M. Şevket Eygi

M. Şevket Eygi

İslâmî tevhid eğitimi

İslâmî tevhid eğitimi

çUKURCUMA’DAKİ “Firuze -Eskiye Dair Ne Varsa-” adlı dükkândan (çukurcuma Caddesi Hacıosman çıkmazı No: 1 Beyoğlu-İstanbul) iki eski mektep/okul karnesi satın aldım.

Biri 1338-1339 ders yılı, Harmanlık İnas (Kız) Numune Mektebine ait. öğrencinin ismi Muhterem Rıfat Hanım. Okuduğu derslerin listesini veriyorum:

Kur’ân-ı Kerim... Malumat-ı Diniye (Din Bilgisi ve Kültürü)... Kıraat (Okuma)... Manzume Ezberi... Yazı... Musahabat-ı Ahlâkiye (Ahlâk Dersi)... Hesap... Eşya Dersleri... Resim... El İşleri... Musikî, bunlardan başka şu konularda da not verilmiş: Hal ve hareket (tavır ve davranışlar)... Dikkat... Say ü gayret (çalışkanlık)... İntizamperverlik...

İkinci karne 1926-1927 ders yılı, Havran İlk Kız Gündüz Mektebi öğrencilerinden Muhterem Mahmut (Babasının ismi olacak) Hanıma ait. Oradaki ders listesi de şöyle: Din dersleri, Kıraat, İmlâ, Sarf ve Nahiv, Tahrir, Yazı, Tarih, Coğrafya, Hesap, Hendese, Tabiat Tetkiki, Resim, Ev İdaresi, Dikiş Nakış, Musikî, Terbiyeyi Bedeniye ve saire...

Birinci karnenin tarihi hicrî veya rumî eski tarih, ikinci diplomada miladî frenk takvimine geçilmiş.

Her iki karnede de ilk dersler: Kur’ân-ı Kerim ve din dersi...

Osmanlı İmparatorluğu’nda ve Cumhuriyetin ilk yıllarında Müslümanlara ait okullarda birinci ders Kur’ân-ı Kerim, ikinci ders Din Bilgisi ve Kültürü idi.

İdadî veya Sultanî denilen liselerde Arapça ve Farsça mecburi idi. Onların yanında bir de Fransızca okutulurdu.

Bütün okullarda yazılı, zengin, edebî kültür Türkçesi okutulur ve öğretilirdi. Okul mezunu hiçbir genç “kadı” kelimesini “d” ile yazmaz, “dat” ile yazardı. Yani imlâ bilirdi.

Sultan Abdülhamit zamanında başta Galatasaray Lisesi olmak üzere bütün okullarda beş vakit namaz cemaatle kılınırdı.

Resmî okulların yanında özel okullar da vardı. Bunlar iyi, güçlü, vasıflı eğitim vermek hususunda birbirleriyle yarışırlardı. Meşhur Hacı İbrahim Efendi’nin özel lisesindeki öğrencilerden Midillili Ali Fuad (daha sonra Cumhuriyet devrinde Maliye Bakanı olmuştur), Arapçadan çok zor bir kitap tercüme etmiş ve bu eser basılmıştır.

Osmanlı okulları küçük beyler, küçük hanımlar, örnek delikanlılar, örnek hanım kızlar yetiştirirdi.

ülkenin en güçlü, en ünlü lisesi olan Galatasaray Sultanîsi’nde sarıklı cübbelî muallimler/öğretmenler bulunurdu. Bunlardan Hacı Mehmet Zihni Efendi’yi rahmetle anıyorum. “Ni’met-i İslâm” adıyla büyük ve mükemmel bir fıkıh/ilmihal kitabı yazmıştır.

Osmanlı okullarının, bilhassa liselerinin kalitesi bugünkülerle mukayese kabul edilmeyecek derecede yüksekti. Bunu insaf sahibi aydınlara, solculara sorunuz, tasdik edeceklerdir.

Kitabı nereye koydum bulamıyorum, Sultan Abdülhamit zamanında yedi yaşında bir Osmanlı çocuğu, bir kitap yazmış, bu kitap basılmış. Başında iki takriz var. Birini Meşhur Ahmet Mithat Efendi kaleme almış, diyor ki: “Ben bu çocukla görüştüm, bu kitabı onun yazdığına kanaat getirdim...” diğer takrizi gayr-i müslim bir matmazel yazmış, o da çocuğu övüyor.

Türkiye Yayınevinin çıkardığı 6 ciltlik “Canlı Tarihler” başlıklı bir hatıra koleksiyonu vardır. 40 yıl önce bu eserin bir yerinde okumuştum: Yine Sultan Abdülhamit zamanında, Yemen’de bir Osmanlı Mektebinin ders yılı bitiminde yapılan töreni anlatıyor. Minik öğrencilerden biri kürsüye çıkmış, ezberinden Fransızca bir şiir okumuş.

önemli olan her yeri beton okul binalarıyla doldurmak değildir. önemli olan çok kaliteli, çok güçlü, çok iyi okullar açmak ve buralarda ileride ülkeye, halka, devlete hizmet edecek kadrolar yetiştirmektir.

Türkiye Müslüman bir ülkedir. Böyle bir ülkede İslâmiyet’e, dindar halka, millî kimlik ve kültüre, millî tarihe ters düşerek, aykırı giderek eğitim hizmeti vermek mümkün değildir.

Tevhid-i Tedrisat kanunu veya devrimi Tevhid dinine karşı çıkartılmıştır. Binaenaleyh faydalı değil, zararlı olmuştur.

Bu konuda doğruyu söylediğim için beni kınayanlar çıkabilir, zaten dokuz köyden kovulmuşum, onuncusundan kovulsam ne yazar...

Müslümanlara hitap ediyorum: çocuklarınıza Kur’ân öğretiniz, çocuklarınıza (Ehl-i Sünnet Müslümanlığı çerçevesinde) din bilgisi ve din kültürü verdiriniz. Bu bilgi ve kültür sadece kitap okumakla olmaz, İyi hocalar ve rehberlerle elde edilir.

Erkek veya kız evlatlarınızı şımartmayınız. Sefahate/beyinsizliğe yönlendirmeyiniz. Eski Osmanlı çocukları gibi terbiyeli ve efendi küçük beyler, terbiyeli ve iffetli küçük hanımlar olsunlar.

çocuklarınızı iyi yetiştirirseniz, ölümünüzden sonra amel defterleriniz kapanmaz, onların yaptıkları iyi işler, sizin de sevap hanenize kaydedilir. İyi yetiştirmezseniz, onların günahları, bozuk işleri sizin günah hanenize yazılır.

Fikir hürriyeti var, dinsizler dinsizlik diye bağıracaklar ve çalışacaklar; biz Müslümanlar da din, ahlâk, fazilet, edep, terbiye, hikmet, iffet, mürüvvet, ilim, irfan için çalışacağız.

Bu yarışmayı biz kazanırsak hem kendimizi, hem ülkemizi kurtarmış oluruz. Vazifemizi yapmaz, yarışmayı kaybeder, imtihanda geçer not alamazsak batarız.

Cemaat Asabiyeti Bir Müslümanı Ne Hale Getiriyor

ZINDIKLIK KOMİTELERİ başlıklı yazım hakkında gönderilen e-maillerden birini aynen aşağıya alıyorum. “Göçmen” takma adını kullanan kişi bakın neler yazmış:

emrolundugun gibi dosdogru ol

bir tek ben dogruyum bir tek ben muslumanim bir tek ben namusluyum bir tek ben anlarim estetikten.kim musluman kim degil bunun kararini verebilirim. gelin gelin bana biat edin benim disimdaki sozunu dinlediginiz herkes sapiktir kafirdir munafiktir dalalettedir. bu dünya zaten batmis bu ulke bitmis herkes hirsiz herkes arsiz herkes uckagitci. bu ulke ölmüs artik bu halk batakliga saplanmis bu dunyanin sonu gelmis, ey muslumanlar o zindiktir bu munafiktir su yalancidir filandır bu fesmekandir. hmm (Gocmen)

Bu kişi acaba bir cemaat mensubu mudur?

Peygamberimizi, Kur’ân’ı, İslâm’ı inkar edenlere kafir demek, herkesi kafir ilan etmek midir?

Bendeniz “Bir tek ben Müslümanım” dedim mi, der miyim hiç? Aksine, aynı meşrebte olan mü’minler kardeştir; meşreb farklılıkları olan mü’minler has kardeştir, daha kardeştir diye defalarca yazmamışım mıdır?

Bu e-mail metnini niçin buraya aldım?

Halkımız görsün, cemaatçilik asabiyeti (taassubu, fanatizmi) bir Müslümanı ne hale getiriyor.

Ne akıl bırakıyor, ne insaf, ne vicdan, ne adalet, ne mantık...

Yalan, iftira, saptırma, saldırma...

Onlar, Ehl-i Kitab ile aramızda âmentü konusunda ittifak/birlik vardır diyorlar. Biz soruyoruz: Nasıl birlik olabilir ki, onlar Teslis’e inanıyor, Hazret-i İsa Allah’ın oğludur, tanrıdır diyor; biz ise Tevhid’e inanıyoruz. Teslis ile Tevhid bir olur mu?

Bu memlekette korkunç, dehşet verici, yüz kızartıcı bir kirlilik ve kokuşma olduğunu inkar edene deli denir. Birleşmiş Milletlerin her yıl yaptırdığı dünya ülkeleri temizlik anketinde Türkiye (10 üzerinden) 3 küsur notla 140’ıncı sırada yer alıyor. Türkiye’ye temiz ve şeffaf bir ülke demek için insanın deli olması gerekir.

Bendenizin kendimi övdüğüm duyulmuş ve görülmüş müdür? Kendimi övecek kadar kibirli, gururlu, egoist, hodfüruş ve beyinsiz değilim.
Şu e-maili bir kere daha okuyun ve cemaat asabiyeti bir insanı ne hale getiriyor görün.


Önceki ve Sonraki Yazılar
M. Şevket Eygi Arşivi