İspanya’dan sivilleşme dersleri

İspanya’dan sivilleşme dersleri

Narcis Serra, General Franco’nun ölümünden sonra İspanya’yı sekiz yıl yöneten ve sistemdeki asker vesayetini kaldırıp sivil iradeyi hakim kılan hükümetin savunma bakanı olarak sivilleşme reformlarına en hayatî katkılardan birini sağlamış olan çok önemli bir isim.
Geçen hafta TÜSİAD’ın davetiyle geldiği Türkiye’de verdiği bir mülâkattan bazı anekdotlar:
“Bakan olarak atandığımda yerine getirmem için tek bir hedef verildi: Artık daha fazla darbe görmeyeceğimizden emin olmak. 1981 Şubat’ında bir darbe yaşadık. Bunun ardından toplumda askerî güçlerle sorunları çözmemizin ve askeri devlet yapısının altına getirmenin tek yolunun reform yapmak olduğunu anladım.
“Franco öldüğü zaman İspanyol ordusu kendisini Franco rejiminin gardiyanı, rejimin devamı için çok önemli aktör olarak gördü. Franco gibi, faşist sistemin devamına inanan bir ordu.
“Savunma Bakanlığının güçlendirilmesi, ordunun bütçesinin kontrol edilmesi, personelin seçimi, NATO v.b. örgütlerdeki siyasetin belirlenmesi gibi pek çok konuyu Savunma Bakanlığının götürüyor olması çok önemliydi. Adım adım bunları hallettim. Genelkurmay Başkanı ve üst düzey komutanlarla sayısız toplantı yaptım.
“Onların siyasete müdahale etme anlayışı vardı. Siyasî süreçlere dahil olan, ‘Anayasa böyle olmalı, ordu buna izin vermeyecek’ diyen birkaç generali görevden aldım. Ama sayıları bir elin parmaklarını geçmez. Bunu sadece başka şansım kalmadığı zaman yaptım. Askerler, reformların, kendileri için de iyi olacağına inanmalı.
“Ordu mensuplarını izole ederek, askere rağmen orduda reform yapamazsınız. Orduda gerçek bir reform, askerlerin desteği alınmadan yapılamaz. Ordunun demokratikleşmesi, diğer alanlardaki demokratikleşme süreci ile tamamlanması gereken kapsayıcı bir süreç olmalı.
“Askerî reform, sadece yasa değiştirmekle değil, ancak ordu içindeki düşünce tarzının değişimiyle olabilir. Yaptığınız tüm reformların bizzat ordu tarafından da kabul edilmesi gerekiyor.
“Ordu, ideolojisi olan bir kurum olmamalı. Ordu mensuplarının kendilerine özgü ideolojileri olabilir. Ortak bir ideolojik tavır olmamalı.
“Bazı değişikliklerin çok hızlı gelişmeyeceğini biliyordum, adım adım ilerledim. Bu süreçte sadece askeriyenin değil, siyasî partilerin de mentalite değişimi gerekiyor. Toplumun bu konulara daha duyarlı hale gelmesi; milletvekilleri, gazeteciler, akademisyenlerin de güvenlik konularından anlamaya başlaması gerekiyor. Herkesin bilgilendirilip süreçlere dahil edilmesi gerekli.
“ETA çok sayıda askeri öldürdü. Ama buna rağmen biz hiçbir zaman ordunun ETA’ya karşılık vermesine izin vermedik. ETA ile sadece polis mücadele etti. Çünkü hiçbir zaman ‘Biz İspanya ordusu, İspanya ile savaş halindeyiz’ demelerine izin vermek istemedik. ‘Bu bir savaş değil, siz teröristsiniz’ demek için polis onlarla mücadele etti. Dünyanın pek çok yerindeki olaylar da göstermiştir ki, terörislere askerlerin karşılık vermesi iyi bir sonuç vermiyor. Hiçbir siyasî sorunun askerî çözümü yoktur. Bu nedenle, orduların ‘Ekstra güce ihtiyacım var, çünkü terör var’ argümanına bu açıdan yaklaşılmalı.
“Sağlıklı bir demokraside ordunun yeri, seçilmişlerin kararlarını uygulayan, kamu yönetiminin bir departmanı olmak. Silâhlı kuvvetler yargı, yasama veya yürütme ile diyalog halinde olabilecek bir yapı değil; yürütmenin bir parçası.
“Sosyalist Partinin çok büyük bir zaferi ile iktidara geldim. Arkamda müthiş bir halk desteği vardı, parlamentoda çoğunluk bizdeydi ve bu durum tam sekiz yıl sürdü. Sekiz yıl, bir siyaseti ortaya koyup uygulamak için yeterli bir zaman.”
Evet, Şenay Yıldız’ın yaptığı ve 25.3.11 tarihli Akşam gazetesinde yayınlanan mülâkattan aktardığımız bu pasajlar, hâlâ sivilleşme sancıları yaşayan Türkiye’nin, benzer sıkıntılara maruz kalmış olan İspanya’dan alacağı çok önemli dersler olduğunu gözler önüne seriyor, değil mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi