Kriz, Müslüman’ı vuramaz

Kriz, Müslüman’ı vuramaz

Kredi kartıyla kurbanlık alan adamı kriz vuramaz. Kriz, dünyayı sömüren, sivrisinek gibi karnı kanla dolduktan sonra geberen Amerika’yı ve Cumhurbaşkanı olan Bush’u vurur.

Bush, Beyazsaray’ın en karanlık köşelerine çekilirmiş, pencerelere kara perdeler çekermiş, kara kara düşüncelere dalarmış ve “İki milyonun üzerinde Müslüman öldürerek dünya nüfusunun artmasını engelledim hâlâ bu millet beni sevmiyor” diye için için ağlarmış.

“Dünyanın bütün gelir kaynaklarının savağını Amerika’ya yönlendirdim, Afrika’da emmediğim kan, dökmediğim gözyaşı kalmadı hepsini Amerika’ya naklettim bu kriz nereden çıktı?” diye ağlarmış.

Düne kadar yüzlerine bakmadığımız, yalnız petrollerine değer verdiğimiz Araplara dolar dilenme durumunda kaldığına ağlarmış.

“Kriz var kriz” dendiğinde bizim garip “O nedir?” der.

“Dünya parasal daralmaya girmiş. Eldeki para, borçları ödemiyormuş” denildiğinde, “O durum parası olanları sorunu. Bizim gibi insanların parası olmadığı için krizi de olmaz. Hocam sen bana fetva ver kredi kartıyla kurban kesilir mi?

Memur maaşıyla, işçi maaşıyla veya emekli maaşıyla evi geçindirirken biraz da artıran, dört bin lirası olduğu halde onu da darda olan bir zengine borç para olarak veren ve zamanında geri ödenmediği için kredi kartıyla kurbanlık alan adamın gönül rahatlığına sahip Müslüman’la, milyarlarca dolarlık taşınmaz serveti olduğu halde milyonlarca dolarlık borcunu ödeyemediği için intihar eden Amerikalı arasında İman farkı fardır.

Amerikalının tapındığı 250 doları, Müslüman kurbanlık yapıp bıçakla kesiyor.

Gelişmiş ülkeler arasında değiliz ama intihar olayları en az olan ülkeler arasındayız.

Kriz, Amerika ve payandalarının suçlarını dünyaya duyuran kriminalistin laboratuvar raporu gibidir.

Bu kriz günlerinde “Bayram geliyor bayram” diye 2500 Euro’sunu vererek Mekke’ye koşan veya kendi evinde 250 dolarını kurbana verip kesen ve bayram havası içinde dostlarıyla huzurlu günler geçiren Müslüman’ın suç dosyalarını en aza indirmesi gibidir.

“Koyunlara yazık” adı altında Kurbana karşı olanlar milyonlarca koç yiğidi kendi karanlık düşünceleri uğrunda keserken gıkları çıkmadığı gibi Koçyiğitlerin öldürülmesine karşı çıkanları da “terörist” damgasıyla işaretledikten sonra kesileceği günü kararlaştırmaya başlıyorlar.

Müslümanlar, şehir dışından getirdikleri hayvanlara en güzel yerlerde barınak hazırlarlar.

Kurbanlıklarını önceden almışlarsa birkaç gün elleriyle beslerler. Kesecekleri gün kurbanlığı süslerler, gözlerini bağlarlar ve bıçağı en keskin hale getirirler ve Kurbanı veren ve emreden Allah’ın adıyla acı çektirmeden keserler ve fakirlerle faylaşırlar.

Amerika ise Ebu Gureyb ve Guantanamo’daki Müslüman Koçyiğitleri tıktığı yerde kendi domuzlarını bile yatırmaz.

Maddi ve manevi işkencelerini beş yıldır sürdürür ve bu işkencelerden öylesine zevk alan bir bunalıma/depresyona girmiş ki, bütün dünyanın da bu zevki tatması için filmini alıp dünyaya seyrettiriyor.

İşte Bush buna şaşıyor.

Ben bu insanların eğlenmesi için Müslümanlara işkence ediyorum, öldürüyorum da niçin bu insanlar beni sevmez” diye bunalımlara/depresyonlara giriyor ve halkını da buhranlara/krizlere sevk ediyormuş.

Müslüman gülerek soruyor: “Hocam kredi kartıyla kurban alınır mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi