SİYASET VE LEŞ KARGALARI

SİYASET VE LEŞ KARGALARI

Böldünüz, Bölüneceksiniz.
Bunu Partisi üç defa kapatılan, Lideri ve kendisi defalarca siyasi yasaklı olan Şevket Kazan söylüyor.
Aymazlığın, gafletin bu kadarı olur mu demeyin.
Demek ki oluyormuş.
Türkiye bu badireden nasıl kurtulur,demokrasinin önündeki engeller nasıl kaldırılır, milletin iktidarı nasıl gerçekleştirilir diye düşünmek, hal çareleri aramak varken, Kazan canı acıyan milyonların feryadını bir tarafa bırakıp,eski bir hesabın davasını güdüyor.
Millete vurulan tokattan, kendi intikamının keyfini çıkarmaya çalışıyor.
Eyvah, eyvah, Sakarya’m….
Bu tavrı görünce bin defa eyvah demek gerekmiyor mu?
Zor ve çetin bir davayı bu küçük adamlar mı taşıyacak?
Niye bu hale geldiğimiz, niye iki de bir –elde var sıfır- noktasına döndüğümüz bu tavırdan anlaşılmıyor mu?
Tük siyasetinin, siyasetçisinin en büyük hastalığı budur.
Milletin hesabını yapmak yerine, partinin, cemaatin, liderin, şunun, bunun hesabını yapmak.
Bu hesap da, siyasetçiyi –aynı iman mihveri altında olsalar dahi- bir birinin kurdu haline getiriyor.Herkes birbirinin zayıf anını kolluyor,birbirini vurmak için yarışıyor. Sonunda,olan millete ve Demokrasiye oluyor.Siyasi aktörler birbirini yiyip tüketirken, tetikte bekleyen başka güçler devreye girerek ipleri eline alıyor.
12 Eylül’de böyle oldu.
28 Şubat’ta böyle oldu.
Şimdi yine böyle.
Politikacının görevi,siyaset kurumu tehdit altına girdiği vakit, partiler arasındaki her türlü ihtilafı bir tarafa bırakıp, önce bu tehditle hesaplaşmaktır.çünkü siyaset yapmanın zemini ortadan kalktıktan sonra hiçbir düşüncenin,fikrin anlamı kalmaz.Hesaplaşmak için bile bu zeminin korunması gerekir.
Baykal diz çöktünüz diye bayram ediyor.
Kazan, böldünüz bölüneceksiniz diye ellerini ovuşturuyor.
Latif Şener,Başbakan diye bağıranlara kendinden geçmiş bir halde”,ne diyorsanız o” diye tatlı rüyalar görüyor.
Ve millet bu hazin manzaraya bakıp, siyasetin leş kargalarını ibretle seyrediyor.
Bu hale niye geldik diye hala soran varsa işte cevabı.
Bu kadro ve kafayla daha iyi bir demokrasi, daha huzurlu bir Türkiye hayaldir.
Son söz:
Bir veli’nin dediği gibi,”Bu zorlu dönemeçte Müslüman’a kılıç çekenin Müslümanlığından(Kamil) şüphe ederim”

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi