Dramatik bitti!..

Dramatik bitti!..

Milletimizi yaklaşık bir aydır heyecanlandıran Milli Futbol Takımımız finale çıkma ümidini son dakikada yediği golle kaybetti..
Doğrusunu konuşmak gerekirse Almanya önünde işimizin zor olduğunu düşünenlerdenim.. Eksik, cezalı, şu, bu, derken bir de baktık ki teknik heyetin o kısıtlı kadrodan çıkardığı ay yıldızlı on birimiz, Almanya’ya 3-2 yenildi. Yenildi yenilmesine ama panzerlerin de tek kelimeyle tozunu attı..
Almanya’yla resmi özel pek çok futbol müsabakası yaptık.. Almanları bu kadar hırpalayan bir Türk Milli Takımına şahit olmadım.. Bu maçta da “ruh” ortaya çıktı ancak sonu mutlu bitmedi..
Direklerden dönen toplar, sağlı sollu kenar bindirmeleri, atılan sert şutlar ve rakipten daha fazla kullanılan kornerler, maç boyu Almanlardan daha üstün bir oyun oynadığımızı zaten ortaya koyuyor..
3-2’lik mağlubiyet Millilerimizin başını önüne eğdirmesin!.. Milli Takım kendisine yakışan oyunu yenilmesine rağmen oynadı..
Alman Milli Takımının 4-5 gol pozisyonu vardı, 3’ü gol oldu.. Ama bizim çocuklarımız daha çok gol pozisyonu ürettiler.. Uğur Boral oynadığı süre içinde Almanya’nın sol tarafını çok rahat geçti ve güzel bir gole de imza attı.. Yine golcü Semih, Sabri’nin olağanüstü bir çabuklukla sağ taraftan taşıdığı topu Alman filelerine gönderdiği zaman dakikalar 85’i gösteriyordu..
Acaba dedik yine aynısı mı olacak?.. İsviçre, çek Cumhuriyeti ve Hırvatistan’tan sonra Almanlar’da mı Türkiye karşısında mağlubiyeti tadacak?.. Maalesef bu sefer tersi oldu.. Son dakikada gülen taraf Almanya oldu..
Hamit, Ayhan, Gökhan Zan, kademe hatası yapmasına rağmen Mehmet Topal, Sabri, maç boyu sahada basmadık yer bırakmayan Aurelio, 4 yıldızlık oynadılar..
Kaleci Rüştü nasıl olur da öyle lüzumsuz çıkış yapar?.
Rüştü böyle bir komik hareketi Hırvatistan maçında da yaptı ve yine golü yedi.. Bakmayın, hemen akabinde golü attık ve o maçı kaybetmedik.. Aslında Rüştü’nün fiyakası o gece bozulacaktı ama Milli Takım maçı Semih’le penaltılara taşıyınca Rüştü de kurtuldu.. Rüştü o maçtan ibret almamış olacak ki aynı abukluğu Almanya önünde de yaptı.. 37 yaşına gelmiş tecrübeli bir kalecinin böylesine üst düzey bir maçta ve de öyle lüzumsuz çıkışına şaşırmamak mümkün değil..
Gelelim Fatih Terim’in maç sonrası sıcağı sıcağına yaptığı “istifa” açıklamalarına.. Aslında bazı kişiler şov maksatlı böyle hareketleri devamlı yapıyor..
Aziz Yıldırım’ı hatırlayın.. İstifa etti, ediyor, derken bir de baktık yeniden döndü.. Ve daha da kalıcı oldu.. Maksat, insanlarımızı harekete geçirmek.. “Aman haa. Sakın!.. Bırakma bizi.. Sen bizim babamızsın, sen ne dersen o olur” misali, futbolseverlerin duygularını istismar etmek.. Bağırtıp çağırtmak!.. Bu gibi Yeşilçam’ı hatırlatan “gidiyorum, elveda” filmlerini çok seyrettiğimizden olsa gerek, pek prim vermiyoruz bu görüntülere..
Fatih Terim, 4 kere lig şampiyonu yaptığı ve UEFA Kupasını kazandırdığı Galatasaray’ın başından ayrıldığı vakit, “bir daha hiçbir Türk takımını çalıştırmayacağını” söylemişti ama bir de baktık perhiz ve turşu hikayesi gibi yeniden geldi Galatasaray’ın başına..
Netice-i kelam; Fatih Terim’in istifa edeceğini sanmıyorum..
Yanılabilirim belki..
İstifa sözlerini de maç sonrası alelacele söylenmiş sözler olarak düşünüyorum.. Peki bu sefer gerçekten kararlıysa?.. Canı sağolsun!.. Allah işini rast getirsin!.. Hizmeti dokunan her kişiye ne söylediysek ona da ayni temennilerde bulunuruz..
Ancak, Fatih Terim Milli Takımdan giderse, Milli Futbol Takımımız elbette mahfı perişan olacak değil..
Su mecrasını bulur.. Ve de herkes yoluna devam eder..
Şunu da ifade ederek yazıma noktayı koyayım;
Kimse Türkiye’den büyük değil..
Ne Terim, ne bilmem kim!..


Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi