki “Yüksek mevkilerdeki, dualarını bağırarak okuyan katiller/... benden duyacaklar”dizelerindeki kelimelerin ucu müthiş keskindir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Ocaktan Arşivi