Avuç içi muayenesi ve Taraf

Avuç içi muayenesi ve Taraf

Taraf gazetesinin iki gün önceki manşetinde Güneydoğu’da polisi taşlayan çocuklar vardı. Polislerin yakaladıkları çocukların taş atıp atmadığını anlamak için yaptıkları avuç içi muayenesini büyük bir cürümmüş gibi takdim ediyordu. Aynı gazete daha öncede cürm-ü meşhut halinde yakalanan bir çocuğu manşete taşıyarak, polisin zapt etmek için kolunu bükmesini insanlık ayıbı olarak takdim etmişti.

Apo’nun yakalanış yıldönümü münasebetiyle her yıl kamu düzenini hedef alan benzer gösteriler yapılıyor. Polis otoları taşlanıyor, araçlar, iş yerleri kundaklanıyor, tam bir terör havası estiriliyor. Bu eylemlerin hedefi belli, terör örgütünün ayakta olduğunu göstermek, toplumu baskı altına almak, bazı illerde –hâkimiyetin örgütte-olduğunu göstererek seçimlerde, kararsız seçmenleri sindirerek oylarını almak.

Maalesef toplumda hala kuvvete tapan büyük bir kitle var. Gücün peşinde koşan, kuvvetten etkilenen, kendini o güçle özdeşleştirerek emniyete aldığını düşünen bir kitle. Bunlar bu tür gösterilerden çok etkileniyor. Gücün ibresi onların siyasi tercihlerini de belirliyor. Bunun en yakın örneğini 12 Eylül Anayasa’sı oylamasında gördük. Toplumun kahir ekseriyeti (yüzde 92’si) darbe anayasasına oy vererek, kuvvete nasıl ram olduğunu gösterdi. Doğu’da da, Batı’da da darbe anayasası aynı oy oranıyla kabul edilerek yürürlüğe girdi.

Terör örgütü de bu zaaftan yararlanmak istiyor. Bölgede ideolojik yoğunluk biraz dağılınca terör devreye sokularak,bu gevşeklik izale ediliyor..Küçücük çocuklar sokağa dökülerek bölge insanının rikkat ve merhamet duyguları sömürülüyor. Böylece, yeni yandaşlar devşiriliyor.

Bu oyunun herkes farkında. Onun için polis kendisine taş atan çocuklara, şefkat ve merhametle yaklaşarak, örgütün tuzağına düşmemeye çalışıyor. Çocuklarla top oynayan, onlara şeker dağıtan, panzerlerin üstüne çıkaran, okşayan, seven polis tipi bu zaruretin bir neticesidir. Çocukları sokaktan kurtarmak, terör örgütünün pençesinden almak için neredeyse şaklabanlık yapan polisin bu sıra dışı davranışının bir tek Taraf gazetesi farkında değil.

Bu kadar eğilip, bükülmeye rağmen eylemlerine devam edenleri, sağı solu tahrip edenleri yakalayıp adalete teslim etmek de polisin görevidir. Çocukta olsa kimsenin bu kadar hoş görüyü istismara, sabırları zorlamaya hakkı yoktur.

Polis de görevini yapıyor. Dövmeden, şiddet kullanmadan, çirkin bir görüntü vermeden yakaladığı eylemcilerin, bir yanlışlığa mahal vermemek için ellerinin içine bakıyor. Taş atıp atmadığını anlamaya çalışıyor. Bundan daha tabii, daha insani ne olabilir?

Polis onu yapmasın, bunu yapmasın, kimseyi yakalamasın, şamar oğlanına dönsün o zaman asayişi nasıl koruyacak? Terörü nasıl önleyecek, suçla, suçlu ile nasıl mücadele edecek?

Eleştirinin, tenkidin de bir sınırı, bir vicdanı olur. Daha önce de zapt edilmek için kolu bükülen bir çocuk için, Filistin de kolu kırılan çocuklara atıfta bulunarak bir başlık atmıştı taraf gazetesi. Bence polis bunu hak etmiyor. Anasının, babasının sahip çıkmadığı çocuklara terörist olup, istikballeri yok olmasın diye benzersiz bir çaba ile polis sahip çıkıyor. Bunu yaparken de zaman, zaman toplumun gözünde caydırıcılığını yitiriyor. Demokrasi, özgürlük, insan hakları diye yola çıkan bir gazete, polisin bu ezber bozan davranışına sahip çıkacağına, bırakınız istedikleri gibi yakıp yıksınlar gibi bir tavır takınabiliyor. Tarafçılar farkındalar mı bilmiyorum ama gittikçe özgürlüğü, terör yandaşları, azınlıklar ve devri geçmiş sol örgütler için isteyen bir hüviyete bürünüyorlar. Bu, iddiası demokrasi ve özgürlük olan bir gazete için hayra alamet değil.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi