Asım Yenihaber

Asım Yenihaber

Korkularım depreşti, Cumhuriyet okudum!

Korkularım depreşti, Cumhuriyet okudum!

“Cumhuriyet” okumam aslında, dostlarım bilir! (Düşmanlarım da haberdardır bu durumdan).
Neden okuyayım ki? Türkiye’de ittihatçılığın yüz yıllık toplum mühendisliği projesindeki yerini bilirim çünkü.
İttihatçılık, bir zamanlar Almancılıkla iç içe idi. Bıyıklarımızı bile Kayzer’e, yani Alman imparatoruna benzetmiştik. Sonra İngilizlere râm olduk, işte o zaman “cumhuriyetçi” olduk. Cumhuriyet İngilizcilikle paralel giderken, 2. Dünya Harbi patladı. Cumhuriyet değilse de gazetesi Alamancılık yoluna yeniden girdi.
İnanmayan araştırsın: 1940’lı yıllarda Cumhuriyet gazetesi Adolf Hitler’in “yeni dünya nizamı”nın en hızlı müdafiidir!
“Hitlerci Cumhuriyet” elbette bedavadan olmamıştır! Cumhuriyetin Cumhuriyet olması da bedavadan değildir zaten! Yunus Nadi’nin neler alarak gazeteyi İstanbul’da çıkardığını bilen bilir!
Başlangıçta yeniden Alamancılık İngilizci Milli Şef tarafından hoş karşılanmışsa da, İngiliz-ABD cephesi zafere yaklaşınca, Cumhuriyet’in cezasını kesmekten de geri durmamıştır. Bilmem ki kaç ay kapanmıştır Cumhuriyet?
Şef’e sorulsa şöyle derdi her halde: “Cumhuriyeti yaşatmak için Cumhuriyeti kapattık!”
Cumhuriyet’in Amerikancılığı da, Rusçuluğu da var! (Hatta bir aralar Türkçü bile olmuştur! Allah İslâmcılıklarından saklasın!)
Şimdi neci? “Kendileri söylesinler” diyeceğim ama, onların söylediklerine inanılır mı?
Cumhuriyet okumazken, yani zihnim rahatken, birden metroda, karşımda Cumhuriyet okunduğunu görmeyeyim mi? Emekli, yaşı yetmişin üzerinde bir zat karşımda Cumhuriyet’in içini okuyor güya, dışını bize cebren ve hile ile okutuyor!
“İstanbul’daki birçok okulda cuma günü fiili tatil yaşanıyor”muş!
Bundan ötürü korkuya kapılmalı mıyız?
Cumhuriyetçilere bir sır vereyim: Cuma gününü resmi tatil yapan, Osmanlı değil, Cumhuriyet’tir! Cuma günü ilk defa Cumhuriyet’ten sonra resmi tatil günü olmuştur.
Cumhuriyetçiler önce Cuma’yı tatil yapmıştır, neredeyse on yıl sonra da Pazar’ı! Demek ki, Cuma’nın tatil olması cumhuriyetçiliğe aykırı değil. Bir gün gelir, tekrar Cuma’yı tatil yaparsak, Cumhuriyet’in ilk yıllarına dönmüş oluruz ki, bu da bir nevi öze dönüştür!
Neyse bu korkuyu böylece def ettik. Haberin girişinde öğretmenlerin türbanlı olduğu alt başlığı var. İstanbul’un bazı semtlerinde öğretmenler türbanla derse giriyorlarmış. Bu durum başka ilçelere de sıçrıyormuş!
Evet, bu “veba” gibi bulaşıcı bir salgın olmalı! Bir tehlikeli hastalık hızla yayılıyor, zamanla diğer ilçelere de sıçrıyor! Karantina şart! Hatta hastalıklıların imhası bile düşünülebilir!
Örtülü talebeler de varmış! Öğrenciler Cumaya gidiyormuş! Ne korktum ama!
Ben bildim bileli Cumaya giderim. En azından orta mektepten sonra. Öğle vaktidir zaten, namazınızı kılar gelirsiniz. Bazen geç kalma tehlikesi de vardır. Geç kalırsanız, kayda geçer veya öğretmenler, müsamaha gösterirler. Çünkü onlardan da gidenler vardır!
Son olarak Cumhuriyet’i metroda cebren okudum! Bir daha metroya binmeyeceğim!
Çünkü Cumhuriyet okuyup asabımı bozmak istemiyorum!
Arnavutluk, Türklük vs…
Bir eski futbolcumuz bir söz etti, lehyte aleyhte bir sürü söz ortalığı kapladı. Aslında “Hakan” bey Türkçe bir isim taşıyor! Aslen Arnavutmuş, bunda da bir problem yok. Bir insan ırk olarak Arnavut olabilir veya başka bir ırkın mensubu olabilir. Kültürel olarak Türkiye’de yaşayan bir Arnavut aynı zamanda Tür’tür. Türk kimliği, sadece ırk olarak Türk olanların kimliği değildir, Türkiye’de yaşayanlar için ortak bir kimliktir.
Hakan beyi savunma sadedinde Fehmi Koru’nun yazısını okurken, bazı hususlar dikkatimi çekti. “Osmanlıdan en son ayrılan Balkan ulusu Arnavutlar” ibaresine rastladım. Onun doğrusu, “Osmanlı’dan ilk ayrılan Müslüman” ulustur. Ve bu Mehmet Âkif’e o meşhur sözü söyletmiştir: Ben ki Arnavutum! “Ben ki Arnavutum ama, sizi peşinden sürükleyen üç beş kaltaban Sırplarla işbirliği yapıp Osmanlı’yı arkadan vurdular!”
Âkfi’in babası Arnavutluk sınırları içindeki İpek’te doğmamıştır! İpek Kosova’dadır. (Kosovalı dostlarımız Fehmi Bey’in bu hatasını görmezden gelirler inşaallah!)
Şemseddin Sami’nin Kamus-ı Türki’si Türk dilinin ilk sözlüğü değildir, modern anlamda ilk sözlüklerden birisidir...
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Asım Yenihaber Arşivi