Ekrem Kızıltaş

Ekrem Kızıltaş

Alevilerin Alevileşmesi...

Alevilerin Alevileşmesi...

5. Alevi Çalıştayı'nın en renkli simalarından birisi Sabah yazarlarından Sevilay Yükselir'di bana göre...

Alevi olduğunu rahatlıkla söyleyen ve özellikle Alevi olduklarını gizleyen medya mensuplarına kızan bir isim olan Sevilay Yükselir, "Ben Aleviyim, tamam. Ama tam olarak kimim; neye inanır, nasıl yaşarım?" sorusunun cevabını da dürüst bir şekilde arayanlardan...

Sevilay Yükselir'i dinlerken, Alevi kesimin önde gelen kuruluşlarından birisinde önemli noktalara kadar gelmiş ve bu arada birçok kitaplar yazmış bir isimle geçtiğimiz yıl Şam'da yaptığımız bir sohbeti hatırladım.

Aleviliğin sadece saz, söz ve semah ve benzeri birtakım hususlardan ibaret olmaması gerektiğini düşünen o arkadaş da, Kur'an-ı Kerim'e inanıyorlarsa neden onda yazılanlara uymadıkları gibi konuları sorgulamaya başlamış ve aldığı cevaplardan tatmin olmamış olacak ki, araştırmalarını daha da derinleştirmek için kenara çekilmeyi tercih etmişti.

Alevi Çalıştaylarının 5. si, özellikle medya kesimi açısından ezber bozan bir faaliyet oldu. İnanıyorum ki bu, çalıştayların bu zamana kadar yapılan diğer bölümleri ve bundan sonra yapılacaklar için de, aynı şey sözkonusu.

Çünkü bu çalışma, Alevilerin kendi kendileriyle yüzleşmeleri manasına geliyor öncelikle.

Birilerinin ısrarla iddia ettikleri gibi, bu çalıştaylar ve akabinde yürütülecek çalışmalar, Alevilerin Sünnileşmesi ya da asimile edilmesine değil, öncelikle Alevilerin Alevileşmesine sebep olacak belki de.

Çünkü Alevilikle alakalı olarak bilinmezliğin doğurduğu yakışıksız algılar ne kadar yanlışsa, Alevileri temsil ettikleri iddiasıyla ortaya çıkıp birtakım siyasi taleplerde bulunanların, çizdikleri Alevilik tabloları da yanlış.

İslam Dini içerisinde bir yapı olan Aleviliği; sadece bir kültür, folklor, yaşam biçimi, saz-söz-şiir, insan sevgisi... gibi tanımlara hapsetmenin mümkün olmadığı artık ortaya çıkmıştır.

Kırsalllıktan kurtulup; dağınık bir yapı ve şifahi kültürden kentleşmeye geçen Alevilik, artık kendini net olarak tanımlama noktasına gelmiştir.

Çünkü: 'Ben Aleviyim' diyenlere, en azından merak saikiyle sorulması mukadder olan: 'Güzel, peki Alevilik nedir?' sorusu, hep bir cevap bekleyecektir.

Vaktiyle, bir toplantıdan öbürüne giderken, jandarma korkusuyla sazını döşeklerin arasına saklamak zorunda kalan Ali Ekber Çiçek örneği de gösteriyor ki, zannedilenin aksine, Aleviler de Sünnilere benzer sıkıntılar çektiler ve halen de sıkıntılı oldukları konular var.

Ancak Aleviler adına dile getirilen: Diyanet'in kaldırılması, zorunlu din eğitimine son verilmesi.. gibi taleplerin, gerçekten onlara ait olup olmadığı, tartışma konusu.

Son günlerde alevlenme eğilimi gösteren Dersim'de vaktiyle olup bitenler konusu da, bir yönüyle Alevilikle ilgili ve sadece bu husus bile, ortaya çıkıp Alevileri temsil ettiklerini söyleyen bazı çevrelerin tutarsızlıklarını gösterir nitelikte.

Bu, sistemin yanında gözüken; dahası sistemin bizzat kendisi imiş gibi davranmaya çalışan birilerinin, Aleviliği kullanma çabasından başka bir şey değildir.

Hülasa: Yakın geçmişte yaşanan bazı olaylar, konunun ülkemiz açısından ciddi bir fay hattı olma istidadı taşıdığını ortaya koyar nitelikte.

Yaşanmak zorunda kalınan acı tecrübeler ve atlatılan bazı badireler, Alevilik-Sünnilik konusunun, zaman zaman ülkeyi karıştırmak için bir tür manivela olarak kullanılmak istendiğini gösteriyorsa; bizlere düşen, barış içerisinde birarada yaşayabilmek için gereken bütün tedbirleri almaktır.

Bunun başlangıcı da, toplum içerisindeki yanlış anlamaları ortadan kaldıracak çalışmalar yapılmasıdır...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ekrem Kızıltaş Arşivi