26 Nisan 2018 Perşembe11 Şaban 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “İman edenlerin Allah'ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.” (Hadîd, 16)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh'ı zikretmek ve O'na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk'a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:26Güneş 06:02Öğle 13:08İkindi 16:55Akşam 20:02Yatsı 21:31
    • 30°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 22°C Afyon
    • 17°C Ağrı
    • 22°C Amasya
    • 23°C Ankara
    • 29°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 20°C Balıkesir
  • BIST: 107.012 -0.36
  • Altın: 173,379 -0.17
  • Dolar: 4,0779 -0.61
  • Euro: 4,9630 -0.74

Tolstoy, Dostoyevski ve biz...

Haşmet Babaoğlu

Hep Putin'den ve Slav yayılmacılığından konuşacak değiliz ya... 
Biraz da edebiyatın büyük Ruslarından konuşalım. 
Tolstoy ve Dostoyevski'den mesela...
Şimdi ikisini yan yana andım ya, o soru içinizde uyanıverecek, biliyorum: Acaba gönlümüz hangisinden yanadır, hangisi "bizim yazarımız"dır?
Bu soru eskiden beri edebiyat tutkunlarının tatlı eğlenceliğidir. Snobluk yapıp soruyu küçümseyenlere George Steiner gibi mühim bir edebiyat tarihçisinin bile "Tolstoy mu, Dostoyevski mi?" diye çok dolgun içerikli bir kitap yazdığını hatırlatayım.
Bizde pek bilinmeyen ama iki satırını olsun, okuyan herkesi derhal etkileyen Rus filozofBerdyaef işi daha öteye götürmüş; insanları karakteristik olarak Tolstoyvari tipler,Dostoyevskivari tipler diye ikiye ayırmaya kalkışmıştır.
Neyse malum soruya gayet kişisel, hatta hafiften dalgacı bir cevap verip esas konuma geçeyim...
Efendim, bir nevi Tolstoycuyum! Fakat Dostoyevski'nin Budala'sına kalpten bağlıyım. 

***


Esas konu şu...
İlginçtir, biz Tolstoy'u yaşarken çok sevmişiz.
"Aile Saadeti" romanının 1890'ların başında önce Tercüman-ı Hakikat'de tefrika edilip sonra kitaplaştırıldığını biliyoruz. "Kroyçer Sonatı" da 1896'da İkdam gazetesinde tefrika edilmişti. 20. Yüzyıl'ın hemen başında Tolstoy'un hayat hikâyesi ve "insanlığı iyiliğe çağıran" fikirlerini tanıtan kitaplar o kadar ilgi çekmiştir ki, birtakım genç Osmanlı aydınları ona mektuplarla ulaşmaya çalışmış, büyük yazar da bunlardan bazılarına cevap yazmıştır.
Tolstoy'un ilk çevirilerini yapan Türkolog Olga Lebedeva (Madam Gülnar) da o dönemde "Tolstoy'dan alıntı yapmayan bir Osmanlı eseri ve Tolstoy'un hayatından söz etmeyen bir gazete bulunmadığını" söylüyordu. 

***


Ya Dostoyevski?
Tercüme faaliyetlerine bakılırsa, Dostoyevski Türkiye'ye geç girmiştir. Hakkında birkaç yazı çiziktirilmiş olmasını hariç tutarsak, Osmanlı Dostoyevski'ye mesafeli durmuştur.
Acaba onun slavofil tavrında "Moskofluk" bulduğundan mı, yoksa ruhsal sancılarınımızmızlık gördüğünden mi, bilemiyorum.
Nihayetinde "Ölüler Evinin Hatıraları"nın ve "Beyaz Geceler"in çevrilip yayımlandığı tarih 1933.
Aslına bakarsanız, Dostoyevski'nin edebiyat dünyamızda keskin ve kalıcı bir yer edinişi çok daha geç bir tarihe, 1960'lar sonrasına dayanır.
Yani Dostoyevski bizim kültürel zihnimizde gerçekten de "varoluşçu" bir yazar gibi yer edinmiştir.
Belki o yüzden bizim seküler sol aydınlarımız hâlâ "Yeraltından Notlar"daki bulantıya ayılıp bayılıp, "Ecinniler"inden bucak bucak kaçıyor. Orada maneviyat ve siyasetle ilgili zor sorular var çünkü!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.