Kerbelâ'dan Horasan'a

Kerbelâ'dan Horasan'a

Muharrem ayının başından beri etrafımdaki, Alevi olduklarına dair hiç bir belirti taşımayan birçok kimse, Muharrem orucu tutmaya başladı. Bayramlarımızın bir oluşu gibi acılarımız da bir. Kitaba baktım da, kâinatın pek çok önemli yaratılış olayının aşure gününde olduğunu yeniden hatırladım. Nuh’un gemisinin selâmete çıkması, Hz. Adem’in tevbesinin kabulü, İbrahim (AS)’ın ateşten kurtuluşu, Yakup (AS)’ın gözlerinin görmesi, Yusuf (AS)’ın kuyudan kurtuluşu, Musa (AS)’ın Firavun askerlerinden kurtuluşu, İsa (AS)’ın doğuşu ve göğe kaldırılışı, dünyanın kuruluşu, Peygamber Efendimiz’in hicreti, Kerbelâ vak’ası...

***

Haluk Nurbaki Bey’i tanırsınız. Büyük bir Ehl-i Beyt âşığı idi. Rivayet ederler ki, İstanbul’a gelişlerinde ilk olarak Sümbül Efendi Hz.ni ziyaret edermiş, Ankara’ya gidişinde de ilk ziyaret ettiği, Hacı Bayram Hz. olurmuş.

Belki bilmezsiniz, 10 Muharrem günü Sümbül Sinan Camii-i Şerifinde Kerbelâ şehitleri için büyük bir mevlüt okunur. Caminin avlusunda Peygamber Efendimiz’in torunlarından Fatma ve Sakine Hatunların kabri var. Kerbelâ vak’asından sonra Bizans’a getirildiği ve burda Tekfur’un mahpusu olarak, o zamanlar bir manastır olan Sümbül Sinan Camii Şerifinde Tekfur’un kızıyla birlikte kaldıkları söylenir. Tekfur’un kızı da söylentiye göre Müslüman olmuştur. Caminin avlusundaki ve tam ortasındaki büyük kabirin Sarı Sıdıka Hatun’a, bu Katerina isimli Tekfur kızına ait olduğu söylenir.

***

Haluk Nurbaki Bey’in cirmi küçük ama anlamı büyük kitabı “Anadolu Mucizesi”nden şimdi bir vak’a alıntılayacağım.

“Kerbelâ savaşının en şiddetli safhasında, yedi Türk savaşçısı gelip Hz.Hüseyin Efendimize, Azerbaycan’a götürme teklifinde bulundular. Hz.Hüseyin:

“Kumandanınıza teşekkür ederim ancak yardımınız bana değil hasta oğlum Abidin’e olacaktır. Ben şehid olduğumda onu alıp götürün” buyurdu. Meşum olay vuku buldu ve Türkler Abidin Hz.ni alıp götürdüler. Abidin Hz. orda sağlığına kavuştu, Zeynel Abidin oldu. Yani, “ibadet edenlerin ziyneti.” Medine’ye döndü ve mânâ sırrı ilk kez, böylece, Türklere Ehl-i Beyt’ten intikal etti.”

“Ehl-i Beyt’e has büyük mânâ cereyanı ilk kez gerçek islâmiyeti böylece Hazar Gölü’nün güneyindeki Türklere aşıladı. Bu sır sonradan tüm Horasan ve çevresine nüfuz edecek, binlerce veli, galaksilerin coşkusu gibi, İslâm dünyasına yayılacaktır.

Yarına devam inşaallah.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi

Leke

26 Ağustos 2009 Çarşamba 01:09