Aziz Üstel

Aziz Üstel

Davutoğlu’na neden ‘Küçük Enver’ dediniz Kemal Bey?

Davutoğlu’na neden ‘Küçük Enver’ dediniz Kemal Bey?

Sayın Kılıçdaroğlu Kemal Bey, Enver Paşa kimdir bilir mi?

Onu salt “gözünü hırs bürümüş, Almanların elinde oyuncak, Halife damadı olduğundan Harbiye Nazırlığına getirilmiş, İttihad ve Terrakki’nin üç paşasından biri, Panislamizm ve Pantürkizmi yaymak için komünizmi bile kucaklayan bir maceraperest” olarak mı tanımıştır, tek parti döneminde yazılan ve “al oku da tarihini öğren” diye bebelerin eline tutuşturulan kitaplardan? En basitinden, Şevket Süreyya Bey’in üç koca cilt dolusuEnver Paşa adlı eserini okumuş mudur? Sarıkamış’ı bilir de Trablusgarp’ı bilir mi? Zabitan-ı Fedai’nin, Teşkilat-ı Mahsusa’nın ne olduğu hakkında bir fikri var mıdır?

Peki Ahmet Davutoğlu’nun nereden gelip nereye gittiğini bilir mi? “Stratejik Derinlik: Türkiye’nin Uluslararası Konumu” adlı kitabını okumuş mudur? Örneğin 28 Eylül 2010 tarihinde Harvard Üniversitesi’nde verdiği konferansta neler anlattığını bilir mi?

Peki Büyükelçi katına oturduğu kararnamenin altında Ahmet Necdet Sezer’in imzası olduğunu duymuş mudur? Hani Panislamizmi benimsemiş, Pantürkist olduğu ayyuka çıkmış Cumhurbaşkanımız’ın!

Ben Kılıçdaroğlu Kemal Bey’in bilgisini sorgulamıyorum; birçok şeyi bilmemesi doğal, çünkü aldığı eğitim, eline tutuşturulan ders kitapları kırklı yıllarda, tek parti yönetiminin milletin beynini yıkamak için yazdırdığı zırvalar. Matematik ya da coğrafyadan söz etmiyorum. Tek parti döneminde de iki kere iki dört ediyordu, Londra da İngiltere’deydi. Tarih? İşte tarih kitapları tam bir faciaydı. Selçuklu? Alpaslan’la başlar 1071’de Malazgirt’te biterdi üç aşağı beş yukarı. Osmanlı? Aman hiç o konuya girmeyelim. Osmanlı Kanuni’den sonra sarhoşların, delilerin, hainlerin elinde oyuncak olmuş, zaten neden kurulduğu, niçin 600 yıl hüküm sürdüğü anlaşılmaz bir garip devletti. Mithat Paşa büyük kahraman, Abdülhamid zalim Kızıl Sultan, Mehmet Reşat bunak, Vahdettin ise hainlerin en büyüğü. Başımıza gelen bütün felaketlerin nedeni de İslam’dı! Ve 29 Ekim 1923’te Türküm doğruyum çalışkanım diye naralar atan, 17 milyon, gökten zembille gelip yerleşmişti bu topraklara ve de milli şefimiz sayesinde başı göğe ermişti. Tanzimat övgüye değer, meşrutiyet eh şöyle böyle ama bu toprakların damarlarına kan veren tek parti ve milli şefimizdi!

Şimdi böyle bir beyin yıkamasının ürününe nasıl anlatırsın Enver Paşa’yı, günahıyla sevabıyla? Resmi tarihi gerçek geçmişimiz olarak bellemiş biriyle tartışabilir misin? Asla. Panislamizm ve Pantürkizmin, günün koşulları çerçevesinde emperyalistlere karşı kullanılmak için Halife’nin cihad ilanıyla birlikte sahaya sürülmüş silahlar olduğunu söylesen inanır mı? İslam’ın bu coğrafyada salt bir din değil bir kültür çimentosu, bir uygarlık temeli, ortak tarih paydası oluşturduğunu bunun da altının sıkça çizilmesi gerektiğini düşünmez mi? Hayır. Çünkü ucuz siyaset kısa vadede hem prim yapmıştır; hem de üç beş gazete manşeti sağlamıştır ona... Ama o kadar! Ucuz siyaset, ucuz etin yahnisi gibidir çünkü... İki çiğner, sonra sofradakilere çaktırmadan peçetene tükürüverirsin!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Aziz Üstel Arşivi