Polislerimizi kim eğitiyor ve yönlendiriyor

Polislerimizi kim eğitiyor ve yönlendiriyor

Hani derler ya, bu kadar cahillik ancak eğitimle mümkün olabilir diye, bu kadar şiddet de ancak ve herhalde eğitimle başarılabilir. Polis Akademisine AB fonlarından aktarıldığını duyduk. Oranın hocalarından önder Aytaç’ın bir TV haber programında söylediğine göre, hocaları da, ABD’de okumuş, yahut yüksek eğitim yapmışlar.

Peki şimdi ne oluyor? Epeydir ne oluyor da lâfın gelişi, şimdi ne oluyor? Ortada “ideolojik” tahlillerin yanında “patolojik” tahlillere de ihtiyaç duyuran bir, 1 Mayıs hadisesiyle karşı karşıyayız. Meselâ: Turisti niye dövdünüz evire çevire? Adam şaşkınlıkla baka kaldı.

Gazetecinin kolunu neden kırdınız?

İşçinin üzerine neden çıkıp postallarınızla çiğnediniz? Bu postal işini özellikle belirtmek isterim. Askeri küçümsemek istiyenler postal resmi çizerlerdi. Hastaneye neden gaz bombası attınız? Düşme falan değildi, bombayı attınız, hem de “ver lan” diye istediniz arkadaşınızdan.

DİSK’in binasını neden harp meydanına çevirdiniz? Neden oradaki insanları nerdeyse zehirlenmeyle yüzyüze bıraktınız?

İşçileri binaya tıktınız da neden yasadışılar sokakta kalıp gece geç vakitlere kadar tedhiş yaptılar?

Gazi Mahallesi’nde, fırsat buldukça toplanıp lastik yakan, panzere taş atan yasadışılarla işçi topluluğunun yürüyüşünü nasıl olup da karıştırıyorsunuz?

İşçilerin yürüyüşüne müsaade edebilir, ötekileri denetim altına alabilirdiniz. İşçileri yıldırıp içeri tıkmak, ötekileri denetim altına almaktan daha mı kolaydı?

Kulağımla duydum. Polis müdürlerinden biri, kendi polisine:

“Gidin burdan, sizi istemiyorum” diye patladı. Bu yaşlıca bir polisti.

Genç polisler nasıl yetiştiriliyorlar?

Hastanede sizi uyarmaya çalışan hemşireyi neden dövdünüz?

Bir gece evvel otobüslerle yurdun dört bir yanından gelen ve koltuk, kanepelerin, çimenlerin üstünde uyumaya çalışan işçilerin, ertesi gün yürüyüşe katılma heyecanlarını, neden kırmızı sular sıkarak daha sendikanın kapısı önünde öldürdünüz?

Muhalefet milletvekillerinin de sığındığı sendika kapısında, içeriye girmek ve dışarıya çıkmak seçeneklerini tıkıyarak, insanları neden nefessiz ve havasız bırakmaya çalışırsınız?

İslâmcı medyanın bu kadar iktidar yandaşlığı yapması, insanî midir? “İktidar yandaşı olmak gibi bir mecburiyeti olmayanların” da insanî kaygıların değil, hükümet beyanlarının yanında yer alması, medyatik tabirle “ethik” midir?

(Pazara kaydırdığım yazı, böylece pazartesiye kaldı, özür dilerim)

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi

Leke

26 Ağustos 2009 Çarşamba 01:09