Asım Yenihaber

Asım Yenihaber

Din bürokrasisi

Din bürokrasisi

Kurban Bayramı’nın 2. günündeyiz... Mevzuya arefe günü başladık. Yazı uzadığı için dün okuyucularımızın bayramını dahi tebrik edemedik. Bugün tebrik borcumuzu eda ederek başlıyoruz: Kurban Bayramınız mübarek olsun. Allah tekrarına erdirsin!
Bu Kurban Bayramı dolayısıyla yayınlanan mesajlar, bayramı bayram gibi anlama yönünde olumlu unsurlar içeriyordu. Bir hatırlayın: Zavallı Necdet’in devri saltanatını! Hazret her bayramda lâikçi mesaj yayınlar, millete bayramı zehir ederdi.
Ya Diyanet reisleri? Onlar da ne diyeceklerini bilemez, birlik beraberlik vs.’den dem vurarak zevahiri kurtarmaya çalışırlardı.
Siz hiç Genelkurmay Başkanlarının bayram mesajı yayınladıklarını duydunuz veya gördünüz mü?..
Bu yaşıma girdim, ben şahid olmadım.
Bu çok mühim makamı işgal eden kumandanlarımızın bayram namazına gittiklerine dair bir bilgi de edinemedim. Hani aklı evvel CHP’liler gibi, “Adamlar bayram namazını evlerinde kılıyorlardır!” demezsiniz herhalde!
Şu günlerde yüksek askerî koltukları işgal eden kumandanların dinin yükselişi, Diyanet’in mevzi kazanması karşısında hayli rahatsız olduklarını tahmin edebiliriz. Bir de yeni Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in muhtevalı Kurban Bayramı mesajı da onları rahatsız etmiş olabilir.
Anayasa ne diyor? “MADDE 136- Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, lâiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir.”
Cumhuriyet’in dinle ilgili kurumu, görevlerini “lâiklik ilkesi doğrultusunda” yerine getirecek!
Bu Genelkurmay’ın silahsızlandırılması bir şey değil mi bu?
Her neyse, yeni Diyanet İşleri Başkanı, artık Başbakanlığa bağlı sıradan bir “başkan” değil, müsteşar seviyesinde bir kamu görevlisi. Diyanet İşleri Başkanı’nın bürokratik mevkiinin yükselmesi kurumu güçlendirir mi? Siyaseten ve idareten elbette! Ya dinî olarak?..
Denilebilir ki, dinî, manevi, ruhani güç bunlardan müstakil bir haldir...
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın teşkilat kanunu Temmuz ayında değiştirildi. 1965 yılında çıkarılan kanun böylece farklı bir çerçevede yeniden üretilmiş oldu. İşe bakın ki; böyle hassas bir konuda değişiklik yapılırken yeterince gürültü koparılmadı, toz kaldırılmadı!
Ergenekon’u etkisizleştirirseniz, irtica ile mücadeleyi imkânsız hale getirirseniz, olacağı budur!
Şimdi Diyanet, 1920’lerdeki muvakkat tasarımını ve 1960 darbecilerinin tahditlerini aşan bir yapıya kavuştu. Bunda tuhaflık yok aslında. Türkiye de 1920’lerdeki tasarımını çoktan aştı. Normal avdet etmeye başladı. Türkiye’ye konulan tahditler, sınırlamalar anlamını kaybediyor. Türkiye dünya siyasetinin yeni oyun kurucularından biri olarak kendini kabul ettiriyor. Sünepe büyükelçiler bile silkinip, hem de Viyana’da batının ikiyüzlülüğünü alenen yüzlerine çarpabiliyor.
Diyanet’in bürokratik yükselişi sürebilir. Bunun dinî yükseliş olarak yorumlanması doğru olmaz. Diyanet teşkilatı, insanın bedeni, cismi gibi görülebilir. Onun bir de “ruh”u olmalı.
Diyanet’in büyüyen bedenini, cismini harekete geçirecek ruh ne olacak?..
O ne Anayasa ile, ne kanunla, ne bürokratik mevki ile ve ne de protokolle sağlanabilir.
Yeni Başkan Mehmet Görmez, büyük bir yükün altına girdi. Allah yardımcısı olsun.


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Asım Yenihaber Arşivi