Aziz Üstel

Aziz Üstel

Ünlü bir mimarın gözüyle Beyoğlu

Ünlü bir mimarın gözüyle Beyoğlu

Sinan Genim, Türkiye’nin önde gelen mimarlarından. Pera Müzesi’nden Galatasaray Müzesi’ne değin birçok önemli yapıya imza atmış.

Bu gerçek İstanbul beyefendisi, Beyoğlu Dergisi’yle yaptığı söyleşide Kasımpaşa’da doğduğunu söylüyor:

“Nüfus kaydım Cami-i Kebir Mahallesi’nde. Büyük Piyale’ye gelmeden Küçük Piyale Camii’ni geçtikten sonra derenin iki yakasını bağlayan tahta bir köprü, onun bitiminde de, soldaki sokağın içinde, babaannemin büyük bir evi vardı... Bu öykü 50-55 yıl öncesine uzanır.

“Kasımpaşa’yla ilgili ilk anım 1950 seçimleridir. Demokrat Parti kazandığında Tabakhane Meydanı davul zurnayla eğlenen coşkulu bir kalabalıkla dolmuştu. “Başka bir anımsa, zaman zaman babaannem ve halalarımla Kadınlar Çeşmesi’ne doğru kırlara çıkmamız. O dönemin Kadınlar Çeşmesi ile bu günkünü karşılaştırmak mümkün değil elbet... Yeşillikler arasında büyük bir çeşme ve diz boyu papatyalardı bizim bir zamanlar gittiğimiz ...

“Amcamın tuhafiye dükkanını hatırlıyorum bir de. Önceleri Allahverdi Pasajı’ndaydı, sonra çarşının içine taşındı.”

Sinan Genim hemen hemen otuz beş yaşına değin Kuzguncuk’ta yaşamış. Ardından Avrupa yakasına geçmiş; Mecidiyeköy’de ve Nişantaşı’nda on yıl geçirmiş. Çengelköy’de evini yapınca bir kez daha Boğaz’ı geçmiş.

İstanbul’un hemen her yerini seviyor Sinan Bey:

“Topkapı Sarayı, Sultanahmet Meydanı, Eyüp, Anadolu Kavağı, Adalar... İstanbul benim için özeldir. Hele de eski şehir dokusunun sürdüğü bölgeler... Özel mekanlarım da var: Üsküdar Ayazma Camii Avlusu, Vaniköy Camii’nin deniz kıyısı, Kuzguncuk’un İcadiye Caddesi gibi... Yeni şehir dokusunun insanı cezp edici olmadığını düşündüğümden uzak duruyorum.

Ahmet Hamdi Tanpınar ya da Yahya Kemal’in İstanbul’unu çağrıştıran kentin sesine kulak verebileceğimiz mekan sayısı, ne yazık ki, günümüzde pek az. Geçmişte kalmış mekanları yaratmakta da sıkıntı çekiyoruz. Tabi bu zamanın ruhuyla ilgili!

“ İstanbul’da pek çok olumlu gelişim yaşıyoruz. Bütün kısıtlamalara, eleştirilere karşın kent, iç dinamikleri aracılığıyla hareketleniyor. Ne derseniz deyin, KİPTAŞ, TOKİ gibi kurumların, özel müteahhitlerin bitirdiği yapılarla gecekondu sorunu büyük ölçüde çözüldü. Bizse yılar boyu bu sorunu salt yasaklamalarla çözmeye çalışıyorduk. Bu KİPTAŞ, TOKİ, müteahhitler örneği yasaklamayla bir sonuç alınamayacağını, rekabeti teşvik ederek, yeni yollar deneyerek çözüme daha kolay ulaşabileceğimizi gördük.”

Beyoğlu’nun tarihi yapıları arasında korunan olduğu gibi korunamayanlar da olduğunu belirtiyor Sinan Bey.

“Örneğin”, diyor, “Ben geçmişte Bristol Otel olarak hizmet veren yapıyı Pera Müzesi olarak restore ettim. Rosalino Apartmanı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü oldu. Beyoğlu Postanesi artık Galatasaray Kültür ve Sanat Merkezi olarak hizmet veriyor. Eğer bir yapı, insanların yaşamını renklendiriyor, onlara heyecan veriyor, onları mutlu ediyorsa, isteseniz de yok olmaz, korunur. Geçmişte de günümüzde de her şey insan içindir, insanı mutlu etmek için vardır. Benim için önemli olan insandır; insan ve onun mutluluğu. Bunu sağlayabilirsek yapılar da kentler de korunur. “Beyoğlu’nun yeniden yapılanması için en önemli proje Tarlabaşı Projesidir. Eğer gerçekleşirse tabi. Bunun basit bir diğer örneği kendi iç dinamikleriyle Cihangir.

“Cihangir bunu başardı. Ama gene de bir kargaşa var içinde. Bence İstanbul’un kurtuluşlarından biridir Tarlabaşı Projesi. Eskimiş bölgelerdeki her yapı adasının tek bir parsel haline getirilerek, küçük parsellerden kurtulmak, arabaları yer altına almak... İstanbul’un sokaklarını insana açmak gerekiyor... Ben İstanbul’un gelecekte büyük bir kültür ve turizm merkezi olacağına kesinlikle inanıyorum...”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Aziz Üstel Arşivi