Ekrem Kızıltaş

Ekrem Kızıltaş

Söyleyene değil söyletene bak!..

Söyleyene değil söyletene bak!..

Gazetecilik işiyle uğraşanların ve hele Milletin inançları konusunda hassas olan yayın organlarında çalışanların iyi bildikleri bir husus vardır: Bir başka yayın organında yayınlandığı zaman kimsenin gıkını bile çıkarmadığı bir haber ya da yorum, sizin yayın organınızda yayınlandığı zaman, ortalık fena halde karışabilir...

Başlayan hazırlık soruşturması sırasında rahatsınızdır. Çünkü hemen herkes tarafından dile getirildiğini bildiğiniz bir konunun dava sebebi olmayacağını düşünüyorsunuzdur çünkü.

Ancak hazırlık soruşturmasını müteakip dava açıldığını görür ve ciddi şekilde şaşırırsınız.

Böylesi bir konunun başka yayın organlarında yayınlandığı zaman neden suç olmadığını merak edip sorduğunuzda ise aşağı yukarı şöyle bir cevapla karşılaşırsınız: "O yayın organında bu yazının yayınlanmasının suç olma ihtimali yoktur, ama sizinkinde yayınlandığı zaman mutlaka suçtur! Çünkü biz o yayın organının ve sizin yapınızı, olaylara nasıl baktığınızı biliyoruz"...

Yani o başkadır, siz başkasınızdır...

Hukukun objektif olması gerektiğinden başlayıp sıralayabileceğiniz bütün argümanların ise herhangi bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Çünkü muhatabınız olan merci öyle düşünmektedir...

Bu durum aslında bal gibi niyet okumadır ve basın tarihimizde sık sık karşılaşılan vakalardandır...

Niyet okuma faslının hukuk açısından bir garabet olduğunu bir kenara bırakırsak, aslında bir konunun hangi yayın organında yayınlandığı önemli bir ölçüdür.

Yine bir sözün kimin tarafından söylendiği de öyledir.

Şimdi mesela ben çıkıp da, "Türkiye'deki laiklerin birçoğu iyi insan ama demokrasiye, halkın oylarına ve insan haklarına çok saygıları yok!" desem, ne olur?..

Ne olacak, hiçbir şey!..

Okuyanların bir kısmı malumun ilan edilmiş olduğunu; bir başka kısmı da, bu gazetede yazan birinden beklenebilecek bir söz olduğunu düşünecektir.

Herhalde hepiniz biliyorsunuzdur, yukardaki sözler Orhan Pamuk'un Amerikan PBS Televizyonu'nda katıldığı Charlie Rose Show'daki konuşmasından alınma...

Orhan Pamuk'un programda dile getirdiği hususlar arasında altı çizilecek başka hususlar da var tabii.

Türkiye'deki birçok yayın organında 'Laikleri kızdıracak açıklama' ve benzer başlıklar altında alıntılar yapılan konuşmasında, Kürt meselesine değinip, hükümetin bu sorunun çözümünde yumuşak davranması gerektiğini; Atatürk'ün laiklik projesinin işlediğini ama demokrasi projesinin işlemediğini ve bunun sebebinin de ordu ve bürokrasi içerisindeki muhafazakar ve otoriter yönetici elitler olduğunu... söylemiş.

Türkiye'nin bir din devletine dönüştüğü bahanesinin arkasına sığınanların sahip oldukları ayrıcalıkları kaybetmek istemeyenler olduğu da, Pamuk'un tesbitleri arasında.

Söylediklerinin en azından bazılarında tutarsızlıklar olması yanında, Orhan Pamuk'un, Türkiye'deki laik kesim hususunda en aklı başında sözleri edebilecek isimlerden birisi olduğunu, rahatlıkla ifade edebiliriz..

Çünkü içerden, hatta kendini o camianın içinde zannedenlerden çok daha içerden olan birisi.

Pamuk, birçoğunun iyi insan olduğunu söylediği laiklerin demokrasiye, halkın oylarına ve insan haklarına saygısı 'yok' dememiş, 'çok yok' demiş.

Bir şeyin olmaması ile azıcık olması arasında fark olduğunu elbette biliyoruz. Ama hamileliğin azıcığı olamayacağı gibi; demokrasi, halkın oyları ve insan haklarına saygısızlığın da 'azıcığı' olmaz gibimize geliyor.

Her neyse, Orhan Pamuk'un ağzına sağlık!..

Bizim yıllardır söyleyegeldiğimiz hususları es geçen birileri, belki onun sözleri sebebiyle intibaha gelirler!..

Kim bilir!.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ekrem Kızıltaş Arşivi