M. Şevket Eygi

M. Şevket Eygi

Her gün bir kere tekrarlanmalıdır

Her gün bir kere tekrarlanmalıdır

Bir Müslüman her gün tekrarlamalıdır:

“Ben Rab olarak Allahü Teala’dan, Kitab olarak Kur’an-ı Kerim’den, din olarak İslam’dan, Nebi ve Resulullah olarak Muhammed Mustafa aleyhissalatuvesselamdan, Şeriat olarak Şeriat-ı Garra-ı Ahmediyyeden, Ümmet olarak Ümmet-i Muhammed’den, ahlak sistemi olarak İslam Ahlakından razıyım. (Razı olmak, şeksiz şüphesiz kesin iman etmek demektir.)”

***

Hiç gerekmediği halde, ameliyatsız tedavisi mümkün olduğu halde bir hastayı ameliyat edenlere, adilane para ve hapis cezası verilmesini uygun bulur musunuz?

***

Eynesil faciası hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

***

İslam fazilet (erdem) dinidir. Faziletsiz Müslüman düşünemiyorum. İnsan günahsız olamaz. Az veya çok günah işler. Faziletli Müslüman açıkta açıkça küstahça meydan okurcasına günah işlemez. Bu da bir fazilettir.

***

Makyavel “Ya okşayacaksın yahut yok edeceksin” diyor. Bu kural zamanımızda da geçerlidir… Okşamak: Makam mevki, paye vermek; maddi menfaatle taltif etmek, kendine bağlamak.

***

Dünya büyükleri minnet ve teşekkür borcu altında kalmaktan hiç hoşlanmazlar. Büyük adamlara iyilik edenler, hatta onların canlarını kurtaran kimseler ayaklarını denk alsınlar.

***

 “Türkiye’nin eğitim sistemi düzelir mi düzelmez mi? Düzelmesi mümkün müdür? Nasıl düzelebilir? Gerekçeleriyle beyan ediniz?” Mevzuunda bir kompozisyon (rapor) yarışması yapılsa bendeniz ona iştirak ederim. Fakir eğitimci pedagog değilim ama maarif kültürüne sahibim, bu konuda söyleyeceğim çok şeyler vardır.

***

Zengin, varlıklı bir işadamı sevdiği ve beğendiği bir düşünür veya sanatkârı maaşa bağlamış. Adamcağızın çalıştığı malıştığı yok. Canı isterse geliyor istemezse gelmiyor. Lakin maaşını tıkır tıkır alıyor. İşadamının bu yaptığı makuldür, kıymetli bir insanı himaye ettiği için övgüye layıktır. Maaş, ücret alana da bir şey diyemeyiz. Lakin çalışmadan maaş almak devlette ve belediyelerde olmaz. Beytülmalden, hakkı olmayan kimseye maaş ve ücret ödenemez. Gerçek fakirlere, miskinlere, mültecilere yardım edilebilir. Devlet ve belediyeler hiç kimsenin babasının çiftliği değildir.


***

Bir sağlık formülü: Büyük bir limonun yarısının suyunu bir bardağa sıkınız. Üzerine orta büyüklükte bir sarımsağı ezerek koyunuz. Geri kalan kısmını su ile doldurunuz. Bismillah diyerek içiniz. Bunu her gün devamlı olarak yapmayınız, arada bir yapınız. Ucuz ve kolay bir ilaç… Tek sakıncası kokusudur.

***

Çocukluğumda Sultanahmet Divanyolu caddesinde Doktor Hafız Cemal Lokman Hekim vardı. Popüler sağlık kitapları yazardı. Sarımsağın iki yüze yakın derde deva, hastalığa şifa olduğuna dair bir risalesini görmüştüm. Allah rahmet eylesin…

***

15 yılı geçti, belki 20 yıla yaklaşmıştır, kalbim için BELOC isimli bir tableti her gün yutuyorum. Bir ay kadar önce, “Yahu yıllardır şu ilacı kullanıyorum prospektüsünü okumadım, bir okuyayım” dedim. Satırları okudukça aklım başımdan gitmeye başladı. Hele aşağıda aynen yazdığım şu ibareden sonra:

Beloc’u aşağıdaki durumlarda KULLANMAYINIZ:

.......

* KALBİNİZ İLE İLGİLİ PROBLEMLERİNİZ VARSA… (Tekrar ediyorum aynen bu şekilde yazılıdır.)

Düşünüyor musunuz, uzun yıllar boyunca her gün kalbim için bir hap almışım, ilacın tarifnamesinde kalbinizle ilgili bir problem varsa sakın kullanmayınız diyor. Bu uyarı akla zarar bir şey değil mi?.. Bir doktor dostum söylemişti. Hastalar ilaç tarifnamelerini okusalar hiçbirini kullanmaz demişti… Şu anda ben adı geçen ilacı kullanmaya devam ediyorum. Çünkü on beş sene boyunca tükettiğim için bağımlılık yapmış.

***

Bu yazıyı hastahanede yazdırıyorum. İnşallah ipe sapa gelir yararlı bir yazıdır. Bu takdirde aklımın sağlam kaldığına hükmedebilirsiniz.

***

1959’da gazetecilik yapmış olsaydım zamanın Başvekili Adnan Menderes’e hitaben şu mealde açık bir telgraf yayınlardım:

“Muhterem Beyefendi… Rahat olmayınız, halk beni tutuyor, kimse bir şey yapamaz gafletine düşmeyiniz. Etrafınızdaki çember daralmaktadır. Dostlarınızı düşmanlarınızı birbirlerinden ayırt ediniz. Gereken bütün tedbirleri alınız. Cenab-ı Hak milletimizi devletimizi vatanımızı zat-ı âlinizi şerir şaki hain iç düşmanların hıyanetlerinden korusun. Hürmetlerimle.”


***

1960’dan beri kaç darbe geçti? 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997, 15 Temmuz 2016… Bunlar Türkiye’mizi en az elli sene geri bıraktı. Bendeniz askeri sivil bütün darbelere karşıyım. Seçimle halkın oyuyla gelenler, yine seçimle gitmelidir.

***

Demokrasiyi putlaştırmıyorum, ideal bir rejim olarak görmüyorum ama ehven-i şerreyndir.

***

Devlet ile rejimi özdeşleştirenler siyaset konusunda cart curt etmesinler. Devlet korunması gereken zaruri bir değerdir. Kötü rejim ve sistemler ise değişmeli, yerlerine daha iyisi yoksa, daha az kötü olan gelmelidir.

***

Sinoplu Diyojen’den hoşlanmam. Meczup bir filozoftur. Kocaman bir fıçının içinde yaşarmış. Çalışma, kazanma yok, ona buna el açarmış. Affedersiniz, herkesin arasında kendini tatmin edermiş. Lakin bütün olumsuz taraflarını gölgede bırakan bir menkabesi var: Büyük İskender oradan geçerken Diyojen’i güneşlenirken görmüş. Dile benden ne dilersen demiş. O da, gölge etme başka ihsan istemem, cevabını vermiş.

***

Sezar’ların Brütüs’leri vardır. Sezar, Brütüs’üne dikkat et!..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
M. Şevket Eygi Arşivi