Ekrem Kızıltaş

Ekrem Kızıltaş

Suçsuza ceza vererek suç işleyenler!..

Suçsuza ceza vererek suç işleyenler!..

1998 senesi sonlarına doğru düzenlenen ve Türkiye çapında milyonlarca insanın katıldığı 'Başörtüsüne Özgürlük İçin Elele Yürüyüşü' sonrasında gözaltına alınanlar arasında, bu satırların yazarı da vardı.

Suçum, Millî Gazete'de yayınlanan haber ve reklamlar yoluyla, başörtüsü ile ilgili yürüyüşe destek olmaktı...

Emniyette ilk muhatap olduğum kişi bir Emniyet Amiri idi ve aramızda şöyle bir konuşma geçmişti:

- Neden bu eyleme destek oldunuz?

- Vazifemiz olduğu için. Siz neden insanların kanunlara uygun olarak yaptıkları bu yürüyüşle ilgili olarak bazı kişileri gözaltına alıyorsunuz?

- Ne yürüyüşü? Türkiye çapında 3 milyondan fazla insan katıldı bu eyleme. Bu adeta bir isyan!

- Neden isyan olsun ki? İnsanlar bağırıp çağırmadan, vakur bir şekilde yürüyerek kanuni haklarını talep ettiler sadece...

- Ne münasebet! Başörtüsü okullarda yasak!..

- Yasak mı, neye göre yasak?

- Kanunlara göre, bir sürü kanun var bu konuda.

- Peki arkanızdaki kütüphanede bir sürü kanun kitabı var, bana başörtüsünü yasaklayan bir tane kanun gösterebilir misiniz?..

- Ne gerek var efendim, bir sürü kanun var bu konuda!..

- Tamam, bir tane gösterin yeter!..

- Belki kanun yok ama Anayasa Mahkemesi'nin kararları var bu hususta.

- Siz Emniyet Amiri olduğunuza göre, Akademi okudunuz ve hukuk biliyor olmanız gerek. Bu sözünüzün Anayasa'ya aykırı olduğunun farkında mısınız

- Neden aykırı olsun ki?..

- Açın Anayasa'nın 153. Maddesi'ni bakın. Orada AYM kanun koyucu gibi davranamaz diyor. Siz ise o mahkemenin kanun koyucu olduğunu iddia ediyorsunuz!.. Farkında mısınız bilmiyorum ama bu ciddi bir suçtur...

Konuşmanın bundan sonrası, okul kapılarına yerleştirilip kızlarımızı okullara almayan polislerin ve onların amirlerinin aslında suç işledikleri şeklinde sürüp gitti...

Bu konuyu, 28 Nisan tarihli gazetelerdeki bir haber sebebiyle hatırladım.

Almanya'da bulunan Avrupa Türkiye Cumhuriyeti Kadınları Derneği'nin başkanı bir hanım, "Türk kadınını temsil görevine sahip kişiler olan Hayrünnisa Gül ve Emine Erdoğan'ın, kamu alanı sayılan yurt dışı görüşmelere ve yurt içinde Anayasa ve yasalar ile belirtilen resmi günlere, dinsel kıyafet olan ve siyasi simge niteliği bulunan türban ile katılarak suç işledikleri" iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuş.

Suç duyurusunu değerlendiren Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın konuyla ilgili takipsizlik kararında şöyle deniliyor:

"Bir fiilin suç oluşturabilmesi için Türk Ceza Kanunu'nda ya da özel ceza kanunlarında suç olarak tanımlanması ve müeyyidesinin bulunması gerekir. (...) İddia edilen olaylar bakımından ceza hukukunda suç tanımlanmasına yönelik bir düzenleme ve müeyyide bulunmadığı gibi, aynı konuda idari bir soruşturmayı gerektiren düzenlemenin de mevcut olmadığı ve bu nedenle soruşturma evrakının intikal ettirileceği başka bir idari makam da bulunmamaktadır."

Demek ki, başörtüsü mer'i mevzuatımıza göre suç değilmiş...

Bizler de yıllardır böyle söylüyoruz zaten.

Başörtüsü takmanın bir suç olduğu değerlendirmesi ile, bu ülkenin kadınlarına ve kızlarına bırtakım kapıları kapalı tutanlar suç işliyorlar o zaman...

Suç işlemeyenlere ceza uygulamak suretiyle, suç işlemeyi sürdürüyorlar yani...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ekrem Kızıltaş Arşivi