Rusya dünyaya meydan okurken...

Rusya dünyaya meydan okurken...

Sonunda beklenen oldu ve Rusya Devlet Başkanı Medvedev'in Meclis'in iki kanadı tarafından kabul edilen Güney Osetya ve Abhazya'nın tek yanlı olarak bağımsızlık ilanını tanıyan kararını onaylaması, reel dünya sistemi açısından son derece önemli gelişmelere işaret eden bir adım olarak gündemin ilk sırasına yerleşmiştir. Bütün dünyanın tepkisine yol açan bu tanıma ile bir yandan uluslar arası ilişkilerdeki yerleşik ilkeler ve teamüller berhava edilirken diğer yandan uluslar arası sorunların barış ve görüşmeler yoluyla değil güç ve kuvvet yoluyla çözümü yönünde ciddi bir irade gösterilmiştir. Dahası Medvedev'in "soğuk savaştan korkmuyoruz" diye adeta meydan okuması dünyanın geleceği açısından ciddi bir kaygı ve endişeye yol açmıştır.

Rusya'nın bu kararı basit bir tanımadan ibaret olmayıp ilerisi için ciddi etkileri olacak riskli BİR adım olarak görülmektedir.

Aslında Sovyetler Birliği'nin dağılıp birlik cumhuriyetlerinin birer birer bağımsız olmalarıyla ortaya çıkan yeni durumdaki kaos kısa zamanda aşılmış olmakla beraber Sovyet sistemindeki yapılanma verili bir hal olarak kabul edilmiş ve sadece birlik cumhuriyetlerinin bağımsızlığıyla fırtınanın dineceği umulmuştu. Ancak bunun böyle olmadığı kısa zamanda anlaşılmış ve cumhuriyetler bünyesindeki bazı etnik, kültürel ve dini temelli yapılar zaman içinde ciddi rahatsızlık kaynağı olarak öne çıkmıştır.

Hatırlanacağı gibi ilk ciddi sorun Çeçenistan'ın Rusya'dan tek yanlı olarak bağımsızlığını ilan etmesi olmuştur. Sovyet sisteminde Rusya Federasyonu içindeki Çeçen-İnguş Özerk Cumhuriyeti, Sovyetler sonrasındaki geleceğini belirlerken İnguşlar güçlendirilen özerklikle Federasyon içinde kalmaya karar verirken Çeçenlerse Rusya'dan bağımsız olmaya karar vermişlerdi. Her ne kadar Sovyet Anayasası "her milletin kendi kaderini tayin hakkı"ndan söz etmişse de Rusya Çeçenlerin bağımsızlığını tank ve topla bastırma yoluna gitmiş ve çok trajik gelişmeler yaşanmıştır.

Bugün Rusya'nın Medvedev-Putin ikili liderliği "milletlerin kendi kaderini tayin hakkı"ndan ve Osetler ile Abhazların Gürcülerle birlikte yaşayamayacaklarından söz ederken dün Çeçenlerin benzer talepleri karşısında bu hususları asla görmek istememişlerdir. Bütün dünya da "ülkelerin toprak bütünlüğü" ilkesi çerçevesinde Çeçenlerin bağımsızlığına itibar etmemiş ve Rusya Federasyonu yanında yer almışlardır. Rusya'nın Güney Osetya ve Abhazya için dile getirdiği ilkelerin ve hususların doğru olmadığını herkes gibi kendisi de bilmekte ve kimsenin desteğini alamamaktadır. Uluslar arası hukuk açısından hiçbir biçimde haklı olmayan Rusya, sadece güce dayanmaktadır.

Bu tanımanın aslında bir "ilhak"tan başka bir şey olmadığı herkesçe tahmin edilmektedir. Rusya askerlerini ülkesine mutlulukla davet etmekten geri durmayan Güney Osetya liderliği kısa bir zaman sonra Kuzey Osetya ile birleşecek ve Rusya Federasyonu içinde yerini alacaktır. Böylece bugünkü Gürcistan toprağı olan Güney Osetya Rusya'nın bir parçası haline gelecektir. Yoksa gerçekten 70 bin kadar insanın yaşadığı Güney Osetya'nın bağımsız bir cumhuriyet olarak varlığını sürdürmesinin imkansız ve de anlamsız olduğunu herkes gayet iyi bilmektedir. Mesela güney ve kuzeyin birleşmesiyle ortaya çıkacak Birleşik Osetya'nın Rusya'dan bağımsız olarak varlığını sürdürüp sürdüremeyeceği sorusu önemlidir.

Abhazya için de ileride Rusya ile birleşmenin gündeme gelmesi muhtemeldir. Bir süre bağımsız olarak varlığını sürdürse bile bunun Rusya'nın bir peyki olacağı açıktır. Aslında bu son gelişmeler için fatura Gürcistan'in milliyetçi lideri Saakaşvili'ye kesilmektedir. Hatta Medvedev bağımsız Gürcistan'ın ilk seçilmiş lideri Z. Gamsahurdiya'nın faaliyetlerine atıfta bulunmakta ve mevcut durumu onun eylemlerine dayandırmaktadır. Gamsahurdiya'nin milliyetçi politikaları Abhazya ve Güney Osetya bölgelerinde ciddi sıkıntılara yol açmıştı. Ancak unutmamak gerekir ki Gürcistan bağımsızlığını ilan ederken Abhazya ve Güney Osetya da Rusya'nın desteğiyle Gürcistan'dan bağımsızlıklarını ilana yönelmişlerdi. Gürcistan liderliğinin ülkesinde farklılıklara tahammül edememesi ve farklılıkları ortadan kaldıran tekçi bir siyasi yapı kurma istekleri sorunun çözümünü imkansız hale getirmiştir. Fakat Rusya'nın başından beri izlediği politikanın Gürcistan'ı bölmeye yönelik olduğu unutulmamalıdır.

Uluslar arası camiada tartışmasız yönlendirici bir ilke olarak öne çıkan ve barışı korumanın en önemli argümanı olarak işlev gören "toprak bütünlüğü" ilkesinin hoyratça denebilecek bir üslupla ortadan kaldırılmasının ciddi sonuçları olacağını tahmin etmek zor değil. Rusya'nın bu adımı, tabii olarak eski Sovyetler Birliği cumhuriyetlerini ciddi bir korku ve kuşkuya sokmuştur. Nerede ise her bir cumhuriyette görülebilen etnik ve kültürel farklılıklardan kaynaklanan sorunların varlığı kaygıyı artıran bir unsurdur. Ancak Rusya Federasyonu'nun kendisinin de benzer sorunlarla yüz yüze gelmesi uzak bir ihtimal değildir. Bumerang kendisine de dönme istidadına sahiptir.

Rusya'nın güç gösterisi ve dünyaya meydan okuması kurulu uluslar arası sistemi berhava ederken Türkiye'nin hemen yanı başında ortaya çıkan ciddi sorun alanları bu bölgede yaşamayı daha da zorlaştırmaktadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi