Obama’nın Türkiye ziyareti ve kamuoyu

Obama’nın Türkiye ziyareti ve kamuoyu

Bizim kadar siyasetçisine güvenmeyen başka bir toplum yoktur. Bunu Obama’nın ziyaretine gösterilen tepkilerden anlamak mümkün. Anlı şanlı yazarlar bakalım hükümet nereyi satacak, hangi tavizi verecek diye çarşaf, çarşaf yazılar yazıyorlar. Nedense siyasetçilerimiz, kiminle görüşürse görüşsün hep satan, taviz veren taraf oluyorlar. Böyle bir peşin hüküm var. Kimse bizim de bazı tavizler koparacağımızı, karşı tarafı kendi doğrularımızı kabule ikna edeceğimize ihtimal vermiyor.

Bu güvensizliğin sebebi, siyasetçilerin yıllardır hoyratça yıpratılmalarından, hemen her konuda sınırsız eleştirilmelerinden kaynaklanıyor. Demokratik bir ülkede en güvenilir kurumun meclis olması gerekir. Çünkü millet iradesinin tecelli ettiği, mensuplarını insanların benzerleri arasından ayıklayarak seçtiği tek müessese meclistir. Toplumun, diğer kurumlar için herhangi bir ayıklama şansı yok. İyide olsa kötüde olsa bir Yargıca katlanmak zorundasınız. Asker-sivil bürokratlar içinde aynı durum geçerli. Toplumun beğenip beğenmemesinin bürokrasiye hiçbir tesiri yok. Ama siyaset öyle değil. İcraatlarından hoşlanmadığınız, siyaset biçimini beğenmediğiniz bir politikacıyı seçim yoluyla kolaylıkla ayıklayabilir, yerine başkalarını getirebilirsiniz.

Seçtiğine itimat etmeyen, seçmediğine güvenen bir toplum biçimi bize ait bir garabet. Meclisi ben seçtim ama güvenmiyorum demek demokrasinin ruhuna aykırı ciddi bir çelişkidir. Seçim yoluyla gelenler, toplumun süzgecinden geçerek, belli sınavları vererek iş başına gelirler. Bu aşamaları atlatmış insanlar birçok bakımdan atanmışlara göre daha çok güvenilmeyi hak etmişlerdir.

Obama’nın gelişi bu bağlamda değerlendirildiğinde Türkiye veya Türk siyaseti adına bir zaafın işareti değil, bir itibarın göstergesidir. ABD başkanı çıktığı ilk yurt dışı gezisine Türkiye’yi de koyması, Ortadoğu’daki dengeleri iyi okuduğunu gösteriyor. Binlerce kilometre öteden ABD yönetiminin gördüğü bir hakikati, bu ülkede yaşayan ve aklını AKP’ ile yiyen bazı zevatın görmemesi manidardır.

Türk siyasetçisi kendi toplumuna ve onun değer yargılarına yaslandığı müddetçe içeride de dışarıda da itibarı artacaktır. Nitekim son yıllarda yürütülen politikalar Türkiye’ye büyük prestij kazandırmıştır. Bu prestiji ulu orta yayınlarla, aslı astarı olmayan iddialarla zedelemeye çalışmak siyasetçinin elini zayıflatmak, bilerek veya bilmeyerek masanın karşı tarafında oturanlara hizmet etmektir. Türk kültürünün içinden çıkıp gelen hiçbir siyasetçi milletini satmaz. Milletin oyu ile iktidar olanlar, millete hizmet ederler. Ama millete dayanmayan, ondan güç almayan odaklar her zaman dışarıdan müttefik aramışlardır. Eleştireceksek arkasında halk desteği olmadığı için elini bir ABD’ye, bir Rusya’ya uzatan, halkoyu ile iktidara gelmeyenleri eleştirmeliyiz. Bu kadar güvensizlik kendimize de, siyasetçilerimize de haksızlıktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi