Halil Mert

Halil Mert

FETÖ, FETÖ KILIKLILAR, YALAYICILAR, ÜNİVERSİTELERİMİZ..

FETÖ, FETÖ KILIKLILAR, YALAYICILAR, ÜNİVERSİTELERİMİZ..

FETÖ.. Fetullahçı Terör Örgütü.. Hala mensupları yakalanıyor değil mi? Bilin ki bu sadece narkozlanmışlıkla açıklanamaz. Bu büyük bir menfaat çetesi. Bu büyük bir ihanet çetesi. Bakın Venezuella’ya. ABD Askeri Ataşesi darbeciyi desteklediğini söyledi. Bizim FETÖ’cü Askeri Ataşeler gibi. Hava Kuvvetleri’nden birileri Darbeci Devlet Başkanı’na bağlılık arz etti. Tıpkı bizde hala yakalanan FETÖ Mensubu Havacı general gibi.

Şu anda Cezaevlerindeki FETÖ’cüler hala dışarıdakileri tehdide devam ediyorlar. Hepsi harıl harıl İngilizce çalışıyorlar. Hala, döneceklerine ve ülkeyi parçalayacaklarına inanıyorlar. Esnaflardan dönen var. Onlar da zamanında menfaatleri için orada olmuşlar. Çok az kısmı saf. Ama Devlet Memurlarından çok az kişi var gerçekten FETÖ’cülükten pişman olan ve kopan. Tamamına yakını sadece Cumhurbaşkanımıza değil, Aziz Milletimize kin duymaya devam ediyor.

Halen kamuda görev yapanlardan bir kısmı bir şekilde FETÖ’cülere yakın olmaya devam ediyor. Geri gelirlerse filan diye.. Ya da başka bir niyet var.

Geçenlerde bir STK Toplantısında, bir üye, TSK’ndeki FETÖ tehdidinin devam ettiğini, 2002’den sonra Askeri Okullara giren öğrencilerin tamamına yakının onlar tarafından sokulduğunu anlattı. Grupta sözünü bile tamamlayamadı. “Bu ulusalcıların iftirası.” dendi. Allah aşkına FETÖ’cüler 1995’ten bu yana Ulusalcı ve Atatürkçü pozlarda değiller mi? Tedbir denen münafıklıkla kendilerini kabul ettirip, o dönemde atılan dindar insanların dosyalarını bile tanzim etmedikler mi? Anlaşılan birileri hala FETÖ İhanetini İzmir Cemaati şakirtler olarak görüyor. Bu İhaneti masumlaştırmaya çalışanlar da haindir, münafıktır. 

İslam Dünyası’na bakın. Ehl-i Sünnetten en küçük sapmalar nelere mal oluyor? Bir yanda FETÖ, diğer yanda DEAŞ vs.

Bu arada hala FETÖ’nün şerrinden korkan Kamu Personeli var. Bunların bir kısmı üst derece memur. Bir kez öleceksiniz. Hesap vereceksiniz. Unutmayın. Menfaatin zebunu olmuş, FETÖ ile kol kola vaktiyle nemalanmış, şu anda da dansöz gibi her tarafa göz kırpan kesimler ve kişiler var. Bu yalaka ve şahsiyetsiz kimlikler de deşifre edilmelidir. Geçmişte FETÖ ile anılıp, onlara yalakalık yapıp, ikbal peşinde koşmayı, çalışmakla değil de yalakalıkla ve kolay yoldan ulaşacağına inananlar bu gün de başka mecralara yelken açıyorlar. Öyle ki, yükselen cemaat ve tarikatların gerçek mensupları da şokta.. Birileri kendilerinden görünüp, onlarla mücadele edebiliyorlar. Bu nasıl bir şahsiyetsizliktir, nasıl bir role girmedir? Tahayyül edebiliyor musunuz? Tabii bu insanlar kadar onların bu ahlaksızlığına fırsat verenleri de ayıplıyoruz. 

Referans Sistemi, ciddi manada tanzim edilmelidir. Öncelikle ahlaki olarak LİYAKAT, EHLİYET, VATANSEVERLİK, SADAKAT, BİLGİ, ÇALIŞKANLIK, FERASET gibi kriterler dikkate alınarak göreve alınmalı kamuda insanlar. Terfi ettirilirken de bu tarz genele şamil adalet ve hukuk prensipleri ile uygulama yapılmalıdır.

Başta üniversiteler olmak üzere okullarımızda verimlilik ve devletin bekasına dönük, Milli Güvenlik kavramına dönük hassasiyetler artırılmalıdır.

Kaç üniversitemizin teknik bölümleri sanayi ile iç içe?.. 

Hatırlarsınız belki, bir üniversitemizde elektrik-elektronik laboratuarı kapatılmaya kalkılıyor. Sanayi Bakanımız müdahale etmişti. 

Bir laboratuara malzeme alınacak, ancak ihtiyaç duyulan malzemeler başka bir laboratuarın demirbaşında görünüyor, ancak mevcutta yok. İdareci hoca yurtdışına gidiyor. Ama derse girmiş gibi ücret alıyor, ödeniyor. 

Laboratuarı kapatılmaya kalkılan hoca dört kanallı biyonik el yapıyor, devletin diğer teknoloji üreten kurumları ile çalışacak, rektör izin vermiyor. Bu adamlar varken, Sayın MEB ve Sanayi Bakanı sadece boşuna mücadele ederler. Devletin aldığı kararlar ve girdiği yola belediyesi, üniversitesi vs. girmezse o ülke kalkınabilir mi? 

Devlet tasarruf diyorken, yerel yönetimler israfa devam ederse, MEB, sanayi ve üretime adam yetiştirmeye çalışırken, üniversiteler sanayi ve üretimden kopuk, daha da kötüsü AR-GE faaliyetleri ile özellikle de Savunma Sanayimize dönük çalışan hocaların önünü kesmeye çalışan rektör, dekan her kim olursa, nasıl başarılı olacak Milletimiz, Devletimiz? Bunların geçmişin FETÖ’cülerinden ne farkı var? Bu kadrolar kesinlikle görevden alınmalıdırlar. YÖK bu manada etkin davranmalıdır. Eğer lakayt kalınırsa, Aziz Milletim 15 Temmuz Ruhu ile gereğini yapmalıdır.

Cumhurbaşkanımızın verdiği emekleri ve gayretleri akamete uğratmaktır bunun adı. Bunun adı, Milletin tekamülüne takoz koymaktır. 

Bakıyorsunuz, başka bir üniversitede ceza alması hatta atılması gereken doçent, diğer bir üniversiteyi bağlıyor, karşılıklı rektörler olumlu kanaat kullanıyorlar.

Bu adaletsiz ilişkilere baktığınızda maalesef arkasından cemaat, tarikat, siyaset ilişkileri çıkıyor. İlgililerine sorduğumuzda “Bizim tarikatla, cemaatle, partimizle, düşüncemizle adı her ne ise alakası yok bu adamların.” diyorlar. O zaman bu adaletsiz ve ahlaksız insanlara engel olun, fırsat vermeyin zulmetmelerine.. 

Aziz Milletim..

Eskiden Devletin ve Milletin her türlü hakkına, “TÜYÜ BİTMEMİŞ YETİM HAKKI” denirdi. Hukuk önünde kılıfına uydurabilir birileri, hatta İslami olarak da kitabına uydurabilirler. Ama ya Mahkeme-i Kübra!..

Allah hiçbirimizi Mazlum Milletimizin, her manada himmet ve gayrete muhtaç Ümmet-i Muhammed’in hakkı ile karşısına çıkartmasın.      

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Halil Mert Arşivi