R. Özdenören

R. Özdenören

Yüz buruşturan bir konu: Laiklik

Yüz buruşturan bir konu: Laiklik

Aslında laiklik konusunda bu ülkede yalnızca bir kesimin değil, fakat laikçi veya anti laikçi bütün kesimlerin kafası karışık. Bu kafa karışıklığının nedeni de, bu ülkede laikliğin aslına uygun bir tanımının var olmayışı ve bu tanımın yapılmasına ısrarla karşı konuluşudur.

Laiklik bu ülkede baştanbaşa ideolojik bir tanımın çerçevesine sıkıştırılmak istenmiştir. öyle isteniyordu, öyle istenmeye devam ediyor. çünkü laikliğin bu ülkede dinî/siyasal/toplumsal temeli mevcut değildir.

Bir kere laikliğin ancak ve yalnız kiliseli toplumlara mahsus bir kurumsal yapı olduğu bu ülkede yaşayan siyasetçilerin de, aydınların da, dahası aydınlar arasında hukukçuların da ve daha dahası anayasa hukukçularının da meçhulü bulunuyor. Veya bu gerçeklik göz ardı ediliyor.

Laiklik bu ülkede din ve devlet arasındaki ayrışma diye öngörülüyor. Oysa bir Hıristiyan kurumu olan laiklik din otoritesi (kilise) ile devlet otoritesi arasındaki yetki ayrışmasıdır. Her iki farklı otoritenin birbirlerinin işine karışmamasını öngören "antlaşma"nın adıdır.

Laiklik belirttiğimiz biçimde anlaşılmadığı takdirde ezan okunmasının serbest bırakılması, artı, "Bu ülkede kapalı cami mi var? Namaz kılmak isteyene mani olan birini biliyor musunuz? Hacca gitmek isteyen insanın önünü kim kesiyor? Fitre ve zekât vermek isteyip de veremeyene mi rastladınız? Kelime-i şehadet getirmek isteyenin ağzını biri mi kapatıyor?" yollu itirazlar ve defiler laikliğin savunulması, İslâm'a ilişilmediği sadedinde ileri sürülüyor (Ertuğrul özkök, Hürriyet, 30 Mayıs 2008 ). Bu defiler laikliğin rükünlerinden birer rükünmüş gibi öngörülüyor.

Bu defilere karşı ileri sürülen cevap sadedindeki:

"Gecenin bir vaktinde locadan çıkarken cami cemaatinin de dağıldığını görüp 'Hiç kimsenin dinî özgürlük sorunu yok' diye düşünüyor olmalılar./Oysa var. Yazdıkları gazetelerin birkaç aylık nüshaları bu gözle incelendiğinde görülecektir: İbadetini aksatmamak gibi bir derdi olan devlet memuruna sağlanmış mescit kolaylığına karşı çıkanlar var bu ülkede... Başörtülü de pekâlâ yürütebileceği doktorluk mesleğini buna izin verilmediği için perukla sürdüren kadın doktorların tacize uğraması gibi bir sorun da var. Burada okumasına izin verilmediği için yaban illere gitmek zorunda bırakılmış yüzlerce, üniversitelerde okuyamadığı için evde oturan binlerce genç kızın da sorunu var..." (Fehmi Koru, Yeni Şafak, 01 Haziran 2008) itirazlar da meseleyi en dibinden, kökünden ele almıyor. Bahsi geçen zorluklar ortadan kaldırılmış olsa bile Türkiye'de laiklikle ilgili sorun halledilmiş olmayacaktır. çünkü mesele laikliğin eksik uygulanması olarak ortaya çıkmıyor.

Mesele laikliğin özü ile ilgili bir boyutta duruyor.

Bu ülkede, laiklik katmerli biçimde mevcut değildir ve mevcut olması da işin tabiatına aykırıdır. Şu nedenle:

1. Bu ülke Hıristiyan olmadığı için kilisesi mevcut değildir,

2. Her ne kadar bu ülkede laiklik din ile devletin ayrışması biçiminde öngörülmüş olsa da, uygulamada (de facto ve de jure olarak) din, devletin denetimi altına alınmış bulunmaktadır. Oysa bir başına bu durum laikliğin özgül tanımına aykırı düşmektedir.

Laiklik kendi asal temeline oturtulmadıkça bu tür kafa karışıklıkları ilânihaye devam edip gidecek ve laiklik, din ve vicdan özgürlüğü ile, demokrasi ile, insan hakları ile, düşünce ve ifade özgürlüğü ile karıştırılıp durulacaktır. Oysa bahsi geçen hakların ve özgürlüklerin laiklikle temas noktası yoktur! Bu kavramlar birbirinden farklı kullanım alanlarına sahiptir.

Bütün bunlar bir yana, savaşı niçin kaybettiğine dair soruyu cevaplandırmaya başlayan komutan, sözlerine: "Barut yoktu…" diye başlayınca, kral onun sözünü keserek : "Başka gerekçe zaittir…" demiş ya, bu ülkede laikliğin var olduğunu savunanlara: "Hayır, bu ülkede din devletin kontrolündedir" demek yeterli sayılmalıdır. Gerisi lafügüzaf…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
R. Özdenören Arşivi