Ekrem Kızıltaş

Ekrem Kızıltaş

Karışma bana, karışmayayım sana...

Karışma bana, karışmayayım sana...

Bazı konular, mevsimle alakalıdır. Mevsimi geldiğinde, bir şekilde yazılması ve gündeme getirilmesi gerekir.

Yaz aylarının başat konularından birisi de, bir garip mesele olan Yaz Kur’an Kursları meselesidir.

Anayasamızın 24. Maddesi’nin 4. fıkrası şöyledir:

“Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlıdır.”

Anayasamızın bu hükmü, çocuklarımıza okullarda verilenin dışında bir din eğitimi aldırmak istiyorsak eğer, bunun Devlet tarafından karşılanması gerektiğini söyler.

Uygulama, -biraz- bu şekildedir zaten.

Malum, Yaz aylarında camilerde Yaz Kur’an Kursları açılır ve buralarda çocuklarımıza, yeterli olmasa da, Kur’an-ı Kerim öğretilir ve bir miktar da Din eğitimi verilir.

Ama 28 Şubat sürecini takip eden günlerde, Yaz Kur’an Kursları ile ilgili bazı değişiklikler yapıldı ve bu kurslara ilköğretim 5. sınıfı bitirmemiş çocuklarımızın alınması yasaklandı.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütün uğraşmalarına rağmen, bu husustaki yasak halen devam ediyor.

Gerçi, 367 kararı ve Anayasa değişikliklerinin AYM tarafından esastan iptal edilebilmesi gibi vahim Anayasa ihlallerinin yaşandığı ülkemizde, 24. Madde’nin 4. fıkrasının ihlalinin sözü mü olur, diyenler çıkabilir. Ama bu ihlalin çok önceden yapıldığı hatırlanırsa, buna ses çıkarmamış olmanın sonraki ihlallerin yolunu açtığını söylemek mümkün.

Anayasamızın 24. Maddesi, insanımıza açıkça bir hak veriyor ve Devletimize de, bu hususta bir görev yüklüyor.

Sözkonusu maddede, ne hak ve ne de görev hususunda herhangi bir sınırlama da yok.

Ama uygulamada, Anayasa’yı açıkça ihlal demek olan, bir sınırlama var: İlk ve Orta öğretimde mecburi olan din dersinin, ‘bunun dışında kalan’ bölümü, Yaz Kur’an Kursları sözkonusu olduğunda, ilköğretim 5’i bitirmiş olmakla, sınırlandırılmış...

Bunun sebebi de, büyük ihtimalle, kendi çocuklarını zaten oralara göndermeyecek olan ama bizim çocuklarımızın da gitmesini istemeyen, ‘hakim çevrelerin’ talebi...

Kahir ekseriyetin arzu ettiği hemen her şeyi ‘tehlikeli’ ilan eden bu zihniyete göre, çocukların nasıl yetişeceğinin ebeveynlerinin taleplerine bağlı olması hususu, yalnız kendileri sözkonusu olduğunda geçerlidir.

Bu Milletin henüz reşit olmamış çocuklarının nasıl yetişeceği; nasıl giyineceklerinden, neyi öğrenip neyi öğrenmeyeceklerine kadar, onların sorumluluk alanına giriyormuş gibi bir hava var ortalıkta.

Bu Milletin, Anayasa’nın 24. Maddesinde ifade edilen haklarının temini, zor bir mesele değildi aslında.

Yaz Kur’an Kursları’na mevzuat oyunlarıyla getirilen sınırlamayı kaldırmak, son derece kolay bir işlemdi, ama yapılmadı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın defaatle gündeme getirmiş olmasına rağmen, hem de.

Din eğitim-öğretiminin küçük yaşta verilmesinin önemini kavramış Batı ülkeleri, çocuklarına din eğitimi aldırmak isteyen ailelere hizmet etmek için yarış halinde adeta.

çağdaş geçinip, çocuklarımızın din eğitim öğretimi almaması için kıvranan bizdeki örümcek kafalıların favori ülkesi Fransa bile, din eğitim öğretimi ile ilgili yaş sınırlaması getirmemiş.

Bizdeki mütegallibelere, reşit olana kadar çocuklarımızın velisi olduğumuzu, bu durumda onlara bir şey düşmediğini, illa çocuklarla uğraşmak istiyorlarsa, çocuk sahibi olmaları gerektiğini; kim, nasıl anlatacak acaba?..

Hem biz onlarınkine karışamıyorsak, onlar bizimkine nasıl karışabiliyorlar ki?..


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ekrem Kızıltaş Arşivi